İzmir'in Balçova ilçesinde geçtiğimiz yıl üç polisin şehit edildiği terör saldırısına ilişkin hazırlanan iddianamenin çarpıcı detayları gün yüzüne çıktı. Saldırgan Eren Bigül'ün internet arama geçmişi, saldırının ne kadar planlı ve ideolojik bir temele dayandığını gözler önüne serdi.
İddianamede Yer Alan Çarpıcı Detaylar
14 Ocak 2026 tarihinde hazırlanan iddianameye göre, geçtiğimiz Eylül ayında Balçova Salih İşgören Polis Merkezi'ne düzenlenen silahlı saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki Eren Bigül, DEAŞ terör örgütünün ideolojik ve silahlı eğitiminden geçmişti. İddianamede, şehit olan polis memurları Muhsin Aydemir, Hasan Akın ve Ömer Amilağ için 'maktul' değil, 'şehidimiz' ifadesinin kullanılması dikkat çekti. Aileler ise 'mağdur' değil, 'suçtan zarar görenler' olarak kayıtlara geçti.
Google Aramaları Saldırının Soğukkanlı Planlamasını Gösteriyor
İddianamenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, saldırgan Eren Bigül'ün saldırı öncesinde yaptığı internet aramaları oldu. Bigül'ün arama motorunda yaptığı sorgular, saldırının uzun süredir ve detaylıca planlandığını ortaya koydu. Yapılan aramalar arasında şunlar yer alıyor:
- '18 yaş altına 12 kalibre fişek satılır mı?'
- 'sülfirik asit'
- 'karakol baskını'
- 'dünyadaki konserlere yapılan terör saldırıları'
- 'Buca konserleri, eylül ayı Balçova konserleri'
- 'Suruç patlaması, Ankara gar patlaması'
- 'saldırı tipi el bombası'
- 'polis merkezinde cephanelik var mı?'
Bu aramalar, Bigül'ün sadece polis merkezini değil, İzmir Fuarı'ndaki konserler ve Balçova'daki barları da hedef aldığını, ancak sonunda polis karakoluna saldırmayı tercih ettiğini gösteriyor.
Örgütsel Bağlılık ve Cezalandırma Talepleri
İddianamede, Eren Bigül'ün DEAŞ terör örgütüne üst düzey bir bağlılık gösterdiği, sosyal medya üzerinden örgüte bağlılık yemini ettiği ve aldığı talimatlar doğrultusunda hareket ettiği belirtildi. Saldırı için kullanılan tüfek, fişek, sustalı bıçak ve el yapımı bombaları, anne ve babasının yardımıyla temin ettiği ve hazırladığı kaydedildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, saldırgan Eren Bigül ve babası Nuhver Bigül'ün de aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı. Bigül'ün annesi Aysel Bigül dahil 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılık, 7'si tutuklu toplam 13 şüphelinin her biri için 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 261'er yıla kadar hapis cezası talep etti.
Bu vahim olay, genç yaştaki bireylerin terör örgütleri tarafından nasıl manipüle edilebileceğini ve dijital izlerin suç soruşturmalarında ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi. İzmir'de yaşanan bu acı olayın adli süreci, talep edilen ağır cezalarla devam ediyor.