Pakistan'ın Nükleer Güç Olma Serüveni: Tek Bir Adamın Destansı Mücadelesi
Dünyada nükleer füze sahibi ülkeler arasında en şaşırtıcı isimlerden biri hiç şüphesiz Pakistan. Türkiye'nin 16'ncı sırada yer aldığı gayrisafi yurt içi hasıla listesinde 42'nci sırada bulunan, 259 milyon nüfuslu ve halkının büyük bölümü dar gelirli olan bu ülkenin nasıl nükleer füzelere sahip olduğu sorusu, cevabını tek bir isimde buluyor: Ünlü fizikçi Abdul Kadir Han.
James Bond Filmlerini Aratmayan Bir Hayat Hikayesi
Abdul Kadir Han'ın hayatı adeta bir gerilim filminden fırlamış gibi. 1947'de Hindistan'ın Bhopal şehrinde yaşarken, 11 yaşında tren istasyonlarında ölüm korkusuyla kaçmaya çalışan Müslümanlardan biriydi. Karaçi'ye yerleştikten sonra üstün zekası sayesinde devlet bursu kazanarak Almanya'ya gitti. Berlin, Delft ve Louvain üniversitelerinde eğitim gören Han, metalurji mühendisliğini tamamladıktan sonra Amsterdam'daki URENCO tesislerinde uranyum zenginleştirme teknolojileri üzerinde çalışmaya başladı.
Vatansever Fizikçinin Tarihi Kararı
1974 yılında Hindistan'ın gerçekleştirdiği nükleer füze denemesi, Abdul Kadir Han'ın kaderini değiştiren olay oldu. Pakistan Başbakanı Benazir Butto'ya "Emrinizdeyim" diyerek mektup yazan Han, kısa süre sonra gizlice Pakistan'a döndü ve yanında santrifüj planları ile teknik belgeler getirdi. Kendisine sınırsız yetki ve bütçe sağlandı, Khan Research Laboratories kuruldu.
Han, nükleer güç olmak için gerekli parçaları temin etmek amacıyla geniş bir tedarik ağı oluşturdu. Eski iş arkadaşları ve paravan şirketler aracılığıyla santrifüj üretimi için gereken her şeyi elde etmeyi başardı. 1984'te Pakistan ilk uranyum zenginleştirme tesisini açtı ve 1998 yılında gerçekleştirdiği iki ayrı nükleer deneme ile nükleer füze sahibi ülkeler ligine resmen katıldı.
Nükleer Teknoloji Transferi ve Uluslararası Skandal
Abdul Kadir Han'ın faaliyetleri Pakistan ile sınırlı kalmadı. İran'a "P-1" tipi santrifüj planları ve parçaları sattı, Libya'ya daha gelişmiş "P-2" santrifüjleri temin etti, Kuzey Kore ile ise füze karşılığında nükleer teknoloji takası yaptı. 2004 yılında Libya'nın gizli nükleer programının ifşa olmasıyla birlikte Han'ın ismi "nükleer kaçakçı" olarak dünya kamuoyuna yansıdı.
ABD'nin baskısı sonucu Pakistan hükümeti Han'ı nükleer kaçakçılık yapmakla suçladı ve 2009 yılına kadar ev hapsinde tuttu. Serbest bırakıldıktan sonra bile dış dünyayla teması uzun yıllar boyunca sınırlandırıldı. Han, 85 yaşındayken 10 Ekim 2021'de covid-19 komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetti ve devlet töreniyle defnedildi.
Pakistan'ın Nükleer Dokunulmazlığı
Hindistan ile yapılan savaşlarda sürekli yenilgiler alan Pakistan, Abdul Kadir Han'ın geliştirdiği 165 nükleer füze sayesinde artık "nükleer dokunulmazlık" kazanan ülkeler arasında yer alıyor. Bu olağanüstü hikaye, vatanını seven bir bilim insanının ekonomik olarak zor durumdaki bir ülkeyi bile nasıl nükleer güç haline getirebileceğinin çarpıcı bir örneğini oluşturuyor.
Türkiye'nin Nükleer Enerji Yolculuğu
Pakistan'ın nükleer güç olma sürecindeki kilit rol oynayan faktörlerden biri, Abdul Kadir Han'ın 1970'lerde Amsterdam'daki URENCO tesislerinde uranyum zenginleştirme teknolojileri üzerinde çalışmasıydı. Ancak günümüzde durum çok farklı. Artık yabancı uyruklu birinin, özellikle de Müslüman bir bilim insanının uranyum zenginleştirme tesislerine yaklaşması neredeyse imkansız hale geldi.
Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki yolculuğu ise farklı bir seyir izliyor. Berat Albayrak'ın enerji bakanı olduğu dönemde ilk ve en önemli atılımlar gerçekleştirildi. Albayrak, 1 Nisan 2018'de yaptığı açıklamada, "İnşallah sayın Cumhurbaşkanımız ve Rusya Devlet Başkanı sayın Putin'in de katılımıyla 60 yıllık nükleer rüyamızın en önemli adımını, salı günü temelini atarak hayata geçireceğiz" ifadelerini kullanmıştı.
2026 yılı itibarıyla Türkiye'nin ilk kez nükleer santralde, nükleer reaktörden elektrik üretecek ülke olmasına az bir zaman kaldı. Bu noktaya gelmede tüm engellemelere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Berat Albayrak'ın kararlı duruşu kilit rol oynadı.
Albayrak, 'Burası Çok Önemli' kitabında yer alan '65 Yıllık Rüya: Nükleer Enerji' bölümünde şu dikkat çekici ifadelere yer vermişti: "Nükleer enerji gerek kapasite, gerekse de verimlilik yönünden Türkiye'nin arz güvenliği açısından çok önemli bir rol oynayacak. Türkiye'nin rahmetli Adnan Menderes ile 1956 yılında başlayan nükleer yolculuğu hep engellendi, ertelendi. Ciddi bir direnç ile karşılaştı."
ABD ve İsrail'in İran'a bomba yağdırdığı günümüzde, Albayrak'ın "Enerji meselesi asla sadece enerji meselesi değildir" sözü daha da anlam kazanıyor. Petrol ve doğalgaz çıkarma çalışmaları, 'toryum' gibi nadir elementler üzerine araştırmalar ve Türkiye'yi nükleer güç yapacak Akkuyu santrali gibi projeler, egemen süper güçleri rahatsız edecek nitelikteki önemli adımlar olarak değerlendiriliyor.



