Çiğli Belediyesi'nin Tartışmalı Araç Kiralama İhalesi: 2 Yıllık Sözleşmeye 330 Milyon Lira
CHP'li Çiğli Belediyesi'nin, 2025 yılı mayıs ayında temizlik ve araç filosunu yenilemek amacıyla düzenlediği ihale, kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı. İhaleye 13 firmanın teklif sunduğu, ancak 11 teklifin çeşitli mazeretlerle geçersiz sayıldığı öğrenildi. Kazanan firma ise Aziz İhsan Aktaş iddianamesinde sanık sıfatıyla yer alan işadamı Serdar Ocak'a ait Aras Atık Yönetim Sistemleri şirketi oldu.
İhale Detayları ve Tepkiler
44 aracın yalnızca 2 yıllığına kiralanması için açılan ihalenin maliyeti tam 330 milyon lira olarak kayıtlara geçti. Bu yüksek bedel, sosyal medyada ve siyasi çevrelerde büyük tepkilere neden oldu. İhalenin "sürücüsüz ve akaryakıtsız" araçlar için yapıldığı belirtilse de, maliyetin bu kadar yüksek olması sorgulanmaya başlandı.
Yoğun eleştiriler üzerine Çiğli Belediyesi'nden bir açıklama geldi. Belediye, haberleri "gerçek dışı ve dayanaksız" olarak nitelendirerek, suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti. Ancak, Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) kayıtları, belediyenin iddialarını çürüten verileri ortaya koydu.
EKAP Kayıtları Gerçeği Gözler Önüne Serdi
EKAP sisteminde yer alan bilgilere göre, ihale numarası 2025/544990 olarak kayıtlı. Resmi veriler, ihaleye 13 firmanın teklif sunduğunu, bunlardan 11'inin geçersiz sayıldığını ve kazananın Serdar Ocak'a ait şirket olduğunu net bir şekilde gösteriyor. İhaleye ilişkin herhangi bir düzeltme veya iptal ilanı bulunmuyor, bu da sürecin yasal olarak devam ettiğini işaret ediyor.
Bu gelişmeler, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konularını yeniden gündeme taşıdı. Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, ihalenin detaylarının daha fazla araştırılması çağrısında bulunuyor.
Kuşadası Belediye Başkanı Görevden Uzaklaştırıldı
Benzer bir skandal, Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yaşandı. Belediye Başkanı Ömer Günel, hakkında yürütülen rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırıldı. Bu olay, yerel yönetimlerdeki yolsuzluk iddialarının ne kadar yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Her iki olay da, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kamuoyu, yetkililerden daha fazla şeffaflık ve adil süreçler talep ediyor.



