Dünyada Savaş Uçağı Bulunmayan Ülkeler Açıklandı: İşte Liste!
Savaş uçağı olmayan ülkeler listesi

Dünya genelinde yükselen jeopolitik gerilimler, ülkelerin savunma kapasitelerini gözden geçirmesine ve askeri yatırımlarını artırmasına yol açıyor. Bu bağlamda, hava kuvvetlerinin önemli bir unsuru olan savaş uçaklarına sahip olmayan ülkelerin listesi dikkat çekiyor. 10 Ocak 2026 tarihli veriler, dünya üzerinde belirli ülkelerin bu anlamda sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu ortaya koydu.

Küresel Gerilimler Savunma Harcamalarını Tetikliyor

Son dönemde yaşanan gelişmeler, uluslararası arenada güvenlik endişelerini ciddi oranda artırdı. Rusya-Ukrayna Savaşı, Asya'da Japonya ile Çin arasındaki tırmanan gerilim ve ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesi, ülkeleri savunma bütçelerini yeniden değerlendirmeye itti. Özellikle ABD yönetiminin Venezuela sonrasında Grönland ve İran'a yönelik sert tutumu, küresel gündemin daha da ısınabileceği yönündeki kaygıları beslemeye devam ediyor.

Ayrıca, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun ABD Başkanı Trump'ı hedef alan açıklamaları da bölgesel belirsizlikleri artıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor. Tüm bu gelişmeler, dünya genelinde askeri harcamaların ve savunma işbirliklerinin hızlanmasına neden oluyor.

Hava Kuvvetlerinde Sınırlı Kapasiteye Sahip Ülkeler

Artış gösteren güvenlik ihtiyaçlarına rağmen, bazı ülkelerin hava savunma envanterinde savaş uçağı bulunmuyor. İşte savaş uçağı olmayan ülkelerin listesi:

  • Arnavutluk
  • Belize
  • Benin
  • Butan
  • Bolivya
  • Bosna Hersek
  • Burkina Faso

Bu ülkeler, hava sahalarının korunması ve savunma stratejileri konusunda farklı modellere ve işbirliklerine başvuruyor.

Çok Az Sayıda Savaş Uçağı Bulunan Ülkeler

Listede, yalnızca tek bir savaş uçağına sahip olan ülkeler de dikkat çekiyor. Bu ülkeler ve sahip oldukları savaş uçağı sayıları şu şekilde:

Eritre: 1
Demokratik Kongo Cumhuriyeti: 1

Bu veriler, küresel askeri dengenin ne kadar farklılık gösterdiğini ve birçok ülkenin hava gücü konusunda sınırlı kaynaklara sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Jeopolitik risk algısının yükseldiği mevcut konjonktürde, savunma yatırımlarındaki bu eşitsiz dağılım, uluslararası ilişkilerdeki dinamikleri de şekillendirmeye devam edecek gibi görünüyor.