Gazilerden Tarihi Uyarılar
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünde, o günleri bizzat yaşayan gaziler Rumların yaptığı zulümleri bir kez daha gündeme taşıdı. Kıbrıs Barış Harekâtı Gazisi Ahmet Aşır, "Biz katliamların canlı tanıklarıyız. Harekât yapılmasa Kıbrıs Türkleri topyekun soykırıma uğrayacak, ada Yunanistan'a bağlanacaktı" dedi. Gazi Yaşar Gevrek ise "Her türlü katliamı yaşadık. Gençlerimiz bunu unutmasın. Çünkü Rum tarafında hâlâ Enosis hayali yaşatılıyor" diye konuştu.
52 Yıl Önce Yaşananlar
Bugün Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü. Harekât öncesi, Rumların adayı Yunanistan'a bağlama (Enosis) hedefi doğrultusunda Kıbrıs Türklerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, katliamlar ve zorunlu göç, Ada'yı yıllarca kan gölüne çevirdi. EOKA terör örgütünün öncülüğünde Türk köyleri kuşatıldı, kadın, çocuk ve yaşlılar hedef alındı, yüzlerce Kıbrıs Türkü hayatını kaybetti. Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974'te Barış Harekâtı'nı başlattı. Cephede savaşan, silah arkadaşlarını şehit veren ve kendileri de gazi olan Kıbrıslı Türkler, o günlerde yaşadıkları acı ve verdikleri mücadeleyi paylaştı.
Rum Saldırılarıyla Büyüdük
Kıbrıs Barış Harekâtı Gazisi Ahmet Aşır, Rumların EOKA terör örgütünü kurmasının ardından Türk köylerine saldırıların başladığını ifade etti. 1963 olaylarıyla Türk köylerinin yakılıp yıkıldığını, insanların göçe zorlandığını kaydeden Aşır, "Rum saldırılarıyla büyüdük. Evlerimize kurşunlar yağardı. Babam bize 'Korkmayın, Türkiye bizi yalnız bırakmaz' derdi. Çocukluğumuzu oyun oynayarak değil, hayatta kalmaya çalışarak geçirdik. Bu yüzden 16 yaşımda mücahit oldum ve Mağusa Kalesi'nin savunmasında görev aldım" dedi.
40 Yakınını Katlettiler
Barış Harekâtı başladığında cephede savaştığını söyleyen Aşır, "Rumların ağır silahlarına karşı sınırlı imkânlarla vatanımızı savunuyorduk. Birçok arkadaşım yanımda şehit oldu, ben de bacağımdan yaralandım. Ancak mevzimi terk etmedim. Çünkü çekilirsek Rumların önünde hiçbir engel kalmayacaktı" diye konuştu. En büyük acıyı köyüne döndüğünde yaşadığını kaydeden Aşır, "Aileme kavuşacağımı sanarken kimseyi bulamadım. Annem, 6 kardeşim, babaannem ve halam dahil 40 yakınımı katletmişler. Rumlar, cesetleri çöp atılan çukurda yakmış. O an dünyam yıkıldı" ifadelerini kullandı.
Katliamların Canlı Tanıklarıyız
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Kıbrıslı Türklerin bölgedeki varlığı için çok önemli olduğunu söyleyen Aşır, şunları söyledi: "Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da kadınlar, çocuklar ve yaşlılar katledildi. Dünya bunu gördü ama sessiz kaldı. Bugün hâlâ o katliamların inkâr edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Oysa biz katliamların canlı tanıklarıyız. Kıbrıs Barış Harekâtı yapılmasa Kıbrıs Türkleri topyekun soykırıma uğrayacak, ada Yunanistan'a bağlanacaktı. Türkiye garantörlük hakkını kullanarak müdahale etti ve bugün Kıbrıs Türkü hâlâ bu topraklarda yaşayabiliyorsa, bunu Barış Harekâtı'na borçludur. Biz çok ağır bedeller ödedik ama vatanımızdan vazgeçmedik."
Enosis Hayali Devam Ediyor
Barış Harekâtı'ndan önce Kıbrıs Türklerinin 11 yıl boyunca Rumların baskı ve zulmü altında yaşadığını belirten Gazi Yaşar Gevrek, 1963'ten 1974'e kadar Türklerin belirli bölgelere sıkıştırıldığını şöyle anlattı: "Bir şehirden diğerine gitmek isteyenler Rum kontrol noktalarında kaçırılıp katlediliyordu. Rumlar bizi açlık, yokluk, baskı ve katliamla sindirmeye çalıştı. Çocukluğumuz bu acılarla geçti. Bu yüzden 1972'de gönüllü olarak mücahit oldum. 20 Temmuz sabahı komutanımız 'Mehmetçik Kıbrıs'a ayak basıyor' dediğinde, Türk savaş uçaklarını üzerimizden geçip Rum mevzilerini vururken görünce sevinçten birbirimize sarıldık. Aradan 52 yıl geçmesine rağmen o günleri hâlâ unutamıyorum. Zaman zaman geceleri bağırarak uyandığım oluyor. Rumların Kıbrıs Türklerine yaşattığı zulüm çok ağırdı. Bugün Rumların katliam yapmadığını söyleyenler var ancak biz bunların canlı şahidiyiz. Rumlar Kıbrıs Türklerini yok etmek için her yolu denedi, her türlü katliamı yaşadık. Buna rağmen varoluş mücadelemizi verdik ve bugünlere ulaştık. Gençlerimiz bunu unutmasın. Çünkü Rum tarafında hâlâ Enosis hayali yaşatılıyor ve Türk düşmanlığı yeni nesillere aktarılıyor. Bu yüzden tarihimize ve verdiğimiz mücadeleye sahip çıkmamız gerek."



