Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa pazarında yalnızca tedarikçi değil, yeşil ve dijital sanayi dönüşümünün kurucu ortağı olması gerektiğini söyledi. Yalçındağ, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihracattaki artışı değerlendirdi.
AB İhracatında Rekor Pay
Yalçındağ, yılın ilk yarısında AB ülkelerine ihracatın toplam ihracat içindeki payının yüzde 42,8'den yüzde 43,5'e yükseldiğini belirtti. Bu artışta Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa'ya yapılan ihracatın etkili olduğunu ifade eden Yalçındağ, söz konusu dört ülkenin toplam AB ihracatının yüzde 50'sini oluşturduğunu kaydetti. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin 2025 yılında 233 milyar dolarla rekor kırdığını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 olarak gerçekleştiğini aktardı.
Yeşil Dönüşüm ve Dijital Ürün Pasaportu
Mehmet Ali Yalçındağ, yeşil dönüşüm ve dijital ürün pasaportu gibi AB standartlarına uyumun rekabette belirleyici olacağını vurguladı. "Karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyon verilerinin doğrulanabilir ve dijital sistemlerle raporlanması, menşe ve tedarik zinciri izlenebilirliğinin güçlendirilmesi, dijital ürün pasaportu ve sürdürülebilirlik standartlarına hazırlık, önümüzdeki dönemde AB pazarında rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacak" dedi. Ayrıca, otomotiv sektöründe AB'de gündeme gelen "Made in Europe" yaklaşımını dikkatle takip ettiklerini belirtti.
Gümrük Birliği'nin Güncellenmesi Şart
Yalçındağ, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve AB kurumlarıyla teknik-diplomatik temasların artırılmasının önemine dikkat çekti. "Türkiye'nin Avrupa pazarına uyum sağlayan bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek, Avrupa'nın yeşil, dijital ve dirençli sanayi dönüşümünün kurucu ortaklarından biri olarak konumlanması gerekiyor" ifadesini kullandı. Türkiye'nin AB için sadece bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortak olduğunu vurguladı.
Çin'den Boşalan Alanlar İçin Fırsat
Yalçındağ, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve AB'nin Çin'e bağımlılığı azaltma çabalarının Türkiye için fırsat oluşturduğunu belirtti. "Dönüşüme uyum sağlayabilecek firmalarımız kendilerine AB pazarında Çin'den boşalan alanları doldurabilecek bir pozisyon elde edebilecek" dedi. Türkiye'nin, AB'nin en büyük 5. ticaret ortağı konumuna yükseldiğini ve lojistik yakınlığıyla bir üretim üssü olmaya aday olduğunu kaydetti.
2026 İkinci Yarısında Beklentiler
Yalçındağ, 2026'nın ikinci yarısında Avrupa'da talebin kademeli toparlanmasının ihracata destek olabileceğini, ancak kalıcı rekabet gücü için yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde hızlı ilerlemenin belirleyici olacağını söyledi. "Avrupa'nın yüksek faiz ve enflasyon kıskacında temkinli büyüme kaydedeceğini tahmin ettiğimiz 2026 yılının ikinci yarısında Türkiye'nin, lojistik ve dijital altyapısını güçlendirmesi ve mevcut avantajlarını yapısal yeşil dönüşüm reformlarıyla birleştirmesi durumunda, durgun AB pazarından en çok pay alan ülke olmaya devam edeceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.



