Anayasa Mahkemesi (AYM), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 134. maddesinde yer alan "bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemlerine" ilişkin bazı düzenlemelerin iptaline karar verdi. Karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Başvuru süreci
Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılamasına baktığı bir davada, CMK'nin 134. maddesindeki bazı düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptal başvurusunda bulundu. Başvuruda, bilgisayarlarda yapılan arama ve el koyma işlemleri sonucunda elde edilen dijital verilerin hangi adli makam tarafından inceleneceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı belirtildi. Ayrıca, el konulan veya kopyası alınan dijital veri üzerinde değişiklik yapılmasını engelleyen, delil güvenliğini ve kişisel verilerin korunmasını sağlayan güvencelere yer verilmediği, adli kopyası alınan dijital verinin saklanması ve imha edilmesi konusunda düzenleme olmadığı ifade edildi.
İptal edilen hükümler
Yüksek Mahkeme, anılan düzenlemenin 1. fıkrasında yer alan şu hükmü iptal etti: "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması halinde, hakim tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine karar verilir." AYM, CMK 134. maddenin 2. fıkrası ile uygulama imkanı bulunmayan kanunun geri kalanının da iptaline, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
Kararın gerekçesi
AYM'nin kararında, şüphelinin aranan ve/veya el koyulan bilgisayarı ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde yer alan dijital bilgi ve materyallerin her türlü kişisel veriyi barındırabileceği, bunun kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına sınırlama getireceği belirtildi. İptali istenen düzenlemenin suç işlenmesini önleme kapsamında meşru bir amacının bulunduğu ancak "kişisel verilerin işlenmesi sürecinin şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu" değerlendirmesine yer verildi. Kararda, belirli haklara getirilen sınırlamaların orantılı olması gerektiği ifade edildi.
Düzenlemede, el koyulmasına karar verilen kişisel verilerin yargılamanın kesin bir hükümle sonuçlanmasından sonra saklanmasına, silinmesine, buna ilişkin süre ve usule yer verilmediğine işaret edildi. Ayrıca, ilgili kişinin bu verilerin silinmesine veya sınırlandırılmasına ilişkin sahip olduğu haklara dair de herhangi bir yasal çerçevenin çizilmediği kaydedildi. Kişisel verilerin saklanma süresi ve şartlarına ilişkin de iptali istenen CMK 134. maddenin güvenceler içermediği belirtilen kararda, "Bu itibarla kurallarla özel hayata saygı gösterilmesini ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına getirilen sınırlamanın orantısız olduğu sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralların Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir." değerlendirmesine yer verildi.



