Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisinde yeni döneme hazırlanıyor
Türkiye deniz üstü rüzgar enerjisi için hazırlıkları hızlandırdı

Türkiye, enerji sektöründe bugüne kadar büyük ölçüde yabancı kalınan deniz üstü rüzgar enerjisi alanında hazırlıklarını hızlandırdı. Karadaki rüzgar santrallerinden farklı olarak deniz üstü projelerde yalnızca rüzgar verisi değil; deniz tabanı yapısı, dalga ve akıntı özellikleri, gemi trafiği, balıkçılık faaliyetleri, askeri bölgeler, çevresel hassasiyetler ve elektrik şebekesi gibi birçok faktör bir arada değerlendiriliyor.

Çok katmanlı hazırlık süreci

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, deniz üstü rüzgar enerjisi yatırım sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yaman, "Deniz üstü projelerde ilk aşama türbin seçimi değil, doğru deniz alanının seçilmesidir" dedi. Kurulum sürecinin ilk aşamasında mekansal planlama ve alan seçiminin yapıldığını belirten Yaman, ardından rüzgar, dalga, akıntı ve deniz tabanı ölçümlerinin gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu süreci ÇED çalışmaları, sosyal etki analizleri, şebeke bağlantıları, liman ve lojistik planlaması, finansman, mühendislik, temel imalatı, deniz montajı ve kablo döşeme çalışmalarının izlediğini aktaran Yaman, deniz üstü projelerin çok katmanlı bir hazırlık süreci gerektirdiğini vurguladı.

Kapasitesi daha yüksek

Deniz üstü rüzgar projelerinde kapasite faktörünün karasal projelere kıyasla daha yüksek olabildiğini kaydeden Yaman, bunun temel nedeninin denizde rüzgarın daha düzenli ve türbülansın daha düşük olması olduğunu söyledi. Yaman, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA) projeksiyonlarına göre kapasite faktörlerinin 2030'da yüzde 36-58, 2050'de ise yüzde 43-60 aralığında gerçekleşebileceğini belirtti.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İstihdam ve katma değer sağlayacak

Hazırlanan yol haritasına göre Türkiye'nin 75 GW teknik deniz üstü rüzgar potansiyeline sahip olduğunu aktaran Yaman, 2040'a kadar 7 GW'lık kurulum senaryosunun mümkün görüldüğünü ifade etti. Yaman, düşük büyüme senaryosunda 2040'a kadar 3,5 GW kurulumla 32 bin tam zaman eşdeğeri iş yılı ve 4 milyar dolarlık ekonomik katkı oluşabileceğini, yüksek büyüme senaryosunda ise 110 bin tam zaman eşdeğeri iş yılı ve 16 milyar dolarlık brüt katma değer potansiyeli öngörüldüğünü söyledi.

Üretim üssü olma potansiyeli yüksek

Deniz üstü rüzgar yatırımlarının yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmayacağını vurgulayan Ufuk Yaman, tersaneler, çelik konstrüksiyon üreticileri, kule ve temel imalatçıları, kablo sektörü, elektrik ekipmanı üreticileri, liman işletmeleri ve lojistik firmaları için de yeni bir pazar oluşacağını belirtti. Yaman, karasal rüzgar sanayisinde oluşmuş üretim altyapısının önemli avantaj sağladığını kaydederek, "Türkiye'nin üretim üssü olma potansiyeli çok güçlü" diye konuştu. Yaman, doğal gaz sektöründeki 'milli gemi' yaklaşımının burada da gündeme gelebileceğini belirtti. Şebeke altyapısının da sürecin en kritik başlıklarından biri olduğunu belirten Yaman, Kuzey Ege'de planlanan ilk sahaların önemli tüketim merkezlerine yakın konumda bulunmasının başlangıç açısından avantaj sağladığını vurguladı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması