Türkiye'nin doğal yaşamını korumak için tarihi bir adım atıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan yeni düzenlemeler, yaban hayatına yönelik suçlara getirilen cezaları rekor seviyelere çıkarıyor. Öyle ki, listede yer alan en değerli canlıya en ufak bir zarar vermenin bedeli tam 45 milyon Türk Lirası olarak belirlendi.
Koruma Kalkanı: 33 Tür İçin Ağır Yaptırımlar
09 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan ve 2025-2026 av dönemini kapsayan liste, "Koruma Altına Alınan Av ve Yaban Hayvanları" başlığını taşıyor. Bu liste, memeliler, kuşlar ve sürüngenler kategorilerinde yaşam mücadelesi veren toplam 33 özel türü kapsıyor. Düzenleme, sadece bir yasaklar bütünü değil, aynı zamanda doğal varlıkları korumak için çekilmiş güçlü bir hukuki kalkan niteliğinde.
DKMP'nin bu kararı, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğini gelecek nesillere aktarma konusundaki kararlılığının en net göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet tarihinin bu alandaki en sert önlemlerinden biri olan düzenleme, doğa katliamlarının önüne geçmeyi hedefliyor.
Servet Değerindeki Cezalar ve Hapis Yaptırımları
Yeni liste ile birlikte, koruma altındaki türlere verilecek zararlar için belirlenen idari para cezalarında büyük bir artış yaşandı. Listenin zirvesinde yer alan ve Türkiye'nin "en değerli canlısı" olarak nitelendirilen türe yönelik en küçük bir olumsuz eylemin maliyeti, 45 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, bugüne kadar bu alanda kesilmiş en yüksek idari para cezası anlamına geliyor.
Ancak cezalar sadece maddi yaptırımlarla sınırlı değil. Söz konusu suçları işleyenler için ağır hapis cezaları da gündemde. DKMP'nin açıklaması, yaban hayatına karşı işlenen suçlarla mücadelede artık çok daha kapsamlı ve caydırıcı bir döneme girildiğinin sinyalini veriyor.
Doğa Koruma Politikalarında Yeni Dönem
Bu düzenleme, Türkiye'nin doğa koruma politikalarında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Sadece belirli türlerin avlanmasını yasaklamakla kalmayıp, onların yaşam alanlarına yönelik her türlü tehdide karşı da hukuki bir koruma sağlıyor. Uzmanlar, bu adımın, nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların popülasyonlarının iyileştirilmesi ve ekosistem dengesinin korunması açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Kamuoyuna duyurulan liste, vatandaşların ve ilgili sektörlerin bilgilendirilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Böylece, hangi türlere karşı nasıl bir sorumlulukla hareket edilmesi gerektiği net bir şekilde ortaya konmuş oluyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, bu tarihi adımla Türkiye'nin doğal mirasını koruma konusundaki taahhüdünü bir kez daha teyit etmiş oldu.