PKK'nın Tünel Stratejisi Tişrin'de Duvara Çarptı: Yer Altına İnen Örgüt Çıkmaz Sokakta
Terör örgütü PKK ve Suriye'deki uzantılarının yıllardır başvurduğu tünel yapılanması, çoğu zaman "yerel koşullara uyarlanmış özgün bir askeri deha" olarak sunuldu. Ancak sahada ortaya çıkan tablo bunun tam tersini gösteriyor. PKK'nın tünel siyaseti; farklı coğrafyalarda denenmiş, başarıya ulaşmış ya da başarısız olmuş asimetrik savaş modellerinin kopyalanarak Suriye sahasına taşınmasından ibaret. Tişrin'de gelinen nokta ise bu ithal doktrinin artık taşıma kapasitesini aştığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Üç Model, Tek Sonuç: Coğrafya Dinlemeyen Strateji
PKK’nın tünel anlayışı esasen üç farklı saha deneyiminden beslendi: Güney Lübnan, Latin Amerika ve Türkiye’nin şehir merkezleri. Ancak bu modellerin hiçbiri, örgütün faaliyet yürüttüğü Suriye coğrafyasında beklenen sonucu vermedi.
Hizbullah Modeli: Derinlik Var, Ama Lübnan Yok
2006 İsrail–Lübnan Savaşı sonrası Hizbullah’ın güney Lübnan’da kurduğu yer altı savunma hatları, PKK tarafından yakından incelendi. Sabit mevziler yerine derinlikli savunma, gizlenme, ani çıkışlar ve yer altından manevra kabiliyeti bu modelin temelini oluşturuyordu. Ancak Lübnan’ın dağlık yapısı, Şii nüfus yoğunluğu, yerel destek dengeleri ve İsrail tehdidine karşı toplumsal meşruiyet üreten zemin, Suriye ve Türkiye sahasında bulunmuyordu. PKK, bu farkları göz ardı ederek uzun vadeli savunma için tasarlanmış bir modeli şehir içi ve baraj çevresi çatışmalarına uyarlamaya çalıştı.
Latin Amerika Deneyimi: Orman Var, Şehir Yok
Örgütün ikinci referansı Kolombiya’da FARC’ın kullandığı orman içi tünel ve sığınak ağlarıydı. Bu yapı; geniş ormanlık alanlar, düşük nüfus yoğunluğu ve zayıf devlet denetimi üzerine kuruluydu. FARC için tünel, görünmezlik ve zaman kazanma aracıyken; PKK için aynı yapı şehir merkezlerinde ve kritik altyapıların çevresinde sabit hedefe dönüştü. Tüneller savunma hattı olmaktan çıkıp, örgütün kendi hareket kabiliyetini sınırlayan bir kapan halini aldı.
Çözüm Süreci Sonrası: Şehirlerde Yer Altına Kaçış
Türkiye’de Çözüm Süreci’nin sona ermesiyle birlikte terör örgütü PKK, hendek ve tünel stratejisini ilk kez kitlesel biçimde şehir merkezlerine taşıdı. Amaç; güvenlik güçlerinin mahallelere girişini engellemek, sokak hâkimiyeti kurmak ve "özerklik" algısı üretmekti. Bu stratejinin merkezleri Sur, Cizre, Nusaybin ve Yüksekova oldu. Örgüt, binalar arası geçiş sağlayan tüneller kazdı, sokakları EYP’lerle mayınladı, mahalleleri kapatarak fiili kontrol alanları oluşturmaya çalıştı. Sonuç değişmedi: Şehir yapılanması çöktü, tüneller birer mezara dönüştü.
Suriye'de 14 Yıl: Savaşın Gölgesinde Kazılan Yer Altı
Suriye iç savaşı, PKK ve uzantıları için benzersiz bir alan sundu. Devlet otoritesinin parçalanması, hava denetiminin uzun süre sınırlı kalması ve cephe hatlarının sürekli değişmesi, örgüte zaman ve alan kazandırdı. Bu süreçte tüneller sistematik biçimde kazıldı ve şu amaçlarla kullanıldı:
- Hava saldırılarından korunma
- Lojistik ve mühimmat gizleme
- Kadro barındırma
- Kritik altyapıların çevresinde savunma kurma
Ancak yıllar içinde tünel, savunma aracı olmaktan çıkıp varoluş biçimine dönüştü. Örgüt yer üstünde tutunamayınca, yer altına gömüldü.
Habertürk Sahada: Tişrin'de Yer Altındaki Şehir
Habertürk ekibi olarak Suriye’nin en büyük ikinci barajı olan Tişrin Barajı ve Tişrin kentindeyiz. 14 yıllık savaş sürecinde Suriye’de halen çalışabilir durumda olan tek büyük baraj Tişrin. Daha büyük olan Tabka Barajı ise kullanılamaz halde.
Operasyonların başlamasıyla birlikte, terör örgütünün baraj kapaklarını patlatabileceği yönündeki endişeler yeniden gündeme geldi. Bölge, daha önce DAEŞ kontrolündeyken de benzer bir felaket riski yaşamıştı. Yaklaşık 8 bin kişinin yaşadığı Tişrin ilçesi tamamen boşaltılmış durumda. Sivil halk, kentin yaklaşık 20 kilometre dışında güvenli bir merkezde tutuluyor. Kentin neredeyse her sokağı, her caddesi mayınlı. Bu nedenle ilerleme ancak özel EYP ve mayın temizleme ekipleriyle sağlanabiliyor.
15 Kilometrelik Yer Altı Ağı
Sahadaki askeri yetkililerin verdiği bilgiye göre, terör örgütü SDG Tişrin çevresinde yaklaşık 15 kilometrelik bir tünel ağı kurdu. Tüneller doğrudan evlerin odalarından başlıyor. Habertürk ekibi olarak biz de kentin girişindeki bir evden tünele girip, başka bir noktadan çıktık. Şu ana kadar tünelin yaklaşık yüzde 40’ı temizlenmiş durumda. Kalan bölümlerde arama–tarama faaliyetleri sürüyor. İçeride silahlar, mühimmat depoları, mutfaklar, yaşam alanları ve cephane çukurları bulunuyor.
Daha önce Türkiye sınırı ve Irak–Suriye hattında ortaya çıkarılan tünellerde beton ve demir kullanımı dikkat çekmişti. Tişrin’de ise tablo farklı. Buradaki tüneller tamamen el gücüyle, hiltilerle ve sert kayalık zemin oyularak inşa edilmiş. Yaklaşık 2 metre yüksekliğinde, 1 metre genişliğindeki bu yapı, yer altında kurulmuş tam teşekküllü bir şehir görüntüsü veriyor. Askeri yetkililer, bu tünellerde en az 300 teröristin uzun süre yaşayabileceğini, acil durumlarda bu sayının daha da artabileceğini ifade ediyor. Bu tablo, örgütün Tişrin’de büyük ve uzun soluklu bir çatışmaya hazırlandığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Tünel Stratejisi Duvara Çarptı
Bölgede şu an dört günlük ateşkes süreci devam ediyor. Bu sürenin ardından SDG ile Şam yönetimi arasında varılan uzlaşının takvimlendirilmesi bekleniyor. Sahadaki arama–tarama çalışmaları ve olası itirafçı ifadeleri, bu devasa tünel ağının nasıl, ne kadar sürede ve kimlerin bilgisi dahilinde kurulduğunu da netleştirecek.
Tişrin’de ortaya çıkan tablo, PKK’nın yıllardır sarıldığı tünel siyasetinin artık bir savunma değil, çöküş mimarisi haline geldiğini gösteriyor. Yer üstünde tutunamayan örgüt, yer altına indi. Ama bu kez tüneller, kaçış yolu değil; çıkmaz sokak oldu.