İsrail'in Batı Şeria'daki Yeni Düzenlemeleri Mescid-i Aksa'yı Hedef Alıyor
İsrail'in Batı Şeria Düzenlemeleri Mescid-i Aksa'yı Hedefliyor

İşgalci İsrail hükümetinin önceki gün ilan ettiği yeni kararlar, Batı Şeria'daki denetim ve kontrolünü daha da artırarak bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Bu düzenlemeler, El-Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim ve Beytullahim'deki dini mekanlara da el atılmasını içeriyor. Uzmanlar, bu gelişmelerin sıranın Mescid-i Aksa'ya geldiğine işaret ettiğini belirtiyor.

Mescid-i Aksa'ya Yönelik Planlar Hız Kazanıyor

Yıllardır Mescid-i Aksa'nın altına tüneller açarak ve baskınlar düzenleyerek Süleyman Mabedi'ni kurma çabalarını hızlandıran işgalci güç, şimdi de yasal düzenlemelerle bu hedefine adım adım yaklaşıyor. İsrail'in önünde, bu düzenlemelerin ardından sadece Mescid-i Aksa'ya yönelik doğrudan adımların kalması dikkat çekiyor.

Kudüs'te Askerileştirme ve Güvenlik Önlemleri

Her Ramazan ayı öncesi Kudüs'teki güvenlik kuşatmasını artıran İsrail, bu kez kente yüzlerce polis ve asker yığarak durumu askerileştiriyor. Benzer bir strateji, uzun süredir El-Halil'deki Harem-i İbrahim Camii'nde uygulanıyor. İşgalci güç, burada gerçekleştirdiği statü değişikliğinin aynısını, asker ve polis yığdığı Kudüs ve Mescid-i Aksa'da da hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Harem-i İbrahim'deki Bölünme ve Provokasyonlar

Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1997'de imzalanan El Halil Anlaşması, kenti Müslümanlar ve Yahudiler arasında ikiye böldü. İsrail, bu tarihten sonra Müslümanların Kabe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa'dan sonra en önemli dördüncü kutsal mekanı olan Harem-i İbrahim'i de ikiye bölerek bir kısmını sinagoga çevirdi.

Aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, Nisan 2025'te Yahudi yerleşimcilerle birlikte camiye baskın düzenledi. Ben-Gvir, daha sonra caminin statüsünün değiştirilmesine direnen El-Halil Polis Şefi Amir Arzani'yi görevden uzaklaştırdı. El-Halil'dekine benzer bir sürecin Kudüs'te de işlediği belirtilirken, Harem-i İbrahim Camii için atılan adımların Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmenin provası olduğu vurgulanıyor.

Mescid-i Aksa'da Mekânsal Bölünme Tehlikesi

Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı'na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor. İsrail yönetimi, tarihi statükonun korunduğunu savunsa da, Mescid-i Aksa Külliyesi altında Süleyman Mabedi kalıntıları iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor.

Filistin Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı, ocak ayı boyunca polis korumasındaki fanatik İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya 21 kez baskın düzenlediğini açıkladı. Özellikle Gazze'deki soykırımın başından beri Aksa'ya yönelik ihlalleri artıran Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi yerleşimciler, burada Talmud ayinleri yaparak Harem-i İbrahim'de olduğu gibi fiili bir mekânsal bölünmeyi dayatıyor.

Demografik Değişim ve Yahudileştirme Politikaları

2018 yılından beri kentte gayrimenkul düzenlemeleri yapan işgal hükümeti, 2 bin 300 dönümlük bir arazinin mülkiyet hakkını belirledi. Bu arazinin yüzde 85'i Yahudilere devredildi. İşgal hükümeti, son olarak önceki gün Aksa'nın hemen yakınındaki Silvan mahallesinde 10 Filistinli aileye evlerini devretmeleri için resmi yazı gönderdi.

İsrail hükümeti, bu yolla Kudüs'ü Yahudileştirmeyi sürdürürken, Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmek için son adıma kadar geldi. Son yasal düzenlemelerin ardından statünün değiştirilmesi için İsrail hükümetinin yakında adım atacağı tahmin ediliyor.

Trump'ın İlhaka Karşı Tutumu

Diğer taraftan, Axios Muhabiri Barak Ravid, X paylaşımında bir Beyaz Saray yetkilisine dayanarak, Trump'ın Batı Şeria'nın İsrail tarafından ilhak edilmesine sıcak bakmadığını savundu. Yetkili, "İstikrarlı bir Batı Şeria, İsrail'in güvenliğini sağlar ve bu yönetimin bölgede barış hedefiyle uyumludur" ifadesini kullandı.

Daha önce de İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine karşı çıktığını dile getiren Trump, Ekim 2025'te İsrail Parlamentosu'ndaki ilhaka ilişkin oylama için "Batı Şeria konusunda endişelenmeyin, İsrail orada hiçbir şey yapmayacak" demişti. Ancak, İsrail'in son adımları bu açıklamalarla çelişiyor gibi görünüyor.