Diyarbakır'da 3 Yıllık Velayet Davasında Anne Adaletsizlikten Yakınıyor
Diyarbakır'da Velayet Davasında Anne Adaletsizlikten Yakınıyor

Diyarbakır'da Üç Yıllık Velayet Mücadelesi: Anne Üç Raporun Aksine Kaybetti

Diyarbakır'da Ö.K (29) ile eşi arasında devam eden boşanma ve velayet davası tam üç yıldır sürüyor. Bu uzun süreçte dosya kapsamında üç ayrı bilirkişi raporu temin edildi ve ilginç bir şekilde, her üç raporda da 7 yaşındaki E.K.'nin velayetinin anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olacağı vurgulandı. Raporlarda, annenin çocuğun bakım, eğitim ve gelişim ihtiyaçlarını karşılama konusunda daha yeterli olduğu açıkça ifade edildi.

Duruşmaların Erteleme Süreci ve Şaşırtan Karar

Davanın altıncı ve yedinci celseleri çeşitli nedenlerle ertelenirken, son celsede mahkeme beklenmedik bir kararla çocuğun geçici velayetini babaya verdi. Ö.K., bu kararın ardından çocuğun halen halası tarafından bakıldığını iddia ederek durumu protesto etti. Anne, uzun süredir tek başına mücadele ettiğini ve adaletsizlik yaşadığını dile getirdi.

Annenin Zorlu Süreci ve Deprem Anıları

Ö.K., kızının çölyak hastası olduğunu ve depremden önce tek başına hastanelere götürdüğünü anlattı. "Tanılarını falan hep tek başıma mücadele ederek yaptırdım. Sonra biyopsi yaptıktan sonra çölyak tanısı koyuldu. Bu süreçte hiçbir şekilde kimse yanımızda yoktu" diyen anne, glutensiz diyet uygulaması gerektiğinde kimsenin maddi destek sunmadığını belirtti. Çölyak ürünlerinin pahalılığına rağmen kızının ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ve değerlerini düşürdüğünü ifade etti.

6 Şubat depremlerinde kızıyla tek kaldığını ve kendi ailesine sığındığını anlatan Ö.K., "Deprem gördük. Biz kızımla birlikte depremde yalnız evdeydik. Babayı aradım, sabah saat 5-6 gibi babaya hiçbir şekilde ulaşamadım. Cebimde sadece 5 lira vardı ve ben sokakta kalmıştım" şeklinde konuştu. Baba tarafından maddi destek gönderilmediğini vurgulayan anne, bu olayların birikmesiyle boşanma kararı aldığını söyledi.

Avukatın Yargılama Sürecine İlişkin Eleştirileri

Ö.K.'nın avukatı Elif Göçtürk, davanın yaklaşık üç yıldır sürdüğünü ve son bir yıldır yapılan üç celsede de dosyanın tamamlanmasına rağmen duruşmaların sürekli ertelendiğini belirtti. Göçtürk, müvekkilinin anayasada güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini savundu.

Dosya kapsamında geçici velayete ilişkin üç ayrı inceleme raporu ve uzmanlık raporu alındığını hatırlatan avukat, bu raporlarda çocuğun üstün yararı gereği velayetin anneye verilmesi gerektiğinin belirtildiğini ifade etti. "Bunlar pedagojik ve bilimsel açıklamalara, yani gerekçelere dayanarak belirtilmiştir" diyen Göçtürk, davalı babanın çocuğa fiilen bakamayacağını itiraf etmesine rağmen velayetin kendisine verildiğini vurguladı.

Çocuğun Geleceğine İlişkin Endişeler

Avukat, bu durumun çocuğun sürekli üçüncü kişilerle yaşamak zorunda kaldığını ve riskli bir sosyal çevrede bırakıldığını gösterdiğini belirterek, bunun ileride çocuğun kişisel yaşamını ve gelişimini ciddi şekilde etkileyeceğini söyledi. Velayetin sadece bakma yetkisi olmadığını, aynı zamanda çocuğun eğitim hayatının sürdürülmesi, kişisel gelişiminin sağlıklı bir biçimde devam etmesi ve güvenliğinin temin edilmesini kapsadığını ekledi.

İlk altı duruşmanın tanık dinletilmesi veya eksik hususlar gibi nedenlerle ertelendiğini aktaran Göçtürk, son üç duruşmada ise herhangi bir gerekçe gösterilmeden erteleme yapıldığını ifade etti. "İlk duruşmadan beridir biz şunu belirtiyoruz; çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekiyor. Nitekim dosyaya giren inceleme raporları ve uzmanlık raporları da davacı müvekkilimin, çocuğun üstün yararı gereği velayetinin annede kalması gerektiğini belirtmiştir. Ancak bunların dikkate alınmadığını görüyoruz maalesef" şeklinde konuştu.

Annenin Son Çağrısı ve Adalet Arayışı

Ö.K., son olarak bir kadın olarak ne yapacağını bilmediğini ve sesini duyurmak istediğini belirterek, "Tek istediğim şey kızımın sağlıklı ve huzurlu bir ortamda büyümesi, ne sağlığından ne eğitimden mahrum kalmaması" dedi. Kızının okul düzeni ve sağlığının iyi olduğunu vurgulayan anne, babanın inşaatta çalıştığını ve şehir dışında kaldığını, bu nedenle çocuğun halasında kalacağını söylediğini aktardı.

Anne, adaletin yerini bulmasını istediğini tekrarlayarak, "Ben adaletin yerini bulmasını istiyorum" diyerek sürecin kendisi ve kızı için ne kadar yıpratıcı olduğunu gözler önüne serdi. Bu dava, velayet kararlarında çocuğun üstün yararının nasıl değerlendirildiği konusunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.