BDDK Başkanı: Bankacılıkta Sorumluluk ve Fırsatlar Artacak
BDDK Başkanı: Bankacılıkta Sorumluluk ve Fırsatlar Artacak

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, gelecek dönemin bankacılık sektörü için sorumluluğun da fırsatın da arttığı bir dönem olacağını söyledi. Tasarrufu yatırıma, kaynağı üretime dönüştüren temel mekanizmanın bankacılık sistemi olduğunu vurgulayan Kavcıoğlu, Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı'nda konuştu.

Küresel Belirsizliklere Rağmen Güçlü Duruş

Toplantı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda başladı. Açılış konuşmasını yapan Kavcıoğlu, küresel veya bölgesel tüm olumsuzluklara rağmen bankacılık sektörünün yapılan düzenlemeler, alınan tedbirler ve Türkiye ekonomisinin güçlü yapısıyla direncini koruduğunu belirtti. "Sektörümüz güçlü sermayesi ve birikmiş risk yönetimi tecrübesiyle, ekonominin en önemli dayanaklarından biri olmaya devam etmiştir" dedi.

Bu sağlamlığı korumanın sadece rakamların iyi görünmesiyle yetinmek değil, aynı zamanda zayıflayan noktaları zamanında görmeyi gerektirdiğini kaydeden Kavcıoğlu, "Gerek reel sektörün gerekse hane halkının finansal güçlüğe düşmesini önlemek ve gerektiğinde bu kesimlere destek olmak amacıyla gelişmeleri yakından izleyerek gerekli politika adımlarını atmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Gelecek Dönem: Sorumluluk ve Fırsatlar

Kavcıoğlu, gelecek döneme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Gelecek dönem bankacılık sektörü için sorumluluğun da fırsatın da arttığı bir dönem olacak. Tasarrufu yatırıma, kaynağı üretime dönüştüren temel mekanizma bankacılık sistemidir. Ekonomimizin tüm kesimlerinin çıkarına olacak makroekonomik gelişmelerin desteklenmesi, sağlıklı ve güçlü bir bankacılık sektörünün varlığına bağlıdır."

Sektörün önümüzdeki yıllarda üstlenmesi gereken rolün yalnızca fon sağlamak değil, doğru projeyi, doğru üreticiyi ve verimli yatırımı önceleyen bir yönlendirme işlevi olduğunu belirten Kavcıoğlu, "Önümüzdeki dönemde bankacılık sektörünün büyümeyi destekleyici ve istihdamı artırıcı alanlarda kredi kullandırması ayrı bir önem taşıyacaktır. Kaynağın üretime, ihracata ve verimlilik artışı sağlayan yatırımlara yönelmesi yalnızca büyüme açısından değil, bankacılık sektörünün aktif kalitesi açısından da belirleyici olacaktır" diye konuştu.

Özellikle üretim kapasitesini ve teknoloji dönüşümünü destekleyen finansman modellerinin ekonominin büyüme kapasitesini daha kalıcı biçimde güçlendireceğini, uzun vadeli finansmanda derinleşmenin ise sanayinin dönüşümüne ve istihdama doğrudan katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Dijitalleşme ve Yapay Zeka Vurgusu

BDDK Başkanı, sektörün dönüşüm gündeminin ilk sırasında dijitalleşme ve yapay zekanın yer aldığına dikkat çekti. Yapay zekanın artık geleceğin konusu olarak değil, bankacılık sektörünün günlük işleyişinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bankaların kredi süreçlerinden dolandırıcılık tespitine, müşteri deneyiminden risk analizine kadar birçok alanda bu teknolojiyi kullandığını dile getiren Kavcıoğlu, teknolojik gelişimin bankacılıkta esas olan güven duygusunu artırması ve olası tedirginlikleri ortadan kaldırması gerektiğini kaydetti.

"Hız kazanırken alınan kararların nasıl verildiğini açıklayabilmek, veri güvenliğini korumak ve denetlenebilirliği kaybetmemek büyük önem taşımaktadır" dedi.

Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm

Finansal sektörde sürdürülebilirliğin gelecek dönemin önemli gündemlerinden biri olmaya devam edeceğini belirten Kavcıoğlu, Avrupa Birliği'nin sınırda karbon düzenlemesinin bu yıl itibarıyla aşamalı olarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı. İhracatının önemli bir bölümünü Avrupa pazarına yapan Türkiye için bunun soyut bir gündem değil, doğrudan rekabet gücü meselesi olduğunu ifade etti.

Kurum olarak dönüşümü ölçülebilir kılmak için gerekli adımları attıklarını dile getiren Kavcıoğlu, yürürlüğe koydukları Yeşil Varlık Oranı düzenlemesinden bahsetti.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Uluslararası Uyum ve Basel Standartları

Türk bankacılık sektörünün uluslararası seviyede söz sahibi olduğunu dile getiren Kavcıoğlu, "İstanbul Finans Merkezi vizyonu kapsamında başta Basel standartları olmak üzere mevzuatımızın uluslararası düzenlemelerle uyumunu önemsiyoruz. Geçtiğimiz dönemde yapılan değerlendirmede, bankacılık mevzuatımız Basel standartlarına uyumlu bulunarak uluslararası alandaki güvenilirliği tescil edilmiştir" diye konuştu.

Hedeflerinin AB ile eş zamanlı ilerleyen bir uyum sürecini hayata geçirmeye devam etmek olduğunu belirten Kavcıoğlu, bu sürecin ilk bakışta sadece teknik düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gibi görünebileceğini ancak bankaların itibarı, rekabet gücü ve dış finansmana erişimi açısından doğrudan karşılığı olan adımlar olduğunu anlattı.

Sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavcıoğlu, şunları kaydetti: "Türk bankacılık sektörü, geçmiş krizlerden çıkardığı derslerle bugün sağlam, dayanıklı ve uluslararası ölçekte saygın bir yapıya sahiptir. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı korumak kadar, onu büyümenin ve kalkınmanın itici gücü haline getirmek de hepimizin ortak görevidir. Bankalarımızdan beklentimiz, ihtiyatlı risk yönetimini, reel ekonomiye verdikleri desteği, teknoloji ve insan kaynağına yaptıkları yatırımı aynı kararlılıkla sürdürmeleridir."

TBB Başkanı Çakar: Yüksek Belirsizlik Dönemi

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, dünya ekonomisinin son yıllardaki makro görünümünü şekillendiren temel kavramın yüksek belirsizlik olduğuna işaret etti. Kovid-19 ile başlayan süreçte jeopolitik gerginliklerin, dünyanın birçok yerinde meydana gelen çatışma ve savaşların belirsizliklerin yükselmesine sebep olduğunu dile getiren Çakar, "Bunlara ilaveten, artan tarifeler ve korumacılığın yükselmesi, küresel ticarette yavaşlamayı beraberinde getirmiştir" ifadelerini kullandı.

Yaşananlar sonrası temel emtia fiyatlarında kalıcı bozulmalar ve tedarik zincirlerinde ciddi aksamalar olduğunu, ülkelerarası bloklaşmanın arttığını, güvenlik kaygılarının yükselmesi ile bütçe önceliklerinin değiştiğini, merkez bankalarının öngörülenden daha sıkı politikalar benimsediğini ve borçlanma maliyetlerinin arttığını söyledi.

Dünya ekonomisinin son dönemde iş yapış şekillerini etkileyecek yeni teknolojik gelişmelere tanıklık ettiğini belirten Çakar, yapay zeka alanında ortaya çıkan yeniliklerin yaratacağı fırsatlar ve verimlilik artışını izlerken, istihdam piyasası ve diğer riskleri yakından takip ettiklerini aktardı.

Enflasyonla Mücadele ve Ekonomik Program Desteği

Çakar, Türkiye'nin Orta Vadeli Program ile finansal istikrarın sağlanmasına yönelik çok kıymetli sonuçlar elde ettiğini vurguladı. "Geldiğimiz noktada ülkemiz ekonomisinin kırılganlıklarını azaltarak, şoklara karşı daha dirençli bir yapıya ulaştığını, enflasyonun düşme eğilimini sürdürdüğünü, rezerv görünümünün güçlendiğini ve daha uygun koşullarda kaynak teminini sağlayan risk primimizin iyileştiğini görmekteyiz" dedi.

Son dönemde oluşan şoklar karşısında oldukça hızlı ve tam koordinasyon içinde reaksiyon veren ekonomi yönetiminin, yerinde alınan önlemlerle ekonomi üzerinde kalıcı hasar oluşmadan sürecin atlatılmasını sağladığını belirten Çakar, "Buna karşın, önümüzdeki dönemde ülke olarak sürdürülebilir büyüme hedefimize ulaşma konusunda engelimizin hala yüksek enflasyon olduğunun bilincindeyiz. Bankacılık sektörü olarak, en önemli sorunumuz olan enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesine yönelik dezenflasyonist önlemleri, sürdürülebilir cari dengeyi, bütçe disiplinini ve yapısal dönüşümü hedefleyen politikaları güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Sektörün Finansal Verileri

Çakar, bankacılık sektörünün dengeli bilançosu, yetkin insan kaynağı, ödeme sistemlerinin etkinliği, teknolojik gelişmelere hızlı adaptasyon kabiliyeti ve güçlü kurumsal yapısıyla Türkiye'de pozitif ayrıştığını belirtti. Sektörün finansal sonuçlarını analiz ederek şu bilgileri verdi:

  • Bilanço büyüklüğü: 2026 Nisan itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artarak 50 trilyon lirayı aştı. Milli gelire oranı yüzde 70 oldu.
  • Kredi hacmi: Yılın ilk dört ayında yıllık bazda yüzde 39 artarak 25 trilyon lirayı aştı. Ticari krediler toplam kredilerin yüzde 75'ini oluşturuyor.
  • KOBİ kredileri: Toplam kredilerin yüzde 27'si KOBİ'lere kullandırıldı.
  • Takip oranı: Nisan itibarıyla yüzde 2,8 ile makul ve yönetilebilir düzeyde.
  • Mevduat: Toplam mevduat yüzde 35 artarak 29,2 trilyon liraya ulaştı. TL mevduatın payı yüzde 60 ile ağırlığını korudu.
  • Öz kaynaklar: 4,4 trilyon lira seviyesinde. Öz kaynak karlılığı yüzde 26,8, aktif karlılığı yüzde 2,3. Sermaye yeterliliği rasyosu yüzde 16,4 ile yasal sınırların üzerinde.

Çakar, yurt dışı piyasalardan temin edilen yaklaşık 180 milyar dolarlık kaynağın, ülkenin makro göstergelerindeki olumlu gelişimle birlikte daha uygun maliyet ve vadelerle yenilendiğini ifade etti.