CHP, Terörsüz Türkiye Sürecinde İki Ateş Arasında Kaldı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Terörsüz Türkiye sürecinde kendi tabanı ile DEM Parti arasında sıkışmış durumda. Parti, seçim başarısı için DEM tabanına yönelik adımlar atarken, ulusalcılar ve Alevilerden oluşan geleneksel destekçilerinin tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. Bu ikilem, CHP yönetimini zorlu bir denge politikası izlemeye zorluyor.
Toplumsal Barış Konferansı: Kriz Yönetimi Aracı mı?
CHP tarafından Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı başlığıyla İstanbul'da düzenlenen toplantı, toplumsal uzlaşıdan çok parti içi krizi yönetmek amacıyla planlandığı iddialarına konu oldu. 9 Ocak'ta Bölge İl Başkanları ve kanaat önderleriyle yapılan görüşmede Genel Başkan Özgür Özel'e yöneltilen sert eleştirilerin ardından organize edilen bu etkinlik, DEM Parti ile ilişkileri sıcak tutma ve parti içindeki huzursuzluğu bastırma hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Konferansın Organizasyon Süreci ve Hedefleri
Edinilen bilgilere göre, konferansın arka planında 9 Ocak toplantısındaki gerilimler yatıyor. Bu toplantıda, İmralı'ya neden gidilmediği ve süreç raporunun yetersiz olduğu yönündeki tepkiler parti yönetimini harekete geçirdi. Silivri'deki Ekrem İmamoğlu, bu rahatsızlıkları not ederek, Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi yetkililerinden Emine Erdoğan Uçak ve Genel Başkan Yardımcısı Serkan Kaya aracılığıyla toplantıyı organize etti.
Konferansın iki temel amacı olduğu öğrenildi:
- DEM Parti ile ilişkileri sıcak tutmak ve iş birliğini güçlendirmek.
- Terörsüz Türkiye sürecinin içindeyiz mesajı vererek, parti içindeki tepkili il başkanlarının gönlünü almak ve tansiyonu düşürmek.
Tepkiler ve İç Çekişmeler
Ancak bu hamle, özellikle ulusalcı taban tarafından olumsuz karşılandı. DEM tabanını konsolide etmeye yönelik görülen konferans, parti içindeki ulusalcı ve Alevi kanatları rahatsız etti. Ayrıca, konferansa CHP'nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'ndaki 11 isimden sadece Sezgin Tanrıkulu ve Türkan Elçi'nin katılması, parti içindeki bölünmüşlüğü ve desteğin sınırlı olduğunu gösteren bir diğer işaret olarak yorumlandı.
Sonuç olarak, CHP, Terörsüz Türkiye sürecinde stratejik bir ikilemle karşı karşıya. Parti yönetimi, seçim hedefleri doğrultusunda DEM tabanına yaklaşırken, geleneksel tabanını kaybetme riski taşıyor. Bu süreç, CHP'nin iç dinamiklerini ve gelecek adımlarını şekillendirecek kritik bir dönem olarak öne çıkıyor.