Suriye ordusu, 10 Mart Mutabakatı'na uymayan ve Suriye'ye entegre olmayan terör örgütü PKK/YPG'nin işgal ettiği Deyr Hafir ve Meskene başta olmak üzere Fırat Nehri'nin batısını askeri alan ilan etmişti. Bu kararın ardından, 13 Ocak'taki uyarı sonrası bölgeye düzenlenen operasyonlar, örgüt üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.
Operasyonların Etkisi ve Örgütün Zayıflaması
Operasyonlar sonrasında, ABD'nin de desteğini kaybeden PKK/YPG örgütü, işgal ettiği toprakların büyük bir bölümünü kaybetmek zorunda kaldı. Bu gelişmeler, örgütü ateşkes masasına oturmaya mecbur bıraktı. Suriye'deki askeri harekatın, terör örgütünün bölgedeki varlığını önemli ölçüde sarsması dikkat çekti.
PKK Elebaşı Mustafa Karasu'nun Tehdit Dolu Açıklamaları
Terör örgütü PKK'nın elebaşlarından Mustafa Karasu, örgütün yayın organına yaptığı konuşmada, Suriye ordusunun örgüte yönelik harekatından Türkiye'yi sorumlu tuttu. Karasu, bu duruma tepki göstererek açık tehditler savurdu. "Metropollerde 6-7 milyon Kürt var. Öyle toplumsal bir gerçeklik var." diyerek büyükşehirlere saldırı tehdidinde bulunan Karasu, "Türkiye gelecekte bu yaptıklarına pişman olacak." ifadelerini kullandı.
Karasu, konuşmasında Türkiye'yi doğrudan hedef alarak, "Türk Devleti bu savaşın içinde." dedi. Ayrıca, "Planlamasında da var, yönetilmesinde de var. Bu politika ileride Türkiye'ye çok pahalıya mal olur." şeklinde ekledi. Bu sözler, örgütün Türkiye'ye yönelik saldırgan tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Terörsüz Türkiye Sürecine Yönelik Eleştiriler
Hemen her fırsatta PKK ile YPG'nin farklı olduğunu iddia eden teröristlerin elebaşı, Terörsüz Türkiye sürecini de hedef aldı. Karasu, "Rojava'da Kürtler öldürülürken ne Kürt-Türk kardeşliği? Böyle Kürt- Türk kardeşliği mi olur?" diyerek, bölgedeki çatışmaları manipüle etmeye çalıştı. Bu açıklamalar, örgütün barış ve kardeşlik söylemlerini nasıl çarpıttığını ortaya koydu.
Suriye'deki gelişmeler ve Karasu'nun tehditleri, bölgedeki güvenlik dinamiklerinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha hatırlattı. Türkiye'nin terörle mücadele politikalarına yönelik bu tür saldırgan ifadeler, ulusal güvenlik açısından dikkatle izlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.