Meclis Raporu: Hürmüz Boğazı Kapanırsa Küresel Üretim Aksayabilir
Meclis: Hürmüz Boğazı Kapanırsa Üretim Aksayabilir

Meclis, Hürmüz Boğazı'nın Küresel Ekonomideki Kritik Rolünü Araştırdı

TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası gündeme gelen Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından önemini detaylı bir çalışmayla inceledi. Boğazın kapanmasının dünya çapında üretimi aksatabileceği ancak Türkiye'nin kısa ve orta vadede ciddi bir enerji krizine girmesinin beklenmediği vurgulandı.

Küresel Enerji Ticaretinin Ana Arteri

"Hürmüz Boğazı'nın Küresel Ekonomi Açısından Önemi" başlıklı raporda, boğazın küresel enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği en kritik petrol geçiş güzergahlarından biri olduğu belirtildi. 2024 yılında boğazdan günlük ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünleri akışı gerçekleştiği ve bu hacmin küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine denk geldiği ifade edildi.

Çalışmada ayrıca şu önemli noktalara değinildi:

  • Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin beşte biri ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ticaretinin üçte biri Hürmüz Boğazı'ndan yapılmaktadır.
  • Boğaz, Basra Körfezi'ne kıyısı olan Suudi Arabistan, İran, Irak, BAE ve Kuveyt gibi büyük üreticilerin ihracatının ana arteridir.
  • Asya pazarlarına doğrudan bağlantı sağlamanın yanı sıra Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Amerika'ya erişim imkanı sunarak küresel ticaret ağında merkezi rol oynamaktadır.

Türkiye'nin Enerji Tedarikinde Alternatifler Mevcut

Raporda, Türkiye'nin ham petrol ihtiyacının yüzde 20'sini Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez ülkelerinden karşıladığı belirtilirken, boğazın kapanmasının hidrokarbon tüketiminin büyük kısmını ithal eden Türkiye için maliyet artışlarına neden olabileceği ifade edildi. Ancak Türkiye'nin enerji tedarikinde kritik öneme sahip çeşitli alternatif kaynak ve güzergahları bulunması sebebiyle kısa ve orta vadede ciddi bir enerji krizine maruz kalması beklenmemektedir.

Kapanma Senaryosunda Küresel Domino Etkisi

Boğazın bir tarafında yer alan İran'ın boğazı kapatması durumunda yaşanabilecek senaryoların anlatıldığı çalışmada, bu durumun başta enerji piyasaları olmak üzere dünya genelindeki tedarik zincirlerinde ciddi aksamalar meydana getireceği vurgulandı. Raporda şu değerlendirmeler yapıldı:

  1. Yalnızca enerji sektörünü değil tüm ekonomik faaliyetleri etkileyecek kapsamlı bir domino etkisi tetiklenebilir.
  2. Enerji arzında yaşanacak olası kesintiler, fiyatlarda ani dalgalanmalara yol açarak küresel ölçekte ekonomik belirsizlikleri derinleştirebilir.
  3. Hürmüz Boğazı'ndan ihraç edilen petrolün önemli bir kısmını ithal eden Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumları nedeniyle, boğazın kapanması dünya genelinde üretim ve tedarik süreçlerini ciddi biçimde sekteye uğratabilir.

Bu dört Asya-Pasifik ülkesinin yalnızca nihai ürün üreticisi değil, aynı zamanda yarı mamul ve ileri teknoloji ara malı sağlayıcısı olarak küresel değer zincirlerinde merkezi rol üstlendiği belirtilen raporda, enerji arzındaki bir kırılmanın elektronik, otomotiv, ilaç ve yazılım gibi sektörlerde küresel ölçekli arz şoklarına neden olabileceği öngörüldü.

Uluslararası Hukuk Çerçevesi

Çalışmada, Hürmüz Boğazı'nın yönetimine yönelik özel bir uluslararası anlaşmanın bulunmadığı ancak genel kabul gören yaklaşımın, boğazın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi olduğu ifade edildi. Kriz dönemlerinde dahi boğazdan geçişin engellenmesinin uluslararası hukuka aykırı sayıldığı vurgulandı.