Transatlantik İlişkilerde Derin Kırılma: AB Stratejik Özerklik Yolunda
ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı elde etme konusundaki ısrarcı tutumu ve Avrupa Birliği'nin (AB) karşı karşıya kaldığı ciddi güvenlik sınamaları, seksen yıllık geçmişe sahip olan transatlantik ilişkilere önemli bir darbe indirdi. Rusya'yı kıta için temel bir tehdit olarak gören ve Washington'u uzun yıllar boyunca başlıca müttefiki olarak konumlandıran AB, ittifakın yaşadığı kırılganlıklar karşısında yeni bir ufuk arayışına girdi. 2013 yılında ABD'nin "Asya'ya Yönelme" politikasının ardından gündeme gelen "Stratejik Özerklik" kavramı, bu zorlu konjonktürde birliğin en önemli önceliklerinden biri haline geldi.
Eski AB Lideri Michel'den Kritik Değerlendirmeler
Eski AB Konseyi Başkanı ve eski Belçika Başbakanı Emeritus Charles Michel, Avrupa'nın yüzleştiği yeni gerçekliği Yeni Şafak'a özel olarak değerlendirdi. Görev süresi boyunca kıtanın karşılaştığı tehditlere kolektif yanıtlar verilmesi gerektiği bilincini aşılamaya çalışan Michel, birlik olmanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Michel, "Birlik, beş yıllık görev sürem boyunca benim önceliğimdi ve gururla söyleyebilirim ki her AB zirvesinde bunu başardık. Alınan kararlar her zaman oy birliğiyle kabul edildi. Birlik, güvenilirlik ve etki gücünün temel koşuludur. Birlik olmadan baskıyı davet ederiz" dedi.
Stratejik Özerklik: Bir Zorunluluk Haline Geldi
Stratejik Özerklik kavramının kendisi için hiçbir zaman sadece bir slogan olmadığını belirten Michel, son on yıldır dünyanın müzesi haline gelmemek için bu yönde yatırım yapılması gerektiğinin açık olduğunu ifade etti. Michel, "Bu, bugün de bir zorunluluktur. Mevcut jeopolitik koşullarda stratejik özerkliğimizi inşa etmek için hızlı ve zaman zaman cesur kararlar almaktan başka bir seçeneğimiz yok. Bu, Avrupa'nın tek güvenlik politikasıdır" yorumunu yaptı.
Rusya'nın Fırsatçı Tutumu ve Birlik Vurgusu
Avrupa'nın pazarı, sanayisi ve özgürlükleriyle gerçek bir etki gücüne sahip olduğunu, ancak bu gücün ancak kullanıldığı takdirde işe yarayacağını dile getiren Michel, Rusya'nın çatlak ve bölünmelerden faydalanmaya çalışacağı uyarısında bulundu. Michel, "İşte tam da bu nedenle birlik bir zorunluluktur ve stratejik özerkliğe geçişimiz ciddi, hızlı ve somut olmak zorundadır. Seçim çok nettir: Ya birlikte ve hızlı hareket ederiz ya da başkaları bizim yerimize karar verir" ifadelerini kullandı.
Transatlantik İlişkilerde Dönüm Noktası
Trump'ın Grönland konusundaki ısrarına da değinen Michel, "On yıllardır bildiğimiz şekliyle transatlantik ilişki sona ermiştir ve yeni bir ilişki inşa etmemiz gerekmektedir. Bir Avrupa toprağının egemenliği tehdit edildiğinde, dimdik durmalı ve onu savunmalıyız" dedi. Michel, Avrupa'nın birlik ve kararlılıkla hareket etmesi halinde dengeyi yeniden tesis edebileceğini, ancak diyaloğun ancak eşitler arasında işe yaradığını vurgulayarak stratejik özerkliğin gerekliliğine işaret etti.
Türkiye ile İş Birliğinin Önemi
Michel, AB güvenliğinin Türkiye olmadan düşünülemeyeceğinin altını çizdi. "Türkiye büyük bir bölgesel ve stratejik aktördür. Avrupa, güvenlik, enerji yolları, göç ya da Akdeniz'de istikrar konularını Türkiye olmadan düşünemez" diyen Michel, stratejik özerkliğin izolasyon anlamına gelmediğini, daha güçlü ortaklıklar anlamına geldiğini belirtti.
"Avrupa ve Türkiye bazı konularda anlaşmazlık yaşayabilir, ancak gerçekten önemli olan alanlarda yine de iş birliği yapabilir. Şu anda ihtiyaç duyulan şey daha az ideoloji ve duygu, daha fazla pragmatizm ve eylemdir" ifadelerini kullanan Michel, güvensizliği azaltmak ve somut projeler üzerinde çalışmak gerektiğini söyledi.
Savunma ve NATO Konusunda Hazırlıklı Olma Çağrısı
Avrupa'nın güvenliğinin güçlü bir sanayi temelli gerçek Avrupa savunmasından geçtiğini vurgulayan Michel, bu durumun Türkiye, Birleşik Krallık, Ukrayna, Norveç, Batı Balkan ülkeleri ve diğerleriyle daha yakın iş birliği gerektirdiğini belirtti. "Araçlara ve teknolojilere sahibiz. Daha az konuşma, daha fazla eylem. Daha cesur ve daha hızlı olmalıyız" diyen Michel, ideal olarak Avrupa savunmasının NATO ile ve NATO içinde gerçekleşmesi gerektiğini, ancak son gelişmelerin her türlü ihtimale karşı hazır olunması gerektiğini gösterdiğini sözlerine ekledi.