HSK 'Sıfır Gecikmeli Yargı' Modelini Yeni Yılda Başlatıyor
HSK Sıfır Gecikmeli Yargı Modelini Hayata Geçiriyor

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Türkiye'de yargı süreçlerindeki gecikmeleri kökten çözmeyi amaçlayan yeni bir modeli hayata geçirmeye hazırlanıyor. "Sıfır Gecikmeli Yargı" adı verilen bu model, önümüzdeki yıl itibarıyla uygulamaya konulacak. Sistemin temel hedefi, davaların uzamasına yol açan yapısal ve organizasyonel sorunları tespit ederek ortadan kaldırmak.

Gecikme Artık Kaçınılmaz Değil, Yönetilebilir Bir Sorun

HSK yetkilileri, adaletin sadece doğru kararlarla değil, aynı zamanda zamanında verilen kararlarla anlam kazandığını vurguluyor. Uzun süren yargılama süreçlerinin, toplumda yargıya duyulan güveni zedelediğine dikkat çekiliyor. Yeni modelle birlikte, yargıdaki gecikme olgusu, kaçınılmaz bir durum olmaktan çıkarılıyor ve doğru yöntemlerle çözülebilecek bir yönetim sorunu olarak ele alınıyor.

Modelin en önemli özelliklerinden biri, hakim ve savcıların takdir yetkisine dokunulmaması. Sistem, dosyaların hangi aşamada, hangi gerekçelerle bekletildiğini somut verilerle tespit etmeyi planlıyor. Bu yaklaşım, sorunun kaynağına inerek çözüm üretmeyi amaçlıyor.

Kadastro Tecrübesi ve Yeni Yapılanma

"Sıfır Gecikmeli Yargı" modelinin altyapısında, daha önce kadastro davalarında başarıyla uygulanan "Sıfır Kadastro Dosyası" projesinden elde edilen deneyim yer alıyor. Yıllara yayılan kadastro dosya birikimini sona erdiren bu uygulama, benzer bir metodolojinin genel yargı süreçlerine uyarlanması için örnek teşkil ediyor.

Modelin sahada uygulanmasında kilit rol oynayacak unsurlardan biri ise Yargının Etkinliği Büroları olacak. Bu bürolar, yargısal karar süreçlerine müdahil olmadan, olağan yollarla çözülemeyen gecikmeleri izleyecek, koordinasyon sağlayacak ve destek mekanizmaları geliştirecek. Ayrıca, cumhuriyet başsavcıları ile adli yargı komisyonu başkanları da olağan dışı gecikmelerin giderilmesi konusunda aktif sorumluluk üstlenecek.

Cezalandırıcı Değil, Destekleyici Bir Performans Anlayışı

HSK, yeni modelde benimsenecek performans yaklaşımının cezalandırıcı bir araç olmayacağının altını çiziyor. Kurul, bu yaklaşımın yargının etkinliğini ve verimliliğini artırmayı hedefleyen destekleyici bir mekanizma olarak işleyeceğini belirtiyor. Amaç, yargı mensuplarını baskı altına almak değil, onlara süreçleri daha iyi yönetebilmeleri için gerekli veri ve imkanları sağlamak.

Bu kapsamlı reform girişimi, Türk yargı sisteminde davaların makul sürelerde sonuçlandırılması ve böylece vatandaşların adalete erişimindeki en büyük engellerden birinin aşılması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Uygulamanın 2024 yılında başlaması planlanıyor.