15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, Türkiye'nin güvenlik konseptinde köklü bir dönüşümün miladı oldu. Darbe girişiminin ardından devlet kurumları yeniden yapılandırılırken, yerli savunma sanayii güçlendirildi ve operasyonel bağımsızlık artırıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yeniden yapılandırılması, geliştirilen milli silahlar, sınır ötesi operasyonlardaki tecrübeler ve artan savunma ihracatı ile Türkiye, savunma stratejisinde yerli üretim ve teknolojik bağımsızlığa ağırlık verdi.
15 Temmuz milat oldu
15 Temmuz, Türkiye'nin ülke savunmasında etkin ve etkili mücadeleye evrildiği, sınırları aşan yeni savunma anlayışında bir dönüm noktası oldu. FETÖ darbe girişiminin aktörleri, hedefleri ve müttefiklerin duruşu gibi verilerin analizi sonucunda Türkiye yepyeni bir sürece girdi. Bu süreç, halkın desteğiyle başlatıldı; bir yandan temizlik ve millileşme yürütülürken, bir yandan da PKK terörüyle mücadele ve bölgesel etkileri azaltmak için savunma anlayışı değişti.
TSK'nın yapısı değiştirildi
Darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal sürecinde alınan kararlarla TSK'nın yapısında önemli değişiklikler yapıldı. Kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı'na bağlandı, askeri okullar kapatılarak Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Personel güvenlik soruşturmaları ve istihbarat mekanizmaları yeniden yapılandırıldı. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığı'na bağlandı. Bu değişikliklerle sivil denetim güçlendirildi ve benzer yapılanmaların yeniden oluşmasının önüne geçildi.
Savunma yerine taarruz politikası
Savunma konseptindeki değişiklik, ulusal savunma doktrinini değiştirmese de, anlayıştaki dönüşüm sınır ötesi operasyonlar ve terörle mücadelede kendini gösterdi. Türkiye, tehditlere karşı savunma yerine taarruz politikasına geçti. Bu kapsamda Suriye ve Irak'ın kuzeyine Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Pençe-Kilit Harekâtı gibi operasyonlarla sınır ötesinde sürekli operasyon kabiliyeti oluşturuldu.
Milli platformlar devreye alındı
15 Temmuz sonrası dönemde mevcut sistemlerin geliştirilmesinin yanı sıra yeni nesil platformlar hizmete alınmaya başladı. Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayisinde yerlilik oranı yüzde 80 seviyelerine çıkarıldı. Türkiye, 185 ülkeye ihracat yapan küresel bir güç konumuna ulaştı. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) liderliğinde İHA/SİHA, hava savunma, deniz platformları ve motor teknolojilerinde dışa bağımlılık azaldı. 15 Temmuz sonrasında savunma sanayi yalnızca güvenlik ihtiyacını karşılayan bir sektör olmaktan çıktı; insansız hava araçları, zırhlı kara araçları, deniz platformları, mühimmat ve elektronik harp sistemleri başta olmak üzere birçok alanda ihracat yapılmaya başlandı.
Savunmada bağımsız hareket
15 Temmuz'un ardından Bayraktar TB2, Bayraktar AKINCI, ANKA, KAAN, TCG Anadolu, ALTAY, HİSAR ve SİPER gibi projeler devreye alındı. Bu projeler, Türkiye'nin savunma teknolojilerinde daha bağımsız hareket etme hedefini ortaya koydu. FETÖ'nün savunmada yerli ve milli projeleri engelleme çabalarının da önüne geçilmesiyle, ihracatta milyar dolarları bulan yeni savunma ürünleri peş peşe üretilirken sınır ötesi harekatlar da birbirini izledi.



