Yunanistan merkezli Banking News gazetesi, Doğu Akdeniz bölgesinde yaşanan son gelişmelerin, iki ayrı askeri eksenin karşı karşıya gelme riskini artırdığını ve bölgesel istikrarı ciddi şekilde tehdit ettiğini duyurdu. Habere göre, Türkiye-Pakistan ile İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs eksenleri arasındaki jeopolitik ve askeri gerilim giderek sertleşiyor.
Üç Kritik Gelişme ve Artan Risk
Yunan kaynağı, bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendiren ve çatışma olasılığını yükselten üç ana gelişmeye dikkat çekiyor. Bunlardan ilki, Esad sonrası Suriye'de Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin derinleşmesi. İkinci önemli faktör, İsrail'in Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile birlikte bir "hızlı reaksiyon gücü" kurmaya yönelik hazırlıkları. Üçüncü gelişme ise Türkiye'nin müttefiki Pakistan'ın, Libya'nın doğusunda General Halife Hafter güçleriyle yeni askeri bağlar geliştirmesi olarak sıralanıyor. Bu bağlantıların, bölgede "hibrit" bir çatışma riskini artırdığı vurgulanıyor.
EastMed Boru Hattı: Gerilimin Merkezinde
Tüm bu askeri hareketliliğin merkezinde, İsrail'in Doğu Akdeniz doğal gazını Yunanistan'a taşımayı planladığı EastMed deniz altı boru hattı projesi yer alıyor. Haberde, Türkiye'nin deniz yetki alanının bu boru hattının güzergahı ile kesişmesinin, projeyi sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir askeri mesele haline getirdiği ifade edildi. Bu durum, taraflar arasındaki gerilimin ana kaynaklarından biri olarak gösteriliyor.
Ortak Hızlı Reaksiyon Gücü Senaryosu
Banking News'in haberinde, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın, EastMed boru hattının inşasına başlanmasıyla birlikte, hattın güvenliğini sağlamak amacıyla ortak bir hızlı reaksiyon gücü oluşturabileceği senaryosu da öne sürülüyor. Bu tür bir askeri işbirliğinin, bölgedeki mevcut kutuplaşmayı daha da derinleştirebileceği ve dengeleri değiştirebileceği belirtiliyor. 14 Ocak 2026 tarihinde gündeme gelen bu analiz, Doğu Akdeniz'deki gerilim haritasını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Yunan basınında yer alan bu değerlendirme, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları mücadelesinin, bölge ülkelerini askeri bloklaşmaya doğru itebileceği uyarısında bulunuyor. Suriye ve Libya'daki gelişmelerin de bu sürece eklenmesiyle, bölgenin oldukça karmaşık ve kırılgan bir güvenlik ortamına sürüklendiği vurgulanıyor.