Tukidides Tuzağı mı, Çok Kutuplu İşbirliği mi? Trump-Şi Zirvesi
Tukidides Tuzağı mı, Çok Kutuplu İşbirliği mi?

Küresel Güç Mimarisi Yeniden Şekilleniyor

15 Mayıs 2026 Cuma günü Pekin'de Başkan Trump ile Devlet Başkanı Şi arasında başlayan görüşmeler, 21. yüzyılın küresel güç mimarisinin hangi istikamete evrileceğine dair tarihi bir eşik niteliği taşıyor. Dünya kamuoyu küresel ticaret ağları, Tayvan Krizi, İran Savaşı, kritik mineraller ve yapay zeka rekabetine odaklanmış durumda. Ancak asıl kritik mesaj, Şi'nin ilk cümlelerinde saklıydı: 'Çin ve ABD, Tukidides Tuzağı'nı aşarak büyük ülke ilişkilerinde yeni bir paradigma oluşturabilir mi?'

Şi'nin Mesajının İki Katmanı

Şi'nin konuşmasındaki bu ifade elbette konuşmaya şıklık olsun diye yapılmış bir akademik gönderme değil. Antik Yunan tarihçisi Thukydides'in Atina ile Sparta arasındaki Peloponez Savaşı'ndan çıkardığı meşhur sonuca atıftan söz ediyoruz; 'yükselen gücün yarattığı korku, yerleşik gücü savaşa iter'. Harvard Üniversitesi hocalarından Graham Allison'ın yeniden popülerleştirdiği bu kavram, bugün doğrudan ABD-Çin rekabetinin özeti olarak okunmalı. Şi'nin bu kavrama özellikle atıfta bulunması iki katmanlı bir mesaj özelliği taşıyor.

Birinci katman, görünürdeki iyi niyet: 'çatışmayı değil, birlikte yönetilen rekabeti tercih edelim.' Nitekim Şi açık biçimde 'rakip değil, ortak olmalıyız' dedi. Ancak ikinci katman daha derin; 'Çin artık korkulan güç seviyesine ulaştı.' Çünkü Tukidides Tuzağı ancak yükselen güç gerçekten hegemonu rahatsız edecek kapasiteye eriştiğinde dile gelir. Şi'nin 'bizden korkmayın' demesi, aynı zamanda 'korkulacak kadar büyüdüğümün farkındayım' anlamına da gelmekte.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İran Savaşı ve Stratejik Dengeler

Tam da bu noktada, İran Savaşı ve Hürmüz gerilimi devreye giriyor. Amerikan istihbarat çevrelerinin Trump'a sunduğu değerlendirmeler, Çin'in bu krizden diplomatik, enformasyonel, askeri ve ekonomik (DIME) avantajlar elde ettiğine işaret ediyor. ABD'nin Patriot, THAAD ve Tomahawk stoklarını ciddi ölçüde tüketmesi bir yana; hem İsrail'i hem Körfez müttefiklerini destekleme zorunluluğu, Washington'un Pasifik'te Tayvan Gerginliği senaryosuna dönük caydırıcılığını zayıflatmakta. Pekin bu durumu dikkatle izliyor.

Nitekim Şi'nin Tayvan konusunda 'yanlış yönetilirse çarpışma; hatta çatışma olabilir' uyarısı, bir nezaket cümlesi olmaktan çok, esas Çin'in stratejik kırmızı çizgisinin ilanı anlamına geliyor. Çin, Washington'dan artık yalnızca 'Tek Çin' söylemi değil, Tayvan'ın bağımsızlığına destek verilmediğinin daha net teyidini istiyor.

Ekonomi Cephesinde Mesajlar

Ekonomi cephesinde ise Şi'nin 'ticaret savaşlarının galibi olmaz' vurgusu, yalnızca tarifelere karşı klasik Çin refleksi olarak okunmamalı. Bu aynı zamanda ABD'ye, Çin'i çevrelemeye çalışırken kendi maliyetlerini de arttırdığını hatırlatmak anlamına geliyor. Çin çok net farkında ki, İran savaşı, enerji fiyatları, tedarik zinciri baskısı ve mühimmat tüketimi, Washington'un stratejik kapasitesini aşındırmakta. Zaten Trump'ın Şi'ye yönelik 'Siz harika bir lidersiniz' sözleri ise diplomatik nezaketin ötesinde, pragmatik bir kabul. Çünkü ABD bugün Çin'i yalnızca rakip değil, aynı zamanda İran'dan küresel ticaret koridorlarına kadar, birçok dosyada vazgeçilmez bir aktör olarak muhatap almak zorunda olduğunun farkında.

Kontrollü Rekabet ve Yeni Düzen

Uluslararası düşünce kuruluşlarının ortak kanaati de, bu zirvenin amacının büyük bir uzlaşmadan çok, iki süper gücün 'kontrollü rekabetin kurallarını yeniden yazdıkları' bir müzakere sürecini temsil etmesi. Yani mesele savaşın tamamen önlenmesi değil; rekabetin yönetilebilir hale getirilmesi. ABD, Çin ve Rusya arasında çok kutuplu bir işbirliği ile kontrollü rekabetin aynı anda hüküm süreceği bu yeni evrede, 2. Merkantilizm döneminin evrileceği 'yeni küresel düzen' yalnızca büyük güçlerin tercihleriyle şekillenmeyecek. Türkiye gibi kendi coğrafyasında 'orta güç' olan ülkeler; hem oyun kurucu, hem denge kurucu, hem de ilham veren çekim merkezleri olarak yeni sistemin asli aktörleri haline gelecek.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Tarihin Önündeki Soru

Küresel ekonomi-politik sistemin aktörleri şu soruya cevap arıyor: 'ABD, 80 yıllık yerleşik hegemon refleksini terk edip, çok kutuplu düzeni kabullenebilecek mi?' Unutmayalım, karar yalnızca Trump ile Şi'nin değil; tarihin kendisinin de önünde.