TBMM'de Yaşanan Fırtına ve Hasar Tespiti
13 Şubat 2026 Çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde fırtınalı bir hava hakimdi. Kürsü işgali, milletvekillerinin birbirinin üzerine yürümesi, konuşan yumruklar, atılan tekmeler, yırtılan ceketler, kırılan burun ve fırlatılan Anayasa gibi olaylar yaşandı. Küfür ve hakaretler havada uçuştu. Perşembe günü, hasar tespiti için Meclis'e gidildiğinde sular durulmuş, fırtınadan sonraki sessizlik hakimdi. Hasar raporu ise açıktı: Siyasetin ve siyasetçinin itibarında önlenemeyen bir düşüş yaşanmış, saygınlık yerlerde sürünüyordu.
İçtüzük: Kimin Umurunda?
Meclis İçtüzüğü'nün 67. maddesi, Genel Kurul'da kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kişilerin Başkan tarafından uyarılmasını ve gerektiğinde salondan çıkarılmasını öngörüyor. Ancak, bu hüküm pratikte ne kadar işliyor? Yüce Meclis'te kürsü işgalleri, itiş kakış, yumruklaşma ve küfürler birbirine karışırken, Başkan'ın eli kolu bağlı kalıyor. İçtüzük yazıyor yazmasına ama kim takıyor? Kim dinliyor başkanı? Bu sorular, yaşanan kaosun ardından daha da anlam kazanıyor.
Tarihi Bir Belge: Cemil Çiçek'in 2013 Uyarısı
Meclis arşivlerinde yapılan bir gezinti, önemli bir belgeyi gün yüzüne çıkardı: 27 Şubat 2013 tarih ve 13768955-016 sayılı yazı. Bu belge, dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından siyasi parti genel başkanlarına gönderilmiş. Belgenin tam metni, Meclis'in saygınlığına gölge düşüren konuşmalara dikkat çekiyor. Çiçek, İçtüzük'ün 67. maddesine rağmen, yaralayıcı ve hakaret içeren ifadelerin kullanıldığını üzüntüyle belirtiyor. Başkanvekillerinin ikazlarının ve disiplin hükümlerinin bu tür konuşmaları engelleyemediğini, hatta her geçen gün arttığını vurguluyor. Bu durumun, Meclis'i, milletvekillerini ve siyaset kurumunu halk nezdinde zedelediğinin altını çiziyor.
Siyasette Öfke Kontrolü ve İtibar Kaybı
Meclis'ten çıkınca, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek ile bir görüşme yapıldı. 2013'ten 2026'ya ne değişti? Kontrolsüz öfke ve Çarşamba günü yaşananlar hakkında sorular yöneltildi. Çiçek, "Öfke kontrolü siyasetçi için en önemli hususlardan biri" diyerek tecrübelerini paylaştı. Siyasetçilerin topluma örnek olması gerektiğini, aksi takdirde siyaset kurumunun ciddi itibar kaybı yaşayacağını belirtti. Fanatik partililerin, ağız bozukluğunu övmesinin bu kaybı derinleştirdiğini ifade etti.
Ders Çıkarmak Şart
Cemil Çiçek, kültürümüzdeki "Öfke baldan tatlıdır" ve "Öfkeyle kalkan zararla oturur" gibi deyimleri hatırlattı. Hacı Bayram-ı Veli ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi tasavvuf erbabının, siyasetçilere "Eline, diline, beline sahip ol" öğüdünü verdiğini söyledi. Bu üç ilkeye sahip olunsa, birçok kurala gerek kalmayacağını vurguladı. Yaşananlardan herkesin, özellikle siyaset yapanların ders çıkarması gerektiğini umut etti.
Demirel'den Bir Anı
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bir anısı da konuyu aydınlatıyor. Demirel'e sinirlenip yumruğunu kaldırıp kaldırmadığı sorulduğunda, "Ben de herkes gibi etten, kemikten, sinirden yaratılmış bir insanım" yanıtını vermişti. Öfkelendiğinde yumruğunu havaya kaldırdığını, ancak sonra indirip cebine koyduğunu anlatmıştı. Bu, siyasette öfke kontrolünün pratik bir örneği olarak hafızalarda yer etti.
Sonuç olarak, TBMM'de yaşananlar, siyasetteki itibar kaybını ve öfke kontrolünün önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Tarihi belgeler ve tecrübeler, ders alınması gerektiğini işaret ediyor.