Türkiye'nin Kronik Döviz Açığı Sorunu ve Çözüm Önerileri
Türkiye ekonomisinin en köklü ve süreğen sorunlarından biri olan döviz açığı, ülkenin makroekonomik dengelerini derinden etkilemeye devam ediyor. Bu açığın temel kaynağı, dış ticaret dengesizliği olarak öne çıkıyor. Kronik hale gelen döviz açığının kapatılamaması, kur yükselişlerini ve faiz artışlarını tetikleyerek enflasyonu körüklüyor. Bu durum, Türk Lirası'nın dolar ve diğer uluslararası para birimleri karşısında sürekli değer kaybetmesine yol açıyor. Yıllardır devam eden faiz ve döviz ikilisinin yarattığı tahterevalli etkisi, ekonomiye ciddi zararlar veriyor. Uzmanlar, döviz açığı probleminin köklü bir şekilde çözülmeden, enflasyonun kalıcı olarak kontrol altına alınamayacağını ve 'kur yükselir' endişesiyle faizlerin düşürülemediğini vurguluyor.
Dış Ticaret Dengesizliği ve Çin'e Yönelik Önlem
Dış ticaret verileri incelendiğinde, döviz açığının en önemli nedeninin Çin başta olmak üzere Uzak Doğu ülkeleriyle yaşanan ticaret dengesizliği olduğu görülüyor. Türkiye, Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan'a yıllık 80 milyar dolarlık ithalat yaparken, bu ülkelere yalnızca 5 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor. Bu dört ülkeyle verilen 75 milyar dolarlık dış ticaret açığı, büyük bir döviz ihtiyacı doğuruyor. Açık büyüdükçe ekonomi kan kaybediyor; üretim azalıyor, fabrikalar kapanıyor ve üretilemeyen ürünler yurt dışından alınmak zorunda kalınıyor. Bu kısır döngüyü kırmak için önerilen önlemlerden biri, Çin'den gelen ürünlere %40 ek gümrük vergisi uygulanması. Bu hamlenin, her yıl yaklaşık 10-12 milyar dolarlık ek gelir sağlayacağı tahmin ediliyor.
Akaryakıt Vergilerinde Radikal İndirim
Ek gümrük vergisinden elde edilecek 10-12 milyar dolarlık (yaklaşık 450-500 milyar TL) kaynak, akaryakıt vergilerinde önemli bir indirim için fırsat yaratıyor. Öneriye göre, akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tamamen kaldırılacak ve Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yarı yarıya düşürülecek. Böyle bir adım, herhangi bir bütçe açığına neden olmadan ekonomi yönetiminin elini rahatlatacak ve enflasyonla mücadeleyi kolaylaştıracak. ÖTV ve KDV'deki feragat, akaryakıt fiyatlarını ciddi şekilde aşağı çekerek işletmelerin lojistik ve ulaşım maliyetlerinde rahatlama sağlayacak. Aynı zamanda, vatandaşların bütçesine de olumlu katkı yapacak ve fiyat istikrarına yardımcı olacak.
Faiz Gelirlerinde Vergi Artışı ve Döviz İşlemlerine Kazanç Vergisi
Reform paketinin diğer önemli bileşenleri arasında, faiz gelirlerinden alınan stopaj oranının %25'e yükseltilmesi yer alıyor. Bu hamle, kaynakların faize değil, yatırım, üretim, istihdam, ihracat ve büyümeye aktarılmasını teşvik edecek. Yatırım yaparak risk alan sanayiciler %25 Kurumlar Vergisi öderken, risksiz faiz geliri elde edenlerin de aynı oranda vergi ödemesi adalet ilkesiyle uyumlu görülüyor. Ayrıca, yüksek miktarda döviz alım-satımı yapan bireylerin elde ettiği kazançlardan 'ticari kazanç vergisi' alınması öneriliyor. Bu önlem, spekülatif döviz işlemlerinin önüne geçerek döviz talebini azaltacak ve TL'nin değer kazanmasına katkı sağlayacak.
Cumhur Reyonu Projesi ve Ekonomik Dengeye Ulaşma
Gıda enflasyonunu düşürmek amacıyla 'Cumhur Reyonu' projesi öneriliyor. Türkiye genelindeki 55 binden fazla zincir markette, her şubenin %10-15'lik bölümünde oluşturulacak bu özel reyonlarda, devletin sabit fiyatla sağladığı ürünler satılacak. Ürünler maliyetine yakın fiyatlarla tüketiciye ulaştırılacak, marketler ise yalnızca sembolik kâr elde edecek. Her ilde kurulacak Cumhur Depoları, bakkal ve pazarcılara da uygun fiyatla ürün sağlayacak. Bu model, eczanelerdeki sabit ilaç fiyat sistemine benzer şekilde fiyat istikrarını sağlayarak fırsatçılığın önüne geçmeyi hedefliyor.
Önerilen 6 maddelik yapısal reform paketinin eş zamanlı uygulanması halinde, TL'nin değer kazanacağı, döviz yükselişlerinin duracağı, faiz baskısının azalacağı ve enflasyonun hızla gerileyeceği öngörülüyor. Fabrikaların daha hızlı üretim yapması, işsizliğin düşmesi, cari açığın azalması ve Hazine'nin ek gelire kavuşması bekleniyor. Devletin daha ucuza borçlanması, yatırım ve üretimin artmasıyla mükelleflerin daha fazla vergi vermesi, Türkiye ekonomisinin kısa sürede sağlam bir dengeye oturmasını sağlayacak.