Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali olan Akkuyu NGS, tam kapasiteyle devreye girmeden önce bile ülke ekonomisi için milyarlarca dolarlık dev bir ekosistemin temelini attı. Küresel nükleer enerji üretiminin 2024 yılında rekor kırdığı bir dönemde, Türkiye bu projeyle uluslararası nükleer ligdeki yerini güçlü bir şekilde almaya hazırlanıyor. Santralin ilk ünitesinin bu yıl içinde elektrik üretimine başlaması bekleniyor.
Küresel Dalgada Doğru Konumlanma
Nükleer Sanayi Derneği (NIATR) Başkanı Alikaan Çiftçi, dünyada 2,2 trilyon dolarlık bir nükleer yatırım dalgasının yaklaştığını belirtti. Çiftçi, Akkuyu NGS'nin 30 bin kişiye istihdam sağladığını, 2 binden fazla firmanın projede yer aldığını ve olağanüstü bir ekosistem yarattığını vurguladı. "Sadece bir santral kurmadık, adeta yeni bir sanayi dalı gelişiyor" diyen Çiftçi, bu altyapının Türkiye'yi küresel pazarda ana oyunculardan biri haline getireceğini ifade etti.
Çiftçi, küresel nükleer reaktörlerin 2024'te 2 bin 667 teravatsaat (TWh) üretimle tüm zamanların rekorunu kırdığını hatırlattı. Morgan Stanley verilerine atıfta bulunarak, küresel nükleer değer zincirine yapılacak yatırımların 2050 yılına kadar 2,2 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Türkiye'nin Akkuyu yatırımıyla tam da bu dalganın yükseldiği anda en doğru konumlanmayı yaptığını ve sahip olduğu altyapı ile nükleer ligdeki önemli oyunculardan biri olmaya aday olduğunu sözlerine ekledi.
Yerli Firmalar Küresel Arenaya Açılıyor
Projenin en dikkat çekici sonuçlarından biri, artan yerlileşme oranlarıyla Türk sanayisine doğrudan sağladığı nakit akışı oldu. Çiftçi, projede tedarikçi ve yüklenici olarak görev alan Türk firması sayısının 2 bini aştığını açıkladı. Nükleer sanayi alanında oluşan yerelleştirme hacminin 10 milyar doları geçtiğini belirten Çiftçi, bu başarının artık ihracata dönüşmeye başladığını ve pazardaki bazı firmaların önemli ihracat potansiyeli taşıdığını dile getirdi.
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener de projedeki yerelleştirme oranındaki artışın sanayici için büyük fırsatlar yarattığını vurguladı. Akyener, "Akkuyu ile bu tablo tamamen değişti" diyerek, Türkiye'de birçok alt üreticinin artık nükleer standartlara uygun parçalar için sertifikasyon süreçlerine başladığını ve bunun fiilen yeni bir "nükleer alt sektör" oluşturduğunun altını çizdi.
Rekabet Gücünde Sıçrama
Enerji Uzmanı Altuğ Karataş ise Akkuyu'da ulaşılan yüksek yerli üretim oranının, Türk sanayisinin nükleer kalite seviyesine çıkabildiğinin somut bir kanıtı olduğunu söyledi. "Yüzlerce Türk firması küresel standartlarda üretim yapmayı öğrendi" diyen Karataş, projede yer alan şirketlerin ve mühendislerin uluslararası rekabet gücü kazandığını ifade etti.
Karataş, bu durumun Türk şirketlerinin gelecekte diğer ülkelerdeki nükleer ihalelere girebilmesinin ve veri merkezlerine entegre nükleer çözümler geliştirme potansiyelinin önünü açacağını belirtti. Akkuyu NGS, sadece bir enerji tesisi olmanın ötesinde, Türkiye'nin yüksek teknoloji ve katma değerli üretim kapasitesini küresel seviyeye taşıyan bir dönüşüm projesi haline geldi.