Hamburg'da düzenlenen Die Zeit gazetesinin 80. kuruluş yıl dönümü etkinliği, beklenmedik bir şekilde Türkiye ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında krize dönüştü. Almanya elitlerinin katıldığı siyasi forum, Alman politikacının sözleriyle siyasi gündemin merkezine oturdu.
Von der Leyen'in Gafı
Von der Leyen, AB'nin bütünleşmesi üzerine yaptığı konuşmada, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük düşünmeliyiz" ifadesini kullandı. Bu sözler, Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koyması nedeniyle büyük tepki çekti. Leyen'in bu açıklaması, "büyük lokma yut, büyük söz söyleme" atasözünü akıllara getirdi.
Avrupa'da Değişen Söylem
Eski Alman Savunma Bakanı da olan Leyen, Helmut Kohl ve Angela Merkel dönemlerinden kalma bir siyasi figür olarak görülüyor. Merkel'in yakın dostu olan Leyen, aslında Avrupa'nın Rus enerjisi, Çin'in ucuz üretimi ve Amerika'nın güvenlik şemsiyesi altında yaşadığı dönemin bittiğini vurgulamak istedi. Ancak içgüdüsüne yerleşmiş anti-Türkiye enerjisi ve Almanya mahfillerine egemen Türkiye söylemi, Avrupa'nın hayrına olmayan bir ifadeye imza atmasına neden oldu.
30 Yıllık Klişe
Türkiye'nin Ukrayna ile birlikte Avrupa kurumları dışında tutulması fikri 30 yıllık bir geçmişe sahip. Die Zeit gazetesinde eski Başbakan Helmut Schmidt tarafından Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana savunuluyor. Peki, 30 yıldır tekrarlanan bu klişe neden şimdi tepki çekiyor? İki ülkenin birlikte dışarıda tutulmasının artık Avrupa'nın canını yakan bir bedeli var.
Türkiye'nin Artan Önemi
Türkiye'nin Ukrayna milli mücadelesine can suyu olduğu, Karabağ'ı Batı emperyalizminin elinden çekip aldığı, Somali üzerinden Hint Okyanusu'nda alan hakimiyeti oluşturduğu, Libya'da Yunanistan kartını yırttığı ve Suriye'de Hatay sürecini sürdürdüğü AB ve NATO uzmanı Türk yorumcular tarafından seslendirilmiyor. Oysa Türkiye'nin Rusya ve Çin ile aynı cümlede sayılması sadece nezaket zaviyesinden değerlendirilemez. 2017'den bu yana Almanya'da devlet belgelerinde Türkiye'nin Rusya ve Çin ile yan yana dizildiği biliniyor.
Reel Politikadan Uyarı
Alman siyasetçi Leyen, Hamburg'dan Türkiye'ye sallayadursun, siyasi gelişmeler hiç de öyle AB Başkanı'nı doğrular yönde değil. Türkiye'de olduğu kadar Avrupa'da da tepkilere neden olan sözler, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakan Fidan ve Yaşar Güler ile görüşmeleri ile eş zamanlı basına yansıdı. "NATO Genel Sekreteri Ankara'da Türkiye ile stratejik toplantı yaparken AB cephesinde Türkiye'yi Rusya-Çin ile anmak çelişkili görüntü verdi" yorumları yapıldı.
İngiltere-Türkiye Stratejik Ortaklığı
NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Ankara ziyaretini İngiltere-Türkiye Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi izledi. Birleşik Krallık ile Türkiye arasında 23 Nisan günü klasik savunma anlaşmasından daha kapsamlı bir siyasi-ekonomik çerçeve anlaşması kabul edildi. Alman politikacı Türkiye'yi düşman ülkelerle birlikte ansa da İngiltere, Eurofighter uçaklarının Türkiye'ye teslimini onaylayarak kıta Avrupa'sını devre dışı bıraktı ve Türkiye ile özel eksen oluşturdu.
Brüksel'den Tepki
Alman politikacının reel politikaya uymayan ifadelerinin ardından eski AB Komisyonu Başkanı Belçikalı Charles Michel ilk tepki veren oldu: "Türkiye, NATO'nun temel bir müttefiki, Avrupa'nın büyük bir savunma aktörü ve ciddi bir bölgesel güçtür. Avrupa, çifte standart uygulayarak güçlenemez." Alman siyasilerin Türkiye'yi küçümseyen dar görüşlü yaklaşımı, Ankara'da iki ay sonra yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ters tepiyor. Bu tepkiyi Brüksel'den Türkiye'ye Kraliçe Mathilde liderliğinde bir Belçika heyetinin ziyaret edeceği haberi izledi. İstanbul ve Ankara'ya 10-14 Mayıs tarihlerinde ticaret ağırlıklı "Belçika Ekonomik Misyonu" ziyaretinde yaklaşık 450 kişinin yer alması bekleniyor.
Der Spiegel'in Ton Değişimi
Der Spiegel, bu hafta Antalya Diplomasi Zirvesi'ne özel bir yer ayırdı. "Erdoğan Barış Güvercini oluyor" başlıklı analizde Türkiye'nin Antalya'da "Türk versiyonu bir Münih Güvenlik Konferansı" oluşturduğu ifade edildi. Antalya Forumu, küresel güçlerin buluştuğu prestijli stratejik platform olarak tanımlandı. Türkiye'nin "Batı dışındaki dünyayı toparladığı" vurgulanan yorumda, "Türkiye'nin sadece Batı merkezli değil, Afrika, Asya, Körfez, Rusya dahil farklı bloklardan ülkeleri kendisine çektiği" görüşü işlendi. Türkiye'nin artık sadece izleyen değil, masa kuran ülke olduğu vurgusu yapıldı.
Yalnız Kurt: Fransa
Von der Leyen'i huzursuz eden bir gelişme de Hırvatistan'da yaşandı. Polonya'nın girişimiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hırvatistan'da yapılan Üç Deniz İnisiyatifi toplantısına davet edildi. Türkiye ile ilgili Avrupa'daki dalgalanmalar, Ankara NATO Zirvesi'ne kadar sürecek. Fransa ve Yunanistan'ın Kıbrıs'ta sergilediği yerel kaygılar ile NATO'cu-Avrupacı düşünce çatışması gelecekte de var olacak. Fransa, Avrupa'nın yalnız kurdu rolünü kendisine layık görse de kıtanın güvenlik mimarisinin sıklet noktası İngiltere, Almanya, Polonya üçgeni.
Önemli olan Türk kamuoyunun kendi dinamikleri ile siyasi gelişmeleri bütünsel olarak okuması, toplumu Avrupa'da marjinalleşmiş odakların etkisinden uzak bir sağduyu ile aydınlatması. Zira Türkiye kaynaklı aydınlığa sadece ülkemizin değil, artık Avrupa'nın da ihtiyacı var.



