İran'a Yönelik Saldırılar ve Bölgesel Dengelerdeki Değişim
ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan askeri operasyonlarına karşılık Tahran yönetimi, Amerikan üslerini ve İsrail içindeki stratejik noktaları füzelerle vurarak karşılık verdi. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da yeni bir gerilim dalgasını başlatırken, stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza programında yaptığı değerlendirmede krizin zamanlamasına ve küresel ticaret yollarına olası etkilerine dikkat çekti.
Küresel Ticaret Yollarındaki Kritik Bölge
İbrahim Ufuk Kaynak, "Amerika'nın iç siyaseti karmaşık bir dönemden geçerken birdenbire Pakistan'la Afganistan arasında gerilim başladı. Aynı anda şimdi de İran krizi patlak verdi. Bölgeyi bir düşünün: Pakistan burada, hemen yukarısında Afganistan, hemen yanında İran. Burası neresiydi? Çin'in 'Bir Kuşak Bir Yol' projesinin ana güzergahlarından bir tanesiydi" dedi.
Program sunucusu Ersin Çelik ise durumu şöyle özetledi: "Cumartesi günü bütün dünya İran'a yapılan Amerika ve İsrail saldırılarıyla başladı. İran da yanıt verdi ama paralelinde Amerika, İran'ın dini lideri Hamaney'i öldürdü. Komutanları katletti ve İran'ın stratejik hedeflerine saldırılar devam ediyor. İran hem İsrail'e, Tel Aviv'e hedef alan füzeler gönderiyor hem de Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini vuruyor. Yani bir bölge savaşıyla karşı karşıyayız."
Yeni Dünya Düzeni ve Türkiye'nin Rolü
İbrahim Ufuk Kaynak, dünya düzenindeki değişime vurgu yaparak şu tespitlerde bulundu: "Biz 4,5-5 senedir aynı şeyi söylüyoruz: Dünya çok sıkıştı. 20. yüzyıl düzeni bitti, 21. yüzyıl düzeni kurulmadı. Bu dengenin içerisine Türkiye'nin katılması şart; aksi halde dünyaya huzur ve rahat yok. Yeni kurulacak dengede bunun hem politik denge hem siyasi denge hem askeri denge, hepsi içerisinde olayların."
Kaynak, İran'ın tarihsel arka planına da değinerek şunları kaydetti: "İran aslında tarihi olarak çok ilginç bir bölge; Pers İmparatorluğu'nun geleneği. Hatta iki gün önce Netanyahu çok ilginç bir laf söyledi: 'Biz, çok büyük sıkıntılardan kurtardık Pers İmparatorluğu'nu.' dedi. Ama bunu derken aynı zamanda İran'ı bombalıyordu ve bombalarken de 'Sizi özgürleştireceğiz.' diyordu."
İran İçindeki Muhalif Sesler ve Emperyalizm
Ersin Çelik, İran içindeki muhalif gruplara dikkat çekti: "Ben çok az olduğunu düşünmüyorum. O servis edilen görüntüler böyle birkaç tane değil, çok fazla. Bugün Türkiye'de de mevcut İran rejimi karşıtı ve işgali destekleyen İranlılar eylem yaptılar, gösteri yaptılar. Dünyanın birçok ülkesinde de var bu ve İran'ın içerisinde de."
İbrahim Ufuk Kaynak ise bu durumu tarihsel bağlamda yorumladı: "Ne yazık ki işte bu bölgede emperyalizm çok kolay insan bulabiliyor. Bu tarihi olarak da böyleydi. 1. Haçlı Seferi'nden bu zamana bu böyleydi. O gelip kaldıkları Kudüs İmparatorluğu, Kudüs Devleti'nin krallığının kurulduğu dönemi hatırlayalım. O dönemden bu döneme Haçlılarla olan ittifakı yapanları hatırlayalım."
İran'ın Askeri Hazırlıksızlığı ve Füze Stratejisi
Kaynak, İran'ın askeri hazırlık durumunu sorgulayarak şu soruyu yöneltti: "İran'da şaşırtıcı olan bir şey var; birinci saldırıdan bu zamana sekiz aydan fazla bir zaman geçti. Bu sekiz aydan fazla geçen o zaman müddetince beni şaşırtan olay; nasıl oldu da bir tek önlem alınmadı? Hava kuvvetleri konusunda kendisinin sıfır olduğunu biliyordu."
Stratejist, modern savaşın değişen dinamiklerini şöyle açıkladı: "Savaşın sistemi değişti dünyada. Şunu anladık artık: Bir; karşımızdaki güç eğer bir şey yapacaksa bir hava kuvvetleriyle gelecek. İki; füze kullanacak. Üç; direkt lideri yok edecek. Doğrudan siyasi veya toplumsal olarak öne gelen bütün insanların yok edilmesine gidiyor."
Doların Rezerv Para Statüsü ve Petrol Faktörü
İbrahim Ufuk Kaynak, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının arkasındaki ekonomik nedenlere de değindi: "Birinci sıradaki sebep doların rezerv para statüsünden düşmemesi. Çünkü Rusya ve Çin kendi aralarında —hatta biz de Türkiye'de, başka ülkelerde, BRICS ülkeleri de— kendi paralarını kullanmaya çalışıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri doları bir silah olarak kullanıyor, dünya ekonomisinin başına bir bela haline getirdi; bunun üzerine diğer devletler kendilerini korumaya başladı. Amerika ise bu doların rezerv para statüsünde kalabilmesi için petrol gelirlerinin dolar üzerinden sisteme girmesi gerektiğini, o yüzden de Venezuela'yı aldı, şimdi İran'ı aldı."
Türkiye'nin Bölgesel Liderlik Rolü
Kaynak, Türkiye'nin yükselen rolünü şu sözlerle vurguladı: "Yeni düzen kurulurken, 21. yüzyılın düzeni kurulurken bundan önce —yani 15 sene önce, 20 sene önce söyleseydin— yeni düzeni kim kurabilir sorusunun karşılığında yine Rusya diyeceklerdi, yine Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği diyeceklerdi. Hiç kimse Türkiye'den söz etmeyecekti. Şu anda baş aktör. Sayın Cumhurbaşkanımızın aslında o çok güzel bir lafı var; dedi ki: 'Hem bölgesel hem küresel çapta Türkiye etkisini gösterecek ve gösteriyor.' Bu çok önemliydi. Bu bir akıldı, bu bir liderlik aklıydı, bu bir devlet aklıydı."
Çin'in Yükselişi ve Amerika'nın Endişeleri
Stratejist, Çin'in ekonomik yükselişine dikkat çekerek şu karşılaştırmayı yaptı: "Çin, önümüzdeki 30 seneyi önceye alalım; 35 sene önce yüzde 1'di dünya ekonomisinden aldığı pay. 1810'larda, 1815'lerde —yani Waterloo Savaşı olurken— Çin'in milli geliri dünya ekonomisinin yüzde 15'i, yüzde 20'si idi; daha sonra yüzde 1'e düştü sömürü sisteminin sayesinde. Şu anda tekrar yüzde 17 dünya ekonomisinden aldığı pay. Amerika Birleşik Devletleri'nin de yüzde 50'den —1950'lerde yüzde 50'ydi— bugün yüzde 17'ye düştü."
Kaynak, Amerika'nın üstünlüğünü koruma çabasını şöyle açıkladı: "Amerika Birleşik Devletleri bu üstünlüğünü kaybetmemek için elindeki bütün kozlarını oynuyor. Üçüncü sebep Çin'in sınırlandırılmasıydı çevresel olarak; denizlerden zaten çıkışı imkansız hale getirildi."
Bölgesel Hakimiyet Mücadelesi ve Türkiye'nin Konumu
Son olarak İbrahim Ufuk Kaynak, bölgesel hakimiyet mücadelesinde Türkiye'nin konumunu değerlendirdi: "Bölgesel hakimiyeti ve küresel hakimiyeti bölgede birileri kuracak. Kim öne geçecek, kim söz sahibi olacak? Buradaki olayda dikkat edin; Avrupa Birliği bütünüyle denklem dışı kaldı. Hele ki bu son Türkiye'nin NATO tatbikatıyla beraber Almanya'ya, Letonya'ya gemimizle gitmemiz, Karadeniz Hava Kuvvetleri'yle bir gövde gösterisi yapmamız; çelik gibi bir orduya sahip olan yeryüzündeki ilginç bir iki devletten biri olduğu ortaya çıktı."
Kaynak, askeri gücün önemini vurgulayarak şunları ekledi: "Yeni dünya düzeninin içerisinde bizim bu bölgede hakimiyet kimin eline geçecek, kim dizayn edebilir? Bunun hem liderlik aklı var, siyasi aklı var olayın; siyasi aklı liderlik yürütüyor. Aynı şekilde böyle bir söylemle ortaya çıkarsan arkanda bir askeri gücün olması lazım; en önemlisi bir diğeri de ekonomik gücün olması lazım, hepsi bir arada. Ama birinci öncelik askeri güçtedir. Katar çok zengin, Birleşik Arap Emirlikleri çok zengin; kafasına yediği hiçbir bombayı engelleyemiyor."
