TBMM Terör Raporu: Ekonomik Kayıp ve Meclis Merkezli Çözüm Modeli Açıklandı
TBMM'nin resmi internet sitesinde yayımlanan kapsamlı terörle mücadele raporunda, dikkat çeken detaylar ve analizler kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, "muhalefet şerhi" başlığı altında özel bir bölüme yer verilmediği belirtilirken, son oturumun tüm tutanaklarının eksiksiz olarak rapora dahil edildiği açıklandı. Bu sayede, komisyonda yer alan tüm siyasi paydaşların görüş, öneri ve itirazlarının raporda yer bulduğu ifade edildi.
Terörle Mücadele: Kalıcı Devlet Politikası
Raporda, "terörsüz Türkiye" hedefinin geçici bir siyasi söylem olmadığı, aksine kalıcı ve sürdürülebilir bir devlet politikası olarak benimsendiği vurgulandı. Sürecin herhangi bir pazarlık veya müzakerenin ürünü olmadığı, millî iradenin kararlılığı ve azmiyle şekillendiği kaydedildi. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın örgüte yönelik yaptığı çağrıya da raporda değinilirken, bu çağrının tek başına yeterli olmadığı belirtildi. Somut, doğrulanabilir ve izlenebilir adımların esas alınacağı ifade edildi. Silah bırakma ve örgütün fesih sürecinin teyit edilmesinin ardından, idari ve hukuki düzenlemelerin devreye alınacağı raporda açıkça belirtildi.
Meclis Merkezli Çözüm Modeli ve Kurumsal Yapı
Komisyon, terörle mücadele sürecinin TBMM çatısı altında, çok partili ve nitelikli çoğunluğa dayalı bir mekanizma ile yürütüldüğünü bildirdi. Bu yönüyle, sorunun çözümünde ilk kez bu ölçekte Meclis merkezli kurumsal bir yapının devreye alındığı ifade edildi. Meclis merkezli çözüm modelinin, şeffaflık ve katılımcılık açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı.
Yıllık En Az 140 Milyar Dolar Ekonomik Kayıp
Raporda, terör ve çatışma sürecinin Türkiye ekonomisine olan maliyetine geniş yer ayrıldı. Farklı hesaplama ve analizlere göre, yıllık ekonomik kaybın 100 ila 240 milyar dolar arasında değiştiği belirtildi. İhtiyatlı değerlendirmeler dikkate alındığında dahi, en az 140 milyar dolarlık bir ekonomik kaybın oluştuğu raporda açıkça ifade edildi. Bu rakam, terörün ülke ekonomisine verdiği zararın boyutunu gözler önüne serdi.
Türk-Kürt Kardeşliği ve Tarihsel Birliktelik
Raporda, Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel arka planına dikkat çekildi. Türkler, Kürtler ve Araplar arasındaki birlikteliğin, bölgesel istikrar ve güvenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu belirtildi. "Kardeşlik hukuku" kavramı öne çıkarılarak, bu tarihsel bağların güçlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Raporda, bu kardeşlik hukukunun, terörle mücadelede dayanışma ve birliğin temelini oluşturduğu ifade edildi.
Yol Haritası Niteliğinde: Yasal Düzenlemelerin Temeli
Raporun, önümüzdeki dönemde hazırlanacak yasal düzenlemelere temel oluşturacağı belirtildi. Hazırlanacak yasal çerçevenin, "af algısı" oluşturmayacak şekilde, kamu vicdanını gözeten dengeli ve adil bir yapıda olması gerektiği vurgulandı. Bu çerçevenin, toplumsal uzlaşıyı destekleyecek ve hukukun üstünlüğünü güçlendirecek nitelikte olması hedefleniyor. Raporda, bu sürecin titizlikle yürütülmesinin, kalıcı barış ve istikrar için hayati önem taşıdığı kaydedildi.