Arnavutluk'ta Türkçe ve İslam'ı Yaşatan Vakıf: Alsar Vakfı
Arnavutluk'ta Türkçe ve İslam'ı Yaşatan Vakıf

Geçtiğimiz hafta Arnavutluk'un başkenti Tiran'da bulunan Alsar Vakfı'nı ziyaret ettik. 2006 yılında kurulan vakıf, eğitim, kültür ve yardımlaşma alanlarında faaliyet gösteriyor. Türkiye'de birçok vakfın ayrı ayrı yürüttüğü çalışmaları aynı çatı altında toplamaları, bölgenin ihtiyaçlarından kaynaklanıyor. Vakfın Başkanı Mehdi Gurra ile hem vakfın faaliyetlerini hem de tarih, dil ve din içerikli 500'e yaklaşan yayınlarını konuştuk.

Mehdi Gurra: Türkiye ile Arnavutluk Arasında Köprü

Türkiye'de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde okuyan Gurra, 1999 yılında ülkesine döndüğünde iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek için harekete geçti. Türkiye'deki vakıfları yakından tanıyan Mehdi Gurra, o dönem Arnavutluk'taki vakıf eksikliğini fark etti ve Alsar Vakfı'nı kurdu. İlk olarak yetim çalışmalarıyla başladıklarını belirten Gurra, “35 yetimle çıktığımız yolda şu anda 3 bin 527 yetimimize yardım ediyoruz. Yetim çalışması yaparken sadece maddi yardım vermeyelim düşüncesiyle, önce bulundukları kasabalarda Kur'an kursları açtık, daha sonra Arnavutluk'un geneline Türkiye'de var olan yaz Kur'an kursu sistemini yaydık. Geçen sene açtığımız 60 noktadaki yaz Kur'an kursunda 2 bin 73 öğrencimiz okudu” dedi.

Akraba Değil Kardeşiz

Türkiye Devleti'nin Balkanlardaki siyasetinin özellikle Makedonya ve Kosova'yla ırkdaş-dindaş üzerinden yürüdüğünü belirten Gurra, “Çünkü Kosova'da ve Makedonya'da Türkçe sokak dili ve orada Türk azınlık var. Ama Arnavutluk'ta Türk azınlık olmadığı için genelde siyaset, akraba topluluğu dairesi içerisinde yer alıyor. Oysa ben Türklerle akraba değil kardeşim. Ayeti Kerime, 'Müslümanlar kardeştir' diyor. Dolayısıyla biz de bu kardeşlik payımızdan istifade etmek istiyoruz. Bunu yapmak için de yetimlere Türkçe öğreterek ülkede Türkçeyi yaygınlaştırmaya karar verdik. 2016 yılından bu yana Türkiye Devleti bize iki okutman tahsis etti. Bu anlamda Türkiye Büyükelçiliği'ne, TİKA'ya, Türkiye Millî Eğitim Bakanlığı'na ve Yunus Emre Enstitüsü'ne özellikle teşekkür etmek isterim. 1992 yılında Türkiye'ye okumak için geldiğimde, diplomamı Türkçeye çevirebilmek için bir hafta tercüman aramıştım. Şu anda ülkede 3 binden fazla insan Türkçe konuşuyor” ifadelerini kullandı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Kitaplarda Osmanlı Bölümü Uydurma Bilgi Dolu

Vakfın kuruluşundan itibaren yayıncılık faaliyetlerine başladıklarını belirten Mehdi Gurra, Osmanlıca, Türkçe ve Arnavutça yayımladıkları kitaplarla ilgili şöyle konuştu: “Yayıncılığa tarihimizi doğru anlatan kitaplar basmak için başladık. Arnavutluk ders kitaplarında Türkiye bölümü, özellikle Osmanlı kısmı tamamen uydurma şeylerle dolu. Türkler gelmiş, kesmiş, biçmiş, gitmiş deniyor. Ben Türkiye'de okuyan biri olarak bunun böyle olmadığını biliyorum. İkinci alan olarak da dili seçtik. Çünkü Osmanlı'nın gelip Arnavutçayı yasakladığı söyleniyor. Oysa öyle değil. O dönemde Osmanlı harfleriyle Arnavutça yazılmış bir sürü eser var. Arnavutça Latin harfleriyle yayımlanmış eserler var. Bunları ortaya koymak için dil üzerine çalışmalar yapalım dedik. O dönemde yayımlanmış eserleri İstanbul'daki Nadir Eserler Kütüphanesi'nden temin ederek, tıpkı basımını yaptık. Bunların içinde Şemsettin Sami'nin Sultan Abdülhamid'e takdim ettiği Elifba çalışması var. Üçüncü alan olarak da din eğitimini seçtik. Arnavutluk'taki okullarda din eğitimi verilmiyor. Biz de STK olarak bir gün din eğitimi dersi konulursa, neler yapabiliriz diye araştırdık ve çeviri kitaplar yayımladık. Yayınlarımız arasında Osmanlı arşivlerinden faydalanarak hazırladığımız Balkanlar'daki 12 şehri anlatan kitap, önce İstanbul'da sonra Sofya'da Arnavutça basılan gazete ve çocuklar için peygamberler tarihi seti de var. Hem telif hem tercüme eser basıyoruz ama en önemlisi Türkçe eser de basıyoruz. Bazı eserlerimizi de Osmanlıca, Türkçe ve Arnavutça olmak üzere üç dilde yayımlıyoruz.”

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Arnavutluk'taki 61 büyükşehir belediyesiyle her ilde bulunan eserlerin tespiti için de bir çalışma başlattıklarını ifade eden Mehdi Gurra, “Mesela Berat ilinin tekke, türbe, han, hamam, saat kulesi, cami, kilise, köprü ve çeşme gibi eserlerini kayıt altına aldık. Bunu her il için yapacağız” diye konuştu.

Camilerde Orta Yaş Göremezsiniz

Kültür kelimesi çok geniş olduğu için vakfın faaliyetlerinin içine birçok etkinlik de giriyor. Şimdiye kadar yapılan 84 uluslararası sempozyum, bunların en önemlilerinden. Üniversite öğrencilerine burs vermek, uluslararası öğrenci buluşmaları yapmak, Türkiye'ye öğrenci göndermek vakfın yürüttüğü kültürel faaliyetler arasında. Arnavutluk'ta Müslümanlığı yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Zira komünizm yönetiminde özellikle 1967'den sonraki nesil ateist yetiştiriliyor. “Camilerde yaşlı ve gençleri görürsünüz, ama orta nesil kayıp” diye anlatıyor bunu Mehdi Bey. Her ne kadar ateist devlet ilan edilse de Arnavutluk'ta 90'lara kadar yüzde 78 Müslüman yaşarken, son yıllarda İslamsız Bektaşilik anlayışının yaygınlaşmasıyla Müslümanların sayısı yüzde ellinin altına düşüyor. Gurra, “Biz bu vakıfta yaptığımız çalışmalarla İslam dininin yaşanır bir sistem olduğunu, sadece caminin içerisinde değil, hayatın her alanında yaşanması gerektiğini, eserlerimizle desteklemeye çalışıyoruz” diye ifade ediyor.