Boğaz hattında çekirdek yemek yasaklanmalı!
Boğaz hattında çekirdek yemek yasaklanmalı!

Funda Karayel, Boğaz hattında çekirdek yemeyi yasaklamayı öneriyor. Bazı fikirler ilk duyulduğunda sert gelir, sonra düşününce hak verirsiniz. Bayram boyunca İstanbul'u yürüyen Karayel, şehrin yıllardır görmediği kadar güzel olduğunu, trafiğin ve gürültünün azaldığını, denizin renginin değiştiğini belirtiyor. Boğaz yeniden nefes alıyor ve turkuaz renge bürünüyor. Ancak başınızı yere eğdiğinizde büyü bozuluyor: Bebek'ten Rumelihisarı'na kadar her yer çekirdek kabuğu. Kuruçeşme'ye dönseniz de manzara aynı: çekirdek kabukları, içki şişeleri ve plastik bardaklar.

Çevre bilinci küçük adımlarla başlar

İstanbul son yıllarda sürdürülebilirlik, yeşil şehir, karbon ayak izi ve iklim krizi konuşuyor, ancak kimse yere atılan çekirdek kabuğunu konuşmuyor. Oysa çevre bilinci bazen büyük konferans salonlarında değil, elinizdeki kabuğu cebinize koyup koymamakla başlıyor. Dünyanın en güzel manzaralarından birinin önünde oturup geride küçük bir çöp dağı bırakmanın modern şehir hayatıyla açıklanacak bir tarafı yok. Bu, kültürel bir mesele: kamusal alanı sahiplenme ve şehre saygı duyma meselesi. Çevrecilik bazen elektrikli otomobillerden veya geri dönüşüm projelerinden önce gelir.

Yakışmayan manzara

Yürüyüşten yorulup oturacak bir bank arayan Karayel, çekirdek kabukları yüzünden oturacak yer bulamıyor. Atma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Pervin Ersoy'un başlattığı 'Atma!' hareketine destek veren Karayel, sokaklardaki çöplerin dedektifliğini yapacağına söz vermişti. Ancak gördüğü görüntüler dünyanın en güzel şehirlerinden birine yakışmıyor. Mesele sadece estetik değil; dünyanın birçok kentinde kamusal alanlarda çeşitli kısıtlamalar uygulanırken, Boğaz hattında yere atılması en kolay atıklardan biri olan çekirdek tüketimi ciddi biçimde tartışılmalı. Sorun çekirdek değil, kabuğunun mutlaka yere atılacağını varsayan alışkanlık ve kamusal alanın kimseye ait değilmiş gibi kullanılması. Bir yandan dünyanın en güzel manzaralarından biriyle övünüyor, diğer yandan o manzaranın dibini çekirdek kabukları ve boş şişelerle dolduruyoruz. Çöpçüler temizliyor diye atmak da ayıp, çünkü püskürtme makinesiyle çekirdekler uçuşup denize gidiyor veya etrafa daha da dağılıyor. Çevrecilik büyük projelerden önce basit bir soruyla başlamalı: Elindeki çöpü yere atıyor musun, atmıyor musun? Rica ediyorum atmayın.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Norveç paradoksu

İstanbul'daki çevrecilik paradoksunun üzerine Norveç'ten bir detay paylaşmak istiyorum. Norveç, elektriğinin neredeyse tamamını yenilenebilir kaynaklardan ürettiği için dünyanın en çevreci ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor. Şehirlerinde bisikletler, yayalarla sessizce sokakları paylaşıyor. Norveç yollarındaki her on yeni otomobilden dokuzu elektrikle çalışıyor. Ayrıca 35 yıl önce, şirketlerin saldıkları her ton sera gazı için ücret ödemesini öngören karbon vergilerini uygulamaya koyan ilk ülkelerden biri olmuştu. Buna karşın Norveç, kirletici fosil yakıtların gaz ve petrol üretimini artırıyor. Ancak bunları yurt içinde kullanmak yerine büyük ölçekte ihraç ederek devasa gelirler elde ediyor. Nitekim ülkenin geleceği, içeride caydırmaya çalıştığı bu yakıtların kullanımına ayrılmaz biçimde bağlı. İçeride karbonsuzlaşma ile küresel ölçekte büyük bir fosil yakıt ihracatçısı olma rolü arasındaki bu çelişkiye 'Norveç paradoksu' adı veriliyor ve bu durum yıllardır yoğun bir siyasi ve toplumsal tartışmaya yol açıyor. İnanabiliyor musunuz, sen çevrecilik konusunda öncü olup bunları yap. Buyurun yeni paradoksumuza.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması