ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin temaslarından sonuç alınamaması, Washington'da İran'a yönelik stratejinin yeniden şekillenmesine neden oldu. Beyaz Saray'da, sınırlı askeri operasyon ile ekonomik baskının artırılması seçenekleri masaya yatırılırken, Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyon ve İran'ın savaş hazırlıkları bölgeyi yeni bir çatışmanın eşiğine getiriyor.
Diplomasinin Sonu mu?
Trump'ın Çin ziyareti, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, İran dosyasında kritik bir dönüm noktasıydı. Amerikan yönetimi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik nüfuzunu kullanarak İran'ı daha esnek bir pozisyona çekebileceğini umuyordu. Ancak Çin'in Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çağrısına rağmen İran'dan herhangi bir yapısal değişiklik sinyali gelmedi. Bu durum, Beyaz Saray'da diplomatik sürecin son sınırlarına ulaşıldığı düşüncesini güçlendirdi.
Baskı mı, Saldırı mı?
Washington'da artık temel soru, İran'ın hangi yöntemle taviz vermeye zorlanacağı. Trump'ın önünde iki yol bulunuyor: Birincisi, ekonomik baskıyı sertleştirerek İran'ı boğmak; ikincisi ise kontrollü askeri saldırılarla stratejik noktaları vurmak. CNN'e konuşan kaynaklar, Trump'ın bu iki yol arasında keskin bir karar aşamasına geldiğini belirtiyor.
Pentagon'un Şahinleri
Pentagon çevresinde şekillenen yaklaşıma göre, İran yalnızca güç gösterisiyle geri adım atabilir. Bu kesim, Tahran'ın müzakereleri zaman kazanmak için kullandığını savunuyor. Bu nedenle, tam ölçekli savaş olmadan İran'ın can damarlarına sınırlı saldırılar düzenlenmesi öneriliyor. Elektrik altyapısı, enerji tesisleri ve komuta merkezleri potansiyel hedefler arasında.
Temkinli Kanat
Beyaz Saray'daki temkinli çevreler ise askeri operasyonların zincirleme bir çatışmayı tetikleyebileceğinden endişe ediyor. İran'ın Körfez'deki üslerden Irak'a, Suriye'den enerji altyapısına kadar geniş bir cephede karşılık verebileceği belirtiliyor. Sözcü Anna Kelly'nin "diplomasi tercih edilen yol" açıklamasına rağmen, saldırı senaryolarının güncellenmesi söylem ile hazırlık arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor.
Hürmüz ve İran'daki Dağınıklık
Trump'ı en çok rahatsız eden iki başlık: Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması ve İran liderliğindeki karar mekanizmasının dağınıklığı. Cumhurbaşkanlığı, dışişleri, Devrim Muhafızları ve dini liderlik farklı sinyaller verirken, Washington'da İran'ın gerçekten anlaşma isteyip istemediği sorgulanıyor.
İran'ın Son Mesajı
İran'ın son diplomatik yanıtı, güvensizliği derinleştirdi. Trump'ın teklifi "çok kötü" olarak nitelemesi ve yeni teklifi okumadan reddedebileceğini söylemesi, rahatsızlığın dışa vurumu. Amerikan ve Arap medyası, Tahran'ın klasik yıpratma stratejisini uyguladığı yorumunu yapıyor.
"Fırtına Öncesi Sessizlik"
Trump'ın Truth Social'da paylaştığı "Fırtına öncesi sessizlik" mesajı, psikolojik harp dili olarak yorumlandı. İran sürat botlarının yer aldığı görsel, sembolik bir askeri uyarı olarak değerlendirildi. İran medyası bunu açık tehdit olarak okurken, Rus analizleri müzakere baskısını artırma taktiği olduğunu savunuyor.
İran Alarm Durumunda
İran cephesi söylemleri ciddiye alıyor. Nour News'in aktardığına göre, tam alarm seviyesine geçilmiş durumda. Operasyonel kademelere karşılık planları gönderildi. İran, ABD'nin yanlış hesaplamasına geniş çaplı ve eş zamanlı saldırılarla yanıt vereceğini belirtiyor. Yeni doktrinde, önceki savaşta dokunulmayan hedeflerin artık seçenek olduğu mesajı veriliyor.
Pakistan'ın Arabuluculuğu
Pakistan, aylardır Washington ile Tahran arasında diplomatik köprü kurmaya çalışıyor. İçişleri bakanının Tahran ziyareti, bu çabanın son halkası. Ancak henüz yapısal sonuç alınamadı. Pakistan, doğrudan iletişim kurabilen az sayıdaki aktörden biri olarak öne çıkıyor.
Rus ve Arap Analizleri
Rus medyası, Washington'un kontrollü baskı stratejisini tercih edeceğini öngörüyor. Arap medyası ise Hürmüz krizine odaklanmış durumda; enerji güvenliği ve ekonomik istikrar endişeleri ön planda. Körfez ülkeleri diplomatik çözüm çağrısı yaparken güvenlik hazırlıklarını artırıyor.
Sonuç
Diplomasi konuşuluyor ancak savaş seçeneği masanın tam ortasında. İran geri adım atmıyor, ABD sabırsızlanıyor, Pakistan arabuluculuğu sürdürüyor, Çin etkisiz kalıyor, Rusya fırsat kolluyor. Ortadoğu bir kez daha uçurumun kenarında. Barış konuşulurken savaş ihtimali daha yüksek sesle hazırlanıyor.



