SETA Vakfı'nın Çarpıcı Analizi: İran'ın Zayıflama ve Direniş Paradoksu
SETA Vakfı tarafından yayımlanan "İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?" başlıklı analiz, bölgedeki çatışmanın karmaşık dinamiklerini gözler önüne seriyor. Analiz, savaşın ilk on iki gününde ortaya çıkan temel bir paradoksu vurguluyor: İran, askeri ve altyapısal açıdan ciddi kayıplar yaşarken, siyasi olarak ayakta kalmayı ve misilleme kapasitesini korumayı başarıyor.
Askeri Zayıflama ile Siyasi Dayanıklılık Arasındaki Denge
Analize göre, İran'ın liderlik yapısı, hava savunması, deniz kuvvetleri ve füze altyapısı önemli ölçüde zayıflamış durumda. Ekonomik baskılar da rejim üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Ancak, bu durum İran'ın tamamen yenilgiye uğradığı anlamına gelmiyor. Tahran, sürekli füze saldırıları, deniz ulaşımını kesintiye uğratma ve bölgesel gerginliği tırmandırma yoluyla düşmanlarına önemli maliyetler yüklemeye devam ediyor.
İran'ın askeri sisteminin çöküşü değil, kademeli zayıflaması söz konusu. Bozulmuş komuta yapısı, azalmış füze rampaları ve zayıflamış hava savunmasına rağmen, rejim hâlâ işlevsel durumda. Bu, İran'ın mutlak mağlubiyetini getirmiyor, ancak manevra alanını daraltarak direnişin maliyetini artırıyor.
Stratejik Zaferin Eksikliği ve Karşılıklı Çıkmaz
Analiz, ABD ve İsrail'in İran'a verdiği hasarı henüz stratejik bir zafere dönüştüremediğini belirtiyor. İran toplumu rejime karşı topyekûn bir tavır almamış, beklenen iç savaş çıkmamış ve çatışmanın bölgesel maliyetleri artmaya devam etmiştir. İran, geleneksel anlamda savaşı kazanmasa da, hayatta kalmayı sürdürerek hasımlarının hedeflerine ulaşma hızını aşan bir maliyet yaymaktadır.
Körfez'in savunmasız kalması, deniz güvenliğinin azalması ve petrol piyasalarındaki baskı, çatışmayı riskli bir aşamaya taşımıştır. Analize göre, tırmanmanın devam etmesi stratejik kazançtan ziyade toplu kayıplara yol açabilir. İran'ı zayıflatmanın parçalanmış bir bölge bırakması durumunda, ABD-İsrail zaferi söz konusu olamaz; benzer şekilde, İran'ın hayatta kalması uzun vadeli yıpranma getiriyorsa, bu da onun için bir zafer değildir.
Gelecek Senaryoları ve Çıkış Arayışları
Analiz, İran'ın basit bir ateşkesi kabul etmesinin olası olmadığını, bunun yerine daha güçlü bir caydırıcılık duruşu oluşturmaya çalıştığını vurguluyor. Tahran, sürekli tırmanışın kendi lehine işleyeceği öncülüne dayanan çok katmanlı bir strateji izlemektedir. Bu nedenle, çatışmanın geleceği askeri gelişmelerden çok, siyasi ve ekonomik etkileri sınırlama çabaları tarafından şekillenebilir.
Diğer bir olası senaryo ise ABD ve İsrail'in tırmanma tuzağından kurtulmak için daha yoğun askeri operasyonlara yönelmesidir. Analiz, tüm taraflar için asıl stratejik zorluğun, karşılıklı tırmanışın başarısızlığa dönüşmeden önce bir çıkış yolu inşa etmek olduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak, SETA Vakfı'nın analizi, İran'ın zayıfladığını ancak yenilmediğini, çatışmanın ise taraflar için riskli bir stratejik çıkmaza evrildiğini ortaya koyuyor.
