Bain & Company tarafından yayımlanan 'Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026' raporuna göre, dünya genelinde elektrik talebinin 2040 yılına kadar yüzde 40 ile yüzde 70 arasında bir düzeye ulaşabileceği öngörülüyor. Raporda, bu artışın temel nedeninin yapay zeka değil, gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve soğutma ihtiyacı olduğu belirtiliyor.
Fosil Yakıtların Direnci
Rapor, fosil yakıtların en iyimser senaryoda dahi küresel enerji arzının yüzde 52'sini oluşturmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Mevcut dinamiklerin sürdüğü senaryoda ise bu oran yüzde 72 seviyesinde kalıyor. Türkiye açısından enerji arz güvenliğinde kaynak çeşitliliğinin kritik rol oynadığı vurgulanıyor.
Küresel Isınma Riski
Rapor, koordinasyon seviyesine bağlı olarak 2100 yılına kadar küresel ısınmanın 2,1°C ile 2,9°C arasında gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu durum, şirketlerin karbon azaltımının yanı sıra iklim değişikliğine karşı dayanıklılık stratejilerine de yatırım yapması gerektiğini gösteriyor.
Kritik Madenler ve Arz Güvenliği
Temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmez olan lityum, bakır ve kobalt gibi kritik minerallerin coğrafi yoğunluğu, tedarik zincirlerini ulusal güvenlik ve ticaret politikalarının odağı haline getiriyor. 2030'dan sonra batarya talebinin hızlanmasıyla arz açıkları oluşabilir. Türkiye için bu alanda araştırma ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor.
Çin'in Liderliği
Çin, en büyük sera gazı salımcısı olmasına rağmen küresel enerji dönüşümünün motoru konumunda. 2040 yılına kadar küresel güneş ve rüzgar enerjisi üretiminin yüzde 30'undan fazlasının Çin tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Bain & Company Türkiye Yönetim Ortağı Onur Candar'ın Değerlendirmesi
Onur Candar, Türkiye'deki yöneticilerin 'pişmanlık yaratmayacak hamlelere' ve operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerektiğini belirtti. Candar, 'Türkiye enerji dönüşümünde yeni bir faza geçti. Yenilenebilir enerji yatırımları başarılı olsa da şebeke esnekliği, depolama teknolojileri ve iletim altyapısı yatırımları belirleyici olacak. Elektrik talebindeki büyüme, tüm değer zincirinde yeni yatırım gereksinimleri getiriyor. Kaynak çeşitliliğini korumak ve dışa bağımlılığı azaltmak büyük önem taşıyor' dedi.



