İstanbul Valiliği CHP'nin Planladığı Yürüyüşe Onay Vermedi
İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı tarafından yarın Beşiktaş ilçesinde düzenlenmesi planlanan yürüyüş etkinliğine izin çıkmadığını resmi olarak duyurdu. Valilik, bu kararı güzergahın önceden belirlenmiş rotalara uymaması ve olası trafik ile güvenlik sorunlarına dayandırdı.
Yürüyüş Planı ve Valiliğin Gerekçeleri
Alınan bilgilere göre, CHP İstanbul İl Başkanlığı, yarın gerçekleştirilmesi öngörülen yürüyüş için Beşiktaş Ortaköy'den başlayıp Arnavutköy'de sona erecek bir güzergah belirlemişti. Ancak İstanbul Valiliği, yapılan başvuruyu değerlendirerek yürüyüşün düzenlenmesini uygun bulmadı.
Valiliğin konuya ilişkin yayımladığı karar metninde şu ifadelere yer verildi: "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde, ilimiz sınırları içerisindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü yerleri ile güzergahları Valiliğimizce belirlenerek ilan edilmiştir. Talep edilen güzergah, 2026 yılında Valiliğimiz tarafından belirlenip duyurulan güzergahlar arasında bulunmamaktadır. Ayrıca, söz konusu güzergahta araç ve yaya trafiğinin yanı sıra genel güvenliğin olumsuz etkilenebileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle, bahsi geçen yürüyüşün gerçekleştirilmesi uygun görülmemiştir."
Yasal Çerçeve ve Uygulama
Valiliğin açıklaması, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na atıfta bulunarak, İstanbul'da bu tür etkinlikler için önceden belirlenmiş güzergahların olduğunu vurguladı. Kararda, CHP'nin planladığı rotanın bu resmi listeye dahil olmadığına dikkat çekildi.
Güvenlik ve trafik akışı endişeleri de valiliğin ret kararında önemli bir rol oynadı. Yetkililer, öngörülen güzergahın hem araç hem de yaya trafiğini sekteye uğratabileceğini, bu durumun da potansiyel güvenlik riskleri doğurabileceğini belirtti.
CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın yürüyüş düzenleme kararı almasına rağmen, valiliğin bu kararıyla etkinlik resmi izin olmaksızın gerçekleştirilemeyecek. Bu gelişme, siyasi partilerin toplantı ve gösteri hakları ile kamu düzeni arasındaki dengeyi yeniden gündeme getirdi.