Yargıtay'dan Ücret Zammı Konusunda Net Karar: İşveren Zam Yapmak Zorunda Değil
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sendikalı olmayan iş yerlerinde ücret zammı konusunda uzun süredir devam eden belirsizliği gideren önemli bir karara imza attı. Karara göre, işverenlerin işçilere ücret zammı yapma zorunluluğu bulunmuyor, ancak asgari ücretin altında ödeme yapılamayacağı vurgulandı.
Sendikalı ve Sendikasız İş Yerlerinde Ücret Belirleme Süreçleri
Türkiye'de Ocak 2026 itibarıyla 16 milyon 699 bin sigortalı işçi bulunuyor. Bu işçilerden 2 milyon 414 bini sendikalı olarak çalışırken, kayıt dışı çalışanlarla birlikte toplam çalışan sayısı 20 milyona yaklaşıyor. Aralık 2025 tarihi itibarıyla toplu iş sözleşmesi kapsamında yer alan işçi sayısı ise 2 milyon 139 bin olarak kaydedildi.
Sendikalı iş yerlerinde ücretler, işveren ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmeleriyle belirleniyor. Bu sözleşmeler genellikle 2 yıllık dönemler için imzalanıyor ve süre bitiminde yeniden pazarlık yapılıyor. Son yıllardaki uygulamalara bakıldığında, toplu iş sözleşmelerinin ilk 6 ayında reel ücret artışı sağlandığı, izleyen 6 aylık dönemlerde ise en az enflasyon oranında zam yapıldığı görülüyor.
Sendikasız iş yerlerinde ise ücretler tamamen işverenin inisiyatifine bırakılıyor. Pazarlık gücü yüksek olan çalışanlar işverenle doğrudan görüşerek ücret artışı sağlayabilirken, çoğu işçinin ücret zammı işverenin serbest iradesiyle belirleniyor. Bu durum, özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde çalışanlar arasında memnuniyetsizliğe yol açıyor.
Yargıtay'ın Tarihi Kararı ve Detayları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22 Ekim 2025 tarihli (Esas No: 2025/507, Karar No: 2025/672) kararı, ücret zammı konusundaki kriterleri netleştirdi. Karar, 1989 yılından 2005 yılına kadar aynı şirkette çalışan ve daha sonra taşeron firmaya devredilen bir işçinin açtığı davayı konu alıyor.
İşçi, taşeron firmaya geçtikten sonra işverenin kendisine 2006 yılında yazılı bir belge teklif ettiğini belirtti. Bu belgede, yılda dört ikramiye ve sosyal yardımların 12 aya bölünerek bordroda "diğer" kalemi altında ödeneceği bildirilmişti. İşçi belgeyi imzalamış, ancak 2016 yılında emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan sonra dava açmıştı.
İşçi, ikramiye ve sosyal yardımların 2006 yılında 316,70 TL, 2007 yılı şubat ayından 2013 yılı mart ayına kadar olan dönemde 551,30 TL, 2014 yılında 595 TL, 2015 yılı ocak ayında 586 TL, mart ayında 386 TL, 2016 yılı ocak ayında 239 TL, haziran ayında ise 258 TL olarak ödendiğini ifade etti. İşverenin sözleşme değişikliği yapılan ilk yıl zam yaptığını, ancak sonraki yıllarda zam yapmadığını öne süren işçi, ücret farkı ve kıdem tazminatı farkının ödenmesini talep etti.
Mahkeme Süreci ve Yargıtay'ın Nihai Kararı
İş Mahkemesi, davayı değerlendirirken aynı iş yerinde çalışan başka işçilerin açtığı davada verilen Yargıtay kararını emsal kabul etti. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda ilk yıldaki "diğer" kalemindeki ödemenin asgari ücrete bölünmesiyle elde edilen katsayının diğer yıllara uygulanması yöntemiyle ücret farkı ve kıdem tazminatı farkının ödenmesine karar verdi.
Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu yöntemi doğru bulmadı. Daire, imzalanan belgenin çalışma koşullarında değişiklik içerdiği gerekçesiyle işçinin ücret ve kıdem tazminatı farkı alamayacağı yönünde karar verdi.
İş mahkemesinin kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na taşındı. YHGK, nihai kararında şu önemli hususları vurguladı:
- İşveren, işçi ile aralarında yapılan iş sözleşmesindeki veya iş yerinde uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesi varsa bu sözleşmelerle kararlaştırılan ücreti ödemekle yükümlüdür.
- İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile belirlenmiş bir ücret yoksa, işveren asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla rayice göre ücret ödemek zorundadır.
- İşverenin, ücretin miktarı asgari ücretin altına düşmemek kaydıyla bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılmamışsa veya bu yönde bir iş yeri uygulaması yoksa, işçinin ücretine zam yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.
- İşverenin asgari ücret zammı oranında zam yapma yükümlülüğü de yoktur.
Yargıtay, işçinin ikramiye ve sosyal haklarının miktarının asgari ücrete oranlanarak tespit edilmesi ve buna göre ücret farkı hesaplanmasının hatalı olduğuna hükmetti. Bunun yerine, ücret farkı ve kıdem tazminatı farkının, ilk yıldaki "diğer" kalemindeki ödemenin aynı dönemdeki brüt ücrete oranlanarak hesaplanması gerektiğini belirtti.
Kararın İş Dünyasına Etkileri
Bu karar, özellikle sendikasız iş yerlerinde çalışan milyonlarca işçi için önemli sonuçlar doğuruyor. İşverenler, artık ücret zammı konusunda daha esnek hareket edebilecek, ancak asgari ücretin altında ödeme yapamayacak. Karar, işçi-işveren ilişkilerinde dengenin nasıl sağlanacağı konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirecek.
Yargıtay'ın bu kararı, iş hukuku alanında önemli bir referans noktası olarak kayıtlara geçti ve gelecekte benzer davalarda emsal teşkil edecek.



