CHP'li Belediyelerin Müsilaj Mücadelesindeki Taahhüt Krizi: 169 Tesisten Sadece 42'si Tamamlandı
2021 yılında Marmara Denizi'ni etkisi altına alan müsilaj krizi sonrasında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hızla harekete geçerek açıkladığı 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı, çevre koruma adına önemli bir adım olarak değerlendirilmişti. Planın 5. maddesi kapsamında, Marmara'ya kıyısı bulunan belediyelerin atık su arıtma tesislerini ileri biyolojik atık su arıtma tesislerine dönüştürmesi zorunlu hale getirilmişti. Bu kapsamda, belediyeler söz konusu yatırımları hayata geçireceklerine dair taahhütte bulunarak ilgili protokollere imza atmışlardı.
Taahhütlerin Yalnızca Dörtte Biri Yerine Getirildi
Ancak, eylem planının en kritik ayağı olan bu dönüşüm süreci, CHP'li belediyelerin sürekli oyalama taktikleri nedeniyle bir türlü tam anlamıyla hayata geçirilemedi. 10 Haziran 2022 tarihinde Çevre Kanunu'na eklenen bir madde ile Marmara'ya kıyısı olan 7 ilde, ileri atık su arıtma tesisi bulunmayan belediyelerden 6 ay içinde iş termin planlarını hazırlamaları istenmişti. Ayrıca, bu tesislerin 3 yıl içinde kurulması kanuni bir zorunluluk haline getirilmişti.
10 Haziran 2025 itibarıyla tamamlanan süreçte, taahhüt edilen toplam 169 tesisten yalnızca 42'sinin tamamlandığı ortaya çıktı. Bu durum, 127 tesisin hala yapılmadığını ve CHP'li belediyelerin sözlerini tutmakta ciddi bir başarısızlık sergilediğini gözler önüne serdi. Sürece damga vuran umursamaz tutum, Marmara Denizi'ni gelecekteki olası risklere karşı savunmasız bırakıyor.
AK Partili Belediyeden Örnek Davranış, CHP'li Belediyelerden Kaçınma
Diğer yandan, AK Partili Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin somut adımlar atarak eylem planına büyük oranda sadık kaldığı ve diğer yerel yönetimlerden olumlu şekilde ayrıştığı bildirildi. Bu durum, çevre koruma çabalarında siyasi iradenin önemini bir kez daha vurguluyor.
Edinilen son bilgilere göre, CHP'li belediyeler 10 Haziran 2025'ten bu yana taahhütlerini yerine getirmek için herhangi bir somut girişimde bulunmadı. Bazı belediyelerin "Gerekirse ceza ödemeye devam ederiz, şu an bu yatırıma bütçe ayıramayız" şeklindeki yaklaşımları, çevre sorunlarına karşı duyarsızlıklarını açıkça ortaya koyuyor. Bu tutum, ilerleyen dönemlerde Marmara Denizi'ni yeniden büyük bir tehditle karşı karşıya bırakabilir.
Ayrıca, bazı belediyelerin "ihaleye çıkıyoruz, inşaatı başlatıyoruz, planlamayı yapıyoruz" gibi söylemlerle süreci uzatmaya devam ettiği aktarıldı. Bu tür açıklamalar, taahhütlerin yerine getirilmesindeki gecikmeleri meşrulaştırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Marmara Denizi'nin geleceği için hayati önem taşıyan bu yatırımların ertelenmesi, çevre kirliliği ve ekosistem tahribatı risklerini artırıyor. Uzmanlar, belediyelerin acilen somut adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde benzer krizlerin tekrarlanabileceği konusunda uyarıyor.



