İsrail Meclisi Knesset'ten dikkat çeken bir açıklama geldi. 30 Aralık 2025 tarihinde İsrail televizyon kanalı Kanal 14'e konuşan Knesset üyesi Ohad Tal, Türkiye'nin İsrail için en büyük tehdit haline geldiğini ileri sürdü.
"Türkiye, İran'ın Yerini Aldı"
Ohad Tal, "Al Boqor" programında yaptığı değerlendirmede, İsrail'in ana tehdidinin artık İran değil, Türkiye olduğunu savundu. Tal'a göre, Türkiye, İran'ın yerini alarak ondan daha tehlikeli bir aktöre dönüştü. Bu değerlendirmenin arkasında ise Türkiye'nin NATO üyesi olması ve uluslararası arenada meşru bir ortak olarak görülmesi yatıyor.
Tal, "İran uluslararası arenada itibarsız durumda. Buna karşılık NATO üyesi olan Türkiye, savunma sanayi ihracatı da dâhil olmak üzere meşru bir ortak olarak görülüyor" ifadelerini kullandı. Bu durumun, Türkiye'yi İsrail açısından daha kritik bir tehdit haline getirdiğini öne sürdü.
Netanyahu'dan Net Tutum Beklentisi
Meclis üyesinin bu sözleri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington'daki görüşmeleri öncesinde geldi. Ohad Tal, Netanyahu'nun bu görüşmelerde Türkiye konusunda net bir tutum alması gerektiğini vurguladı.
Tal, İsrail'in ABD'ye "kırmızı çizgilerini" açıkça iletmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin silah sistemleri ve uçaklar almasına razı değiliz. Bölgede sahip olduğumuz askeri gücün zarar görmesini istemiyoruz" dedi. Bu açıklama, İsrail'in Türkiye'ye yönelik silah satışlarına karşı olduğunu da net bir şekilde ortaya koydu.
"Başımızı Kuma Gömemeyiz"
Ohad Tal, Türkiye'nin İsrail'i ana tehdit olarak tanımladığını iddia ederek, "Başımızı kuma gömüp bunu görmezden gelemeyiz" şeklinde konuştu. İsrailli politikacı, Türkiye'yi Mısır'la birlikte İsrail için başlıca tehditlerden biri olarak nitelendirdi ve bu tehdidin "kesinlikle İran'dan daha az olmadığını" sözlerine ekledi.
Bu açıklamalar, iki ülke arasındaki gerilimli diplomatik ilişkiler bağlamında yeni bir tartışma konusu olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin bölgesel askeri kapasitesi ve NATO üyeliği, İsrail'deki bazı çevreler tarafından stratejik bir endişe kaynağı olarak değerlendiriliyor.