Murat Ülker, yayımladığı yeni yazısında marka DNA’sını ve mevcut müşteri kitlesini korurken, farklı beklentilere sahip yeni nesillere ulaşmanın yollarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ülker, değişen tüketici davranışlarına uyum sağlama sürecini ele alırken, markaların öz değerlerini kaybetmemesi gerektiğini vurguladı.
AP x Swatch İş Birliği Örneği
Murat Ülker, yazısında AP x Swatch iş birliği Royal Oak örneğini kullanarak, marka DNA’sını korurken yeni nesillere nasıl ulaşılabileceği sorusunu gündeme getirdi. Ülker, Yahya Ülker'in analizine atıfla, Philip Kotler'in pazarlama ilkelerinin bu tür bir durumu değerlendirmede en uygun çerçeve olduğunu belirtti.
Kotler'in Pazarlama Anlayışı
Ülker, Edward de Bono, Seth Godin ve Malcolm Gladwell gibi düşünürlerin ilham verici olduğunu ancak sistematik pazarlama teorisi sunmadıklarını ifade etti. Kotler'in ise pazarlamayı segmentasyon, hedefleme, konumlandırma ve müşteri sadakati gibi kavramlarla sistematik bir yapıya oturttuğunu vurguladı. Royal Pop gibi bir vakayı analiz ederken, sadece viral olup olmadığına değil, hangi müşteri segmentine hangi değer önerisinin sunulduğuna, marka sermayesinin nasıl korunduğuna ve yeni müşteri kazanımının sürdürülebilir olup olmadığına bakılması gerektiğini söyledi.
Royal Pop'un Stratejik Boyutu
Ülker, Royal Pop iş birliğinin, lüks markaların en zor ikilemlerinden birini ortaya koyduğunu belirtti: kendi DNA'larını ve geleneksel kitlelerini yaşatırken, bambaşka beklentileri olan yeni nesillere nasıl ulaşılacağı. Royal Pop'un, AP'nin Royal Oak kodlarını Swatch'ın POP mirasıyla birleştiren sekiz modelli bir cep saati koleksiyonu olduğunu hatırlatan Ülker, bu hamlenin başarısının, iki markanın iş birliğini nasıl yöneteceğine bağlı olduğunu ifade etti.
Marka Yönetiminde Denge
Ülker, markaların bir yandan kendi DNA'larını ve miraslarını korumak, diğer yandan yeni nesillere ulaşmak zorunda olduğunu belirtti. Geleneksel AP kitlesinin Swatch iş birliğinden rahatsız olabileceğini, yeni neslin ise ürünün cep saati olmasından hayal kırıklığı yaşayabileceğini söyledi. Bu durumun, marka yönetiminin en zor kısmını oluşturduğunu vurguladı: değişmeden nasıl dönüşülebileceği.
Sonuç ve Değerlendirme
Murat Ülker, Royal Pop'un başarısının, Royal Oak'un yerine geçmeye çalışmaktan ziyade, mekanik saatçiliğe ve AP'nin tarihine merak uyandırmasına bağlı olduğunu ifade etti. Bu iş birliğinin, doğru yönetilirse modern lükste erişilebilirlik ile ayrıcalık arasındaki en ilginç denge denemelerinden biri olarak tarihe geçebileceğini sözlerine ekledi.



