Türkiye'de bankacılık sektörü, 2025 yılında mevduat rakamlarında kayda değer bir büyüme kaydetti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin bankalardaki toplam mevduatı, bir önceki yıla kıyasla %41 oranında artış gösterdi. Bu artışla toplam mevduat 26 trilyon 849 milyar 293 milyon Türk lirası seviyesine ulaştı.
Mevduatın Büyük Kısmı Gerçek Kişilerde
Toplam mevduat içinde en büyük payı gerçek kişilerin hesapları oluşturdu. Gerçek kişilerin mevduatları 15 trilyon 392 milyar 362 milyon lira ile toplamın %57,3'ünü temsil etti. 2024 yılı sonunda 18,9 trilyon lira civarında olan toplam mevduat, 2025'te yaklaşık 7,8 trilyon liralık bir artış kaydetti. Gerçek kişilerin mevduatı ise tek başına 4,1 trilyon lira yükseldi ve bu kalemdeki yıllık artış oranı %36,4 olarak gerçekleşti.
Kuruluşlar ve KKM'de Çarpıcı Değişim
Yıllık bazda en yüksek oransal artış, %68,1 ile resmi ve diğer kuruluşlar kategorisinde yaşandı. Bu kesimin mevduatı, 841 milyar liranın üzerinde bir artışla 2 trilyon 77 milyar liraya çıktı. Ticari kuruluşların mevduatı da %44,8 artarak 9,3 trilyon lira seviyesine ulaştı. Sigorta kapsamındaki mevduatlar ise %57,1'lik güçlü bir yükselişle 6,8 trilyon liraya yükseldi.
KKM Hesapları Neredeyse Sıfırlandı
Öte yandan, Kur Korumalı Türk Lirası Mevduat (KKM) hesaplarında hem oransal hem de miktarsal olarak çok sert bir düşüş gözlemlendi. KKM bakiyeleri, %99,4'lük inanılmaz bir azalışla sadece 6,5 milyon liraya kadar geriledi. Bu, 2024 Aralık ayındaki 1,1 trilyon lira seviyesinden neredeyse sıfıra inen bir çöküş anlamına geliyor.
Bu radikal düşüşün arkasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) KKM'den çıkışı resmi bir hedef olarak belirlemesi yatıyor. TCMB, 2025 yılı Para Politikası Metni'nde bu hedefi açıkladı ve takip eden süreçte önce şubat ayında tüzel kişilerin, ardından 23 Ağustos'tan itibaren de (YUVAM hesapları hariç) gerçek kişilerin KKM hesap açma ve yenileme işlemlerini durdurdu. Alınan bu kararların sonucunda, KKM bakiyesi 2025 sonu itibarıyla fiilen sıfırlanmış oldu.
Bu gelişmeler, Türk lirasına olan güvenin artması ve finansal sistemin normalleşme sürecine girmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor.