Mahalle Kültürünün Yıkılışı ve Toplumsal Güvensizlik
Mahalle Kültürünün Yıkılışı ve Toplumsal Güvensizlik

Esra Dural Tatlı, Görsel Sanatçı ve Tasarımcı olarak Acıbadem'in sadece bir semt değil, bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Dışarıdan bir gözün anlamayabileceği bu bağ, onun için bir mahalle, bir semt ve bir caddeden çok daha fazlasını ifade ediyor. Çocukluğunda anneannesi ve dedesinden dinlediği eski İstanbul hikayeleri, onun hayal gücünü zorluyordu. Selimiye, Bağlarbaşı, Çinili ve Acıbadem'in değişimini anlatan bu anılar, o dönemlerde ahşap konaklarda yaşamanın sıradan bir durum olduğunu gösteriyor. Ardından apartman hayatına geçiş, modernleşme sürecinin bir parçasıydı.

Mahallede Yaşamanın Şartları Vardı

Zihninde dinlediği bir mahalle, çocukken yaşadığı bir mahalle ve ilk gençlik yıllarından itibaren yıkıcı dönüşümüne şahit olduğu bir mahalle... Çocukken mahallelerinde bir ev boşaldığında anahtar dedesinde dururdu. Kiracı adaylarıyla ilk dedesi görüşür, adayın aile ve mahalle hayatlarına uygun olup olmadığını değerlendirirdi. Osmanlı'da bir şehirden diğerine, bir mahalleden diğerine taşınmanın belirli kriterleri vardı: gerçek ve geçerli bir amaç, mahalleden birinin referansı, bir yıl gözlem süresi ve cami cemaatine devamlılık. Bu 'deneme süresini' başarıyla tamamlayamayanlar, o mahallede hatta şehirde ikamet edemezdi. Bu, herkesin birbirini tanıdığı güvenli bir ortam yaratıyordu.

Dışarıdaki Göze Kapalı, Kendi İçine Açıktı

Mahalle dışarıdan bir göze kapalıydı, ancak kendi içine açıktı. Bugünün deyimiyle stüdyo daireler veya bekar odaları, okul ya da çalışma amaçlı tek başına yaşayanlar için mahalleden uzakta inşa edilirdi. Aile ve mahallenin korunması esastı ve birbirinden ayrılmazdı. Şimdi yaşadığımız toplumsal tekinsizlik ve yıkıcı güvensizlik, ilk olarak aile ve mahallenin dönüşümüyle başladı. Güvenin kalkması, birbirini tanımayan kalabalıkların izinsiz ve plansız bir şekilde şehirlere, semtlere ve mahallelere hücum etmesiyle oldu. Bu hücum, aile ve mahalleyi yıkarken aslında toplumu ve güven ortamını da yıktı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Evler Artık Kapalı Kutu

Evler kapalı kutu haline geldi. Yaşamak kolektif değil, bireysel bir hal aldıkça toplumdaki bunalım da arttı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) komşulukla ilgili hadisini sadece açlık üzerinden okumak yanılgı olur; komşusunun o gün yemeği olup olmadığını bilebilecek kadar iyi tanımak ve iletişim halinde olmak gerekir.

Komşu Teyze de Kalmadı, Sokakta Oynayan Çocuk da

Üstelik Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, komşuluk kavramı o dönemde evin çeperindeki her yönden 40 evi kapsıyordu. Yani mahalle. Mahallede ve mahalledeki okullarda kimsenin gerçek manada kimseyi tanımadığı bir ortamın sonucudur belki de bugün yaşadığımız bunalım. Ev içi ya da aile içi şiddetin bu denli arttığı, mahallelerde bir komşu teyze tarafından sürekli gözlem altında koşup oynayamayan çocukların gözetimsiz bir şekilde sanal mecraların kapalı kutularında oyun oynadığı bir ortamın sonucudur belki de bir caniye dönüşen çocuklar...

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması