İşgalci İsrail hükümeti, Kudüs'ü ilhak ederek Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirme çabalarına bir yenisini ekledi. Kudüs'ün kuzeyinde bulunan ve Mescid-i Aksa gibi Müslüman vakıfların yönetiminde olan Nebi Samuel Mescidi ve çevresinde, İsrail hükümeti "kamulaştırma" gerekçesiyle yaklaşık 110 dönümlük araziye el koydu. Bu adım, İsrail'in son dönemde hazırladığı ve Mescid-i Aksa'yı "çok dinli bir turistik bölge" haline getirmeyi amaçlayan planın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Nebi Samuel Mescidi'nin Önemi
Nebi Samuel Mescidi ve bulunduğu bölge, hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından kutsal kabul ediliyor. Hz. Samuel'in burada medfun olduğuna inanılıyor. İsrail, buraya el koyarak bölgeyi Yahudileştirmeyi hedefliyor.
35 Yıldır Süren Kazılar
Uzmanlar, İsrail'in bölgenin Yahudilere ait olduğu iddiasıyla 1990 yılından bu yana arkeolojik kazı yürütmesine rağmen, bu iddiayı destekleyecek herhangi bir kalıntıya ulaşamadığına dikkat çekiyor. Müslümanlar, Nebi Samuel Mescidi'nde Hz. Samuel'in gömülü olduğuna inanırken, bölgede daha önce hüküm süren Eyyubi ve Memlük gibi Müslüman devletlerin yaptığı imar çalışmalarına işaret ediyor. İsrail'in kazılarında da bu tarihi doğrulayan kalıntılar ortaya çıkarken, Yahudi anlatısını destekleyen hiçbir bulguya rastlanmadığı belirtiliyor.
Filistin'den Tepki
Filistin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in "kamu yararı" ve "arkeolojik alanlar" söylemini Filistin topraklarına el koymayı meşrulaştırmak için kullandığı savunuldu. Bu uygulamaların uluslararası hukuka ve ABD Başkanı Donald Trump'ın ilhak ile zorla yerinden etmeyi reddeden planına aykırı olduğu kaydedildi. Açıklamada, kararın Kudüs'ü Filistin çevresinden koparmayı, kentin coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeyi ve Filistin kimliğini hedef alan sistematik politikaların bir parçası olduğu vurgulandı. Filistin toprağına, halkına ve tarihine yönelik "sömürgeci saldırıların devamı" olarak nitelendirilen kararın, "idari işlem ya da kalkınma projesi değil, güç kullanılarak gerçekleştirilen yasa dışı toprak gaspı" olduğu belirtilerek, bunun Birleşmiş Milletler Şartı, uluslararası hukuk ve uluslararası kararların ihlali anlamına geldiğine işaret edildi.
Harem-i İbrahim'de Benzer Süreç
Middle East Eye'a (MEE) konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kudüs Uzmanı Halil Tüfekçi, İsrail'in Nebi Samuel Mescidi ve çevresinde 1990'dan beri kademeli bir süreç yürüttüğüne dikkat çekerek, bölgede zaman içinde Müslümanların ibadet yerlerinin küçültüldüğünü ve nihayetinde bölgeye el konulduğunu anlattı. Benzer bir sürecin El-Halil'deki Harem-i İbrahim Camii'nde de yürütüldüğünü belirten Tüfekçi, Hz. İbrahim'in mezarının bulunduğuna inanılan bölgede son dönemde Yahudilerin baskınlarının ve Filistinlilere getirilen kısıtlamaların kademeli olarak arttığını ifade etti. İsrail hükümeti, Kurban Bayramı'nın birinci gününde Mescid-i Aksa'da bayram namazına kısıtlama getirmezken, Harem-i İbrahim'e ciddi kısıtlamalar uyguladı. Bu kısıtlamalar nedeniyle bayram namazına katılım normalin yüzde 30'unun altına geriledi.



