Tunus'taki Nahda Hareketi, ülkede yaşanan siyasi krizin aşılması için barışçıl ve sivil mücadeleye devam edilmesi çağrısında bulundu. Hareketin kuruluşunun 45. yılı dolayısıyla yayımlanan açıklamada, Nahda'nın Tunus'ta dini kimlik, özgürlükler ve demokratik değerlerin güçlenmesine önemli katkılar sunduğu belirtildi.
Demokratik Geçiş Sürecine Katkı
Açıklamada, Nahda Hareketi'nin Tunus'taki demokratik geçiş sürecine aktif katkı sağladığı ve farklı siyasi kesimler arasında uzlaşı kültürünün yerleşmesine destek verdiği vurgulandı. Hareketin geçmiş deneyimlerinin öz eleştiri ve değerlendirmeye açık olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun kurucu kuşakların çabalarına duyulan saygının bir gereği olduğu kaydedildi.
Sivil ve Barışçıl Direniş Vurgusu
Ülkede yaşanan siyasi krizin en kısa sürede sona ermesi için tüm kesimlerle iş birliği yapılması çağrısı yapılan açıklamada, sivil ve barışçıl direniş yöntemlerine bağlı kalınmasının önemine dikkat çekildi. Açıklamada, 'Bugün hedef alınan yalnızca bir siyasi hareket değil Tunus, Tunus'un ruhu ve Tunus halkıdır' ifadesine yer verildi.
Nahda'nın kurucu lideri Raşid Gannuşi'nin 'Tunus, Nahda Hareketi'nden önce gelir' sözünün hatırlatıldığı açıklamada, ülkenin çıkarlarının her türlü siyasi aidiyetin üzerinde tutulması gerektiği belirtildi. Tunus'ta mahkeme, 3 Haziran'da kamuoyunda 'gizli yapılanma' dosyası olarak bilinen davada Gannuşi'nin de aralarında bulunduğu bazı sanıklar hakkında müebbet hapis cezası vermişti.
Karadaği'den Kaygı Açıklaması
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Ali Muhyiddin Karadaği, kararın özgürlükler ve siyasi yaşamın geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. Cezanın kamuoyunda endişe oluşturduğuna işaret eden Karadaği, özellikle uzun yıllardır barışçıl siyasi mücadelenin hedef alınmasının, kamusal özgürlüklerin geleceği konusunda soru işaretlerine neden olduğuna dikkat çekti.
Karadaği, Gannuşi'nin siyasi yaşamı boyunca sivil reform anlayışını benimsediğini, toplumsal uzlaşı ve barış içinde bir arada yaşam kültürünün güçlendirilmesine katkı sunduğunu savunarak, söz konusu kararın adalet, hakkaniyet ve siyasi çoğulculuk ilkelerine önem veren çevrelerde kaygı uyandırdığının altını çizdi.



