İran'da, 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protesto dalgası, aylar sonra bile etkisini sürdürüyor. İnsan hakları örgütlerinin güncel verileri, ülke genelindeki gösterilerde yaşamını yitirenlerin sayısının endişe verici bir seviyeye ulaştığını ortaya koydu.
Can Kaybı Sayısı 4 Bin 29'a Ulaştı
İran İnsan Hakları Örgütü'nün (IHR) paylaştığı son bilgilere göre, Eylül 2022'den bu yana devam eden protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 29'a yükseldi. Bu dramatik rakam, rejimin göstericilere yönelik şiddetinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Örgüt, bu sayının büyük çoğunluğunun göstericiler olduğunu, ancak güvenlik güçleri arasında da kayıplar yaşandığını belirtti.
Protestoların Başlangıcı ve Yayılması
Kürt kökenli genç kadın Mahsa Amini'nin, 'başörtüsünü kurallara uygun takmadığı' gerekçesiyle 16 Eylül 2022'de gözaltına alınması ve kısa süre sonra ölümü, ülke çapında büyük bir infiale yol açtı. Kadın hakları ve bireysel özgürlükler ekseninde başlayan protestolar, kısa sürede İran rejiminin tamamına yönelik bir muhalefet hareketine dönüştü. Gösteriler, Tahran'dan Tebriz'e, İsfahan'dan Meşhed'e kadar ülkenin dört bir yanına yayıldı.
Güvenlik güçlerinin göstericilere karşı ağır silahlar da dahil olmak üzere orantısız güç kullandığı, binlerce kişinin gözaltına alındığı ve yargılandığı bildiriliyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, İran yönetimini protesto hakkını şiddetle bastırmakla ve uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor.
Uluslararası Tepkiler ve İran'ın Tutumu
İran'daki olaylar, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve birçok batılı ülke tarafından yakından takip ediliyor ve sert bir dille kınanıyor. Birçok ülke, İranlı yetkililere yönelik yaptırım kararları aldı. Ancak Tahran yönetimi, tüm bu tepkilere rağmen, olayları 'dış güçlerin kışkırtması' olarak nitelendirmeyi sürdürüyor ve iç işlerine müdahale olarak görüyor.
İran resmi makamları, can kaybı rakamları konusunda çelişkili ve çoğunlukla çok daha düşük açıklamalar yapıyor. Bağımsız gazetecilerin ve uluslararası medya kuruluşlarının ülkeye erişiminin kısıtlı olması, gerçek verilere ulaşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle, İran İnsan Hakları Örgütü gibi yurtdışı merkezli kuruluşların verileri, durumu anlamak için kritik bir kaynak oluşturuyor.
Sonuç olarak, Mahsa Amini'nin trajik ölümünün üzerinden aylar geçmesine rağmen, İran'da toplumsal huzursuzluk derinleşerek devam ediyor. 4 bini aşan can kaybı rakamı, bu sürecin ne kadar yıkıcı olduğunun acı bir göstergesi. İnsan hakları savunucuları, uluslararası toplumu İran'daki duruma karşı daha etkili adımlar atmaya ve sorumluların yargılanması için çağrıda bulunmaya devam ediyor.