Türkiye'nin Otonom Eskort Teknolojisi: KAAN ve ANKA 3 Entegrasyonu ile Taktik Üstünlük
KAAN ve ANKA 3 Entegrasyonu ile Taktik Üstünlük

Türkiye'nin Otonom Eskort Teknolojisi: KAAN ve ANKA 3 Entegrasyonu ile Taktik Üstünlük

Türkiye'nin savunma havacılığında stratejik bağımsızlık hedefi doğrultusunda geliştirilen otonom eskort teknolojisi, beşinci nesil KAAN savaş uçağı ile ANKA 3 stealth taarruz İHA'sını aynı operasyon mimarisi altında birleştiriyor. İsrail merkezli Israel Defense dergisinin haberine göre, bu konsept insanlı ve insansız platformlar arasında ileri düzey koordinasyon sağlayarak geleceğin hava harekât modelini şekillendiriyor.

İnsanlı-İnsansız Ekip Mimarisi ile Yeni Operasyon Modeli

Proje, insanlı-insansız ekip mimarisi (MUM-T) üzerine kurulu bir yapı sunuyor. Bu sistemde KAAN pilotu, görev komutanı olarak hareket ederek İHA'ların hareketlerini gerçek zamanlı yönetiyor, iletişimi kontrol ediyor ve saldırıları koordine ediyor. Konsept, statik platform gösterimlerinden eş zamanlı kalkışlar, formasyon manevraları ve entegre saldırı senaryolarını içeren dijital bir ortama geçişi temsil ediyor.

Ayrıca sistem, savaş alanındaki karar alma süreçlerini hızlandırmak amacıyla yapay zekâ destekli komuta ve kontrol sistemlerinin entegrasyonunu planlıyor. Bu entegrasyon sayesinde sürü yönetimi, koordineli saldırı ve yapay zekâ destekli kabiliyetlerle taktik üstünlük kurulması hedefleniyor.

Uluslararası Boyut ve Gelişim Süreci

Programın uluslararası boyutu, özellikle Suudi Arabistan ve Endonezya ile yürütülen temaslarla güçlendiriliyor. Bölgesel ortaklık arayışları, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Projenin gelişim sürecinde öne çıkan kilometre taşları şunlardır:

  • 2026 yılında planlanan uçuş testleri ile sistemin operasyonel kabiliyetleri değerlendirilecek.
  • 2029 yılında seri teslimatların başlaması bekleniyor.
  • Yerli motor geliştirme süreci, Türkiye'nin savunma havacılığında stratejik bağımsızlık hedefini destekliyor.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen bu konsept, 2026 Dünya Savunma Fuarı'nda tanıtıldı ve hava gücünde dönüşümün önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Sistem, insanlı ve insansız platformların entegrasyonu üzerinden yeni bir operasyon modeli ortaya koyarak, Türkiye'nin savunma teknolojilerindeki ilerleyişini vurguluyor.