Savaşın Uzaması Küresel Ekonomik Stresi Tırmandırıyor
Donald Trump'ın oldukça sığ bir stratejiyle giriştiği savaş, artık ayağına dolanmış durumda. Operasyonu daha fazla uzatmadan, kamuoyuna "zafer" olarak pazarlayabileceği bir noktaya getirme peşinde olan Trump, İranlılar "tamam" deseler de anlaşmayı imzalayıp bir an önce şu işin içinden çıkmayı düşünüyor. Ancak savaşın küresel ekonomi üzerindeki maliyeti her geçen gün artıyor ve bu durum Türkiye dahil pek çok ekonomiyi derinden etkiliyor.
Piyasaların Tepkisi ve Seçimlerin Etkisi
Kasım ayında yapılacak ara seçimlere altı aydan az bir süre kalmışken, Trump piyasaların tepkisini yakından izliyor. Fakat piyasaların bu savaştan hoşnut olmadığı açık bir şekilde görülüyor. Savaşın devam etmesi, finansman maliyetlerinin yükselmesine ve yüksek enerji fiyatları aracılığıyla enflasyon üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmasına neden oluyor.
Uluslararası Kurumların Tahminleri ve Revizyonlar
Savaş devam ederken küresel ekonominin bu süreçten ne ölçüde hasarla çıkacağını nokta atışı hesaplamak imkânsız olsa da, uluslararası kurumlar çeşitli tahminler yapıyor. Bu durum, "fala inanma ama falsız da kalma" yaklaşımını andırıyor. Tüm ekonomik aktörler, iktisadi kararlarını belirli senaryo ve verilere göre şekillendirmek durumundalar.
Uluslararası resmi kuruluşlar arasında tahminlerini ilk revize edenlerden biri OECD oldu. OECD, savaşın mevcut gidişatında küresel ekonominin büyümesinde bir değişiklik öngörmüyor. 2026 yılı için geçen aralık ayında açıklanan yüzde 3,9'luk büyüme tahmini korunuyor. Bununla birlikte bazı ülkelerin büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edildi:
- Euro Bölgesi'nin büyüme tahmini yüzde 1.2'den yüzde 0.8'e indirildi.
- Birleşik Krallık'ın tahmini ise yüzde 1.2'den yüzde 0.7'ye çekildi.
- Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de yüzde 3.4'ten yüzde 3.3'e geriledi.
Enerji Krizi ve Hürmüz Boğazı'nın Önemi
Savaş, yüksek enerji fiyatları aracılığıyla enflasyon üzerinde tehdit oluşturuyor. Finansman maliyetlerinin de yükselmesi, Türkiye dahil pek çok ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Avrupa açısından sorun yalnızca enerji fiyatları ve faizle sınırlı değil; enerjiye erişim de ciddi bir sorun hâline geldi.
Bu tablo, başta Almanya olmak üzere enerjiye bağımlı ekonomiler için özellikle kaygı verici. Enerji stoklarındaki sıkıntı Asya ülkeleri için de büyük bir tehdit oluşturuyor, çünkü Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen petrol transferlerinin ağırlıklı alıcısı Asya ülkeleri. Türkiye ise enerjide dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen, enerji arzında kaynak çeşitlendirmesi ve depolama altyapısına yapılan yatırımlar önemli avantajlar olarak öne çıkıyor.



