CHP'nin 'Kürt Sorunu' Konferansı Parti İçi Krize Dönüştü, İmamoğlu'nun Çağrısı Tepki Çekti
CHP'nin Kürt Konferansı Parti İçi Krize Dönüştü

CHP'nin 'Kürt Sorunu' Konferansı Parti İçi Krizi Tetikledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi, "Kürt sorununun çözümü" iddiasıyla İstanbul'da bir konferans organize etti. Ancak etkinlik, beklenen toplumsal barış atmosferinden uzaklaşarak parti içi bir savaş alanına dönüştü. AK Parti ve MHP'nin katılım göstermediği, DEM Partili isimlerin ön planda olduğu toplantıda, dikkat çekici bir şekilde "görüntü alınması yasak" oturumlar gerçekleştirildi. Bu durum, tepkilerden çekinildiği yönünde yorumlara neden oldu.

İmamoğlu'nun Çağrısı Partide Fırtına Kopardı

Konferansa yapay zeka teknolojisiyle hazırlanan bir video mesajıyla katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, tartışma yaratan açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, "Kürtleri kimlikleriyle tanıyalım. Dilleriyle, kültürleriyle tanıyalım. Okullarımızda Kürtçenin öğretilmesinin, Kürt tarihinin ve edebiyatının öğrenilmesinin önünü açalım" şeklindeki çağrısıyla parti içinde derin bir krize yol açtı. Bu ifadeler, CHP'nin geleneksel çizgisiyle çeliştiği gerekçesiyle sert eleştirilerle karşılandı.

Belediye Başkanlarından Sert Tepkiler: "Kırmızı Çizgimiz!"

Genel merkezin bu hamlesine ilk ve en sert tepki, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'dan geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Özcan, "Türk Milliyetçiliği ve Üniter Devlet CHP'nin vazgeçilmez değerleridir! Atatürk'ün partisini hiç kimse bu değerlerden uzaklaştıramaz! Nokta." ifadelerini kullandı.

Özcan'ın ardından bir diğer sert çıkış ise Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'dan geldi. Köksal, CHP'nin kurucu değerlerini hatırlatarak şu mesajı paylaştı: "Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün kurduğu partidir. Cumhuriyet Bayrak Atatürk bu vatanın birliği ve bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Bu değerlerimizin tartışmaya açılması kabul edilemez."

Konferansın Organizasyonu ve Hedefleri

Edinilen bilgilere göre, konferansın arka planında 9 Ocak'ta düzenlenen Bölge İl Başkanları ve kanaat önderleri toplantısındaki eleştiriler etkili oldu. Toplantıda, Özgür Özel'e yönelik "İmralı'ya neden gitmedik" ve "süreç raporu yetersiz" şeklindeki tepkiler parti yönetimi tarafından not edildi. Bu rahatsızlıklar, Silivri'deki Ekrem İmamoğlu'na sunuldu. İmamoğlu da kendisine yakınlığıyla bilinen Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi yetkililerinden Emine Erdoğan Uçak ve Genel Başkan Yardımcısı Serkan Kaya üzerinden toplantıyı organize etti.

Konferansın iki temel hedefle düzenlendiği öğrenildi:

  1. CHP yönetimi, bir yandan DEM Parti ile ilişkileri sıcak tutmayı amaçlarken,
  2. Diğer yandan "Terörsüz Türkiye sürecinin içindeyiz" mesajıyla parti içindeki tepkili il başkanlarının gönlünü almayı hedefledi.

Ancak parti içi tansiyonu düşürmeyi hedefleyen bu adım, özellikle ulusalcı tabanın tepkisini çekti. Dikkat çeken bir diğer nokta ise konferansa CHP'nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'ndaki 11 isimden sadece Sezgin Tanrıkulu ve Türkan Elçi'nin katılım göstermesi oldu.

Suriye Politikaları Ekseninde Yeni Bir Kriz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Suriye politikaları eksenli eleştirileri de parti içi krizin fitilini ateşleyen bir diğer olay olarak kayıtlara geçti. Özel'in Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara'yı hedef alan sözlerinin ardından, özellikle dış politikada bir süredir rahatsız olan parti içi muhalefet sesini yükseltti.

Partili kaynaklar, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Erken seçim çağrısı yapan, iktidar hedefi olduğunu söyleyen bir liderin, Suriye gibi Türkiye'nin güvenliğiyle doğrudan ilişkili bir ülkenin devlet başkanını yok sayması mümkün değil. Bu yaklaşım CHP'nin eskiden kalma bir rahatsızlığıdır. Bu sözlerle Özgür Özel de aynı rahatsızlığa yakalandığını ifade ediyor."

CHP kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, dış politikada meşruiyet tartışması üzerinden pozisyon almanın Türkiye'nin çıkarlarını önceleyen bir yaklaşım olmadığı görüşü dile getiriliyor. Parti içinden bazı isimler, beğenilmeyen liderlerle dahi konuşabilme kapasitesinin devlet yönetiminin temel gereği olduğuna dikkat çekiyor. Bir başka partili ise, "Sorun tek başına Suriye meselesi değil. Partinin hâlâ net, tutarlı ve sürdürülebilir bir dış politika vizyonu yok" şeklinde konuştu.

Kaynaklar, iktidar alternatifi olmanın sadece iç politikada sert muhalefet yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "İktidar olmak sağlam bir dış politika vizyonunu da ortaya koymayı gerektirir. Zor dosyalarda, hoşumuza gitmeyen aktörlerle bile nasıl ilişki kurulacağını göstermek gerekir" değerlendirmesinde bulundu.