Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), jeopolitik gelişmelerin gölgesinde enflasyon ara hedefini ve tahminini yukarı yönlü revize etti. TCMB Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci enflasyon raporunu İstanbul'da düzenlenen toplantıyla duyurdu. Toplantıya başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz de katıldı.
Enflasyon ara hedefi ve tahminlerinde büyük revizyon
Merkez Bankası, 2026 yılı ara hedefini 8 puan artırarak yüzde 16'dan yüzde 24'e yükseltti. 2027 için ara hedef yüzde 9'dan yüzde 15'e, 2028 için ise yüzde 8'den yüzde 9'a çıkarıldı. Karahan, yüksek belirsizlik ortamında tahmin aralığı iletişimine ara verdiklerini belirtti. Enflasyon tahmini 2026 sonu için yüzde 26'ya yükseltilirken, 2027 sonu için yüzde 15, 2028 sonu için yüzde 9 olarak öngörüldü. Orta vadede enflasyonun yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanması bekleniyor.
Petrol fiyatları ve jeopolitik riskler etkili oldu
Karahan, küresel büyüme görünümüne ilişkin beklentilerin jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıfladığını, bu nedenle 2026 yılı için dış talep varsayımlarını aşağı yönde güncellediklerini ifade etti. Petrol fiyatlarındaki güçlü artışa dikkat çeken Karahan, "Jeopolitik gerilimin bir sonucu olarak petrol fiyatlarında kuvvetli artışlar gözlendi. Sürecin seyrine ilişkin belirsizlik devam etmekle birlikte petrol fiyatlarının yıl içinde kademeli olarak azalacağını varsaydık" dedi.
Karahan, son rapor döneminden bu yana yaşanan şok ve yarattığı sisin dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini ancak fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılıklarının değişmediğini vurguladı. "Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul. Ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Enerji enflasyonu 19 puan arttı
Karahan, Orta Doğu'daki gerilimin negatif arz şoklarına yol açarak enflasyon görünümünde öne çıktığını belirtti. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonunun son 2 ayda petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde 19 puan artarak yüzde 47'ye yükseldiğini dile getirdi. Gıda fiyatlarının da son dönemde etkili olduğunu söyleyen Karahan, eşel mobil sisteminin akaryakıt fiyatları üzerinden gelen etkiyi sınırladığına dikkat çekti. "Örneğin petrol fiyatının 85 dolar olduğu bir senaryoda bir önceki varsayımlarımıza göre yaşanan şok 12 ayda enflasyonu 4,4 puan yükseltecekken eşel mobil sistemi sayesinde bu etki 1.3 puana kadar sınırlanabiliyor" dedi.
Vatandaş altın ve döviz satıyor
Karahan, son dönemdeki jeopolitik gelişmeler sırasında döviz talebinin büyük ölçüde yurtdışı yerleşikler kaynaklı olduğunu belirtti. Mart ayı sonunda altın fiyatlarındaki hızlı gerilemenin hanehalkı altın talebinde yükselişe sebep olduğunu, ancak ilerleyen haftalarda bu talebin durduğunu ve hanehalkının altın ile döviz satışlarının devam ettiğini ifade etti. "Döviz piyasasının sağlıklı işleyişine ve şirketlerin döviz riski yönetimlerine katkı sağlamak amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. 13 Mayıs itibarıyla vadesi gelmemiş işlem tutarı 8.1 milyar dolardır" dedi.
Petroldeki 10 dolarlık artışın cari açığa etkisi
Karahan, petrol fiyatlarında 10 dolarlık bir artışın cari denge üzerinde 3 ila 4 milyar dolar arasında bir etkide bulunacağını değerlendirdiklerini söyledi. "Burada bir miktar enerji dengesi bozulurken diğer taraftan dış ticaret dengesi ekonomik aktiviteye bağlı olarak düzelebilir. Bu ikisinin dengesinde her 10 dolarlık petrol fiyatı artışı için 3-4 milyar dolar arasında bozulma öngörüyoruz. Buna rağmen iyi bir noktadan, yüzde 1.9'luk orandan başladığımız için cari açığın 2026 sonunda da tarihsel ortalamalarının altında kalacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
TL'ye güven sürüyor
Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, jeopolitik belirsizliklerin ve risklerin arttığı son dönemde yabancı para mevduat tercihinin sınırlı kaldığını gördüklerini belirterek, "Bu aslında bizim için TL'ye olan güvenin devam ettiğini gösterdi" dedi. Gazi İshak Kara ise makroihtiyati çerçevenin ve bu alandaki düzenlemelerin amacının para politikası çerçevesini desteklemek olduğunu söyledi. Fatma Özkul da Merkez Bankası'nın zararı ile ilgili soruya, "Bilançoda gördüğünüz o faiz gelirlerinden daha fazla faiz giderlerimiz söz konusu oldu ve 2025 yılında 1 trilyon 65 milyar liralık bir zarar açıkladık. Bu zarar aslında temel olarak parasal sıkılaşma ve sterilizasyon işlemlerinden kaynaklanan faiz giderlerindeki artışın bir sonucu" yanıtını verdi.



