Ziraat Bankası'nın Alacak Davasında Bilirkişi Raporu İlanen Tebliğ Edildi
İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile davalılar Hasan Beyazkuş, Kenan Güzel, Vedat Aydın, İbrahim Çulu, Murat Gök ve Talha Şeref arasında görülen Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Alacak Davası kapsamında önemli bir gelişme yaşandı. Mahkeme, davalılar İbrahim Çulu, Murat Gök ve Talha Şeref'in adreslerine yapılan araştırmalara rağmen ulaşılamaması nedeniyle, bu davalılar adına hazırlanan bilirkişi raporunun ilanen tebliğ edilmesine karar verdi.
Bilirkişi Raporunda Borç Tespiti Yapıldı
31 Ocak 2026 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların tamamının ceza hakimi tarafından "Bileşim Sistemi Kullanılması suretiyle Hırsızlık Suçundan" ve "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçundan" hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtildi. Raporda, Yüksek Yargı Kararları ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ışığında detaylı bir değerlendirme yapıldı.
Sebepsiz zenginleşme kavramına atıfta bulunulan raporda, geçerli bir hukuki sebep olmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerine değer kaymasının borç ilişkisi doğurduğu vurgulandı. Bu kapsamda, İstanbul 5 İcra Müdürlüğü'nün 2013/9935 E sayılı icra dosyasında, davacı Ziraat Bankası'nın 14 Şubat 2014 tarihinde kapak hesabı olarak toplam 13.814,55 TL ödeme yaptığı tespit edildi.
Toplam Borç Tutarı Açıklandı
Yapılan hesaplamalar neticesinde, davalıların davacı bankaya dava tarihi itibariyle aşağıdaki tutarlarda borçlu oldukları belirlendi:
- Asıl Alacak: 13.814,55 TL
- İşlemiş Avans Faizi: 1.939,62 TL
- Toplam Borç: 15.754,17 TL
Raporda, davalıların bu tutarı müştereken ve müteselsilen borçlu olacakları ifade edildi. Ayrıca, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281. maddesi gereğince, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilmemesi halinde, bilirkişi raporuna itiraz hakkından vazgeçilmiş sayılacağı bildirildi.
İlanın Hukuki Süreci
Mahkeme tarafından yapılan açıklamada, ilanın yayımlandığı tarihten itibaren 7 gün sonra yapılmış sayılacağı belirtildi. Bu süreç, adreslerine ulaşılamayan davalıların hukuki bildirimlerden haberdar olmalarını sağlamak amacıyla gerçekleştirildi. Karar, 11 Şubat 2026 tarihinde resmiyet kazandı.
Davanın seyri, özellikle sebepsiz zenginleşme ve borç ilişkileri konusunda hukuki prensiplerin nasıl uygulandığını gösteren önemli bir örnek teşkil ediyor. Mahkemenin bu kararı, benzer alacak davalarında da yol gösterici olabilecek nitelikte görülüyor.



