İşgalci İsrail, Mescid-i Aksa'da Tarihi Bir Engellemeye İmza Attı
İran'a karşı ABD ile ortaklaşa olarak 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından, işgalci İsrail, Batı Şeria ve Kudüs'teki mukaddes mekanları 'güvenlik önlemi' adı altında kapatma kararı aldı. Bu kapsamda, Mescid-i Aksa'da Ramazan bayramı namazının kılınması da engellendi. Böylece, Batı Şeria'nın işgal altına girdiği 1967 yılından bu yana geçen 59 yıllık süreçte, ilk kez Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılınamadı. Bu durum, İsrail'in son dönemde olgunlaştırdığı Batı Şeria ve Kudüs'ü ilhak politikasının tamamlandığı yönündeki yorumları güçlendirdi.
Filistinliler Sokaklarda Namaza Zorlandı
İslam alimlerinin çağrısıyla, Mescid-i Aksa'nın içinde bulunduğu Harem-i Şerif'e en yakın noktada namaz kılmak için toplanan Filistinliler, işgal güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı. Müslümanların ilk kıblesi ve ikinci haremi olan Mescid-i Aksa'nın, Ramazan bayramı gibi önemli bir dini günde kapatılması, büyük bir tepkiye neden oldu. İsrail güvenlik güçleri, namaz sırasında Filistinlilere müdahale ederek, Aksa'ya en yakın dış kapı olan Sahire Kapısı'nın karşısındaki Selahaddin Caddesi ve Aslanlı Kapı yakınındaki Vadi el-Cevz Mahallesi girişinde toplananları dağıtmaya çalıştı.
İsrail polisi, yürümek isteyen gruba ses bombaları ve coplarla saldırırken, Filistinliler geri çekilmek zorunda kaldı. Sonuç olarak, Filistinliler bayram namazını Selahaddin Caddesi ve Vadi el-Cevz Mahallesi'nde yollara serdikleri seccadeler üzerinde kılmak zorunda bırakıldı. Namaz sonrasında tekbir getirerek yürümek isteyen gruba izin verilmedi ve İsrail polisi güç kullanarak grupları uzaklaştırdı.
Eski Şehir Bölgesi Bayramda Boş Kaldı
Mescid-i Aksa'daki kısıtlamalara ek olarak, Harem-i Şerif'in bulunduğu Eski Şehir bölgesinde de işgal güçleri yoğun güvenlik önlemleri aldı. Bayram sabahları Filistinlilerin gelenek olarak vakit geçirdiği Eski Şehir bölgesinin girişinde, İsrail polisi çok sayıda kontrol noktası kurdu. Doğu Kudüs'te Filistinliler için sembol niteliğindeki Eski Şehir bölgesi, bayramda sokaklardan insan seli aktığı manzaranın aksine, bu yıl boş kaldı. Bu durum, işgalin günlük yaşam üzerindeki ağır etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Harem-i İbrahim Camii'nde Sınırlı İzin
Filistin'de uluslararası statüye sahip ve Müslümanlar açısından büyük öneme sahip olan El-Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'nde de kısıtlamalar sürdü. Ancak, 80 kişilik Filistinli bir grubun bayram namazı kılmasına izin verildi. Harem-i İbrahim Camii Müdürü Mutaz Ebu Suneyne, camiye gelen Filistinlilerin sınırlı sayıda girişine izin verildiğini ve sıkı aramadan geçirildiklerini ifade etti. Ebu Suneyne, İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle bu Ramazan bayramında sadece 80 kişinin bayram namazı kılabildiğini belirtti.
Mutaz Ebu Suneyne, 'Harem-i İbrahim Camii'nin tamamen Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu' vurgulayarak, İsrail'in buraya yeni bir 'dini statü' dayatma girişimlerini reddettiklerini açıkladı. Bu ifadeler, İsrail'in bölgedeki dini mekanlara yönelik politikalarının, ilhak sürecinin bir parçası olduğu yönündeki endişeleri pekiştirdi.
İlhak Politikasında Yeni Adımlar
İsrail'de iktidardaki aşırı sağcı koalisyon hükümeti, İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'te Gazze'de başlattığı operasyonlara eş zamanlı olarak, Batı Şeria ve Kudüs'te de şiddeti artırıyor. Son dönemde çıkarılan kanunlarla, bölgenin ilhakının önü açıldı. Tehcir edilen Filistinlilere ait arazilerin 'devlet arazisi' ilan edilerek el konulmasına ilişkin icraatların başlaması, Mescid-i Aksa ve Harem-i İbrahim gibi dini anlamı büyük mekanlara yönelik ihlallerle birleşti. Bu gelişmeler, İsrail'in ilhakı tamamladığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Özetle, işgalci İsrail'in son hamleleri, Filistin topraklarındaki varlığını kalıcı hale getirme çabalarını açıkça ortaya koyarken, uluslararası toplumun tepkisini bekliyor.



