Türkiye'nin Bölgeyi Ateşten Kurtarma Planı Masada Kaldı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ekibi, İsrail ile ABD'nin bölgeyi ateşe atacak olası saldırılarını engellemek amacıyla kapsamlı bir çözüm dosyası hazırladı. Yoğun bir diplomasi trafiğiyle geçen 20 gün boyunca, nükleer müzakerelerden rejim reformlarına, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden enerji işbirliğine kadar kritik başlıklar masaya yatırıldı. Ancak Türkiye'nin bu barışçıl ve yapıcı çabaları, uluslararası arenada Rusya ve Çin'in doğrudan yönlendirmesiyle maalesef reddedildi.
Ankara-Tahran Hattında Geçiş Koalisyonu Teklifi
Ankara ile Tahran arasındaki görüşmelerin merkezinde, mevcut Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan öncülüğünde bir geçiş koalisyonu oluşturma teklifi yer aldı. Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, eski Cumhurbaşkanlığı Kurul Üyesi Prof. Dr. Aygül Attar'ın aktardığı bilgiler, Türk diplomasisinin İsrail'in İran'ı tamamen çökertme ve etnik kaos üzerinden bölgeyi yağmalama planını çok erkenden deşifre ettiğini ortaya koydu. Bu kritik istihbarat, Ankara'nın acil bir çözüm arayışını daha da hızlandırdı.
Çıkış Yolu Sunuldu Ancak Tarihi Fırsat Kaçırıldı
Ankara, Trump yönetiminin sınırlı kazanımlarla ikna edilebileceğini görerek Tahran'a somut bir çıkış yolu sundu. Fakat İran yönetimi, Pezeşkiyan'lı geçiş süreci önerisine Ruhani ve Musavi seçenekleriyle cevap vererek bu tarihi fırsatı ıskaladı. Bu reddediş, bölgede artan gerilimler karşısında diplomatik bir pencereyi daha kapattı.
Rusya ve Çin'in Belirleyici Baskısı
Sürecin İstanbul'dan Umman'a taşınmasında Rusya ve Çin'in tazyiki belirleyici bir rol oynadı. Yapılan analizlere göre Çin, ABD'nin İran'da uzun yıllar oyalanmasını ve bölgenin bir "Amerikan bataklığına" dönüşmesini stratejik olarak istiyor. Rusya ise Ukrayna savaşının intikamını İran coğrafyası üzerinden almayı hedefliyor. Küresel aktörlerin bu derin hesapları, Ankara'nın bölgesel istikrarı ve tarihi mirası koruma amacını maalesef saf dışı bıraktı.
Beşşar Esad Süreciyle Çarpıcı Benzerlik
Başkent kulislerinde konuşulan en çarpıcı değerlendirme, Tahran'ın tavrının 2011'deki Beşşar Esad süreciyle olan benzerliği. Güvenilir kaynaklar, Tahran yönetiminin tıpkı Esad gibi reforma ve uzlaşıya kapılarını kapatarak benzer bir yıkım ve kaos dolu akıbeti seçtiğini vurguluyor. Türk devlet aklının öngördüğü yıkım senaryosu, İran'daki müesses nizamın stratejik körlüğü nedeniyle bugün ne yazık ki gerçeğe dönüşmüş durumda. Bu durum, bölgesel barış çabalarının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.



