Pep Guardiola: Siyonist Baskıyı Yıkan ve Ezilenin Yanında Duran Futbol Dehası
Guardiola: Siyonist Baskıyı Yıkan Futbol Dehası

Pep Guardiola: Siyonist Baskıyı Yıkan ve Ezilenin Yanında Duran Futbol Dehası

Dünya futbolunun önemli isimlerinden Pep Guardiola, Filistin'de yaşanan insani krize dikkat çekerek spor dünyasında büyük bir çıkış yaptı. "Filistin'de masum insanlar ölüyor. Belki hiçbir şeyi değiştiremem ama elimden geldiğince onlarla olacağım" sözleriyle dünyaya sesini duyuran Guardiola, futbolun ardından saha dışında da düzeni değiştiren bir figür olarak öne çıkıyor.

Mazlumun Yanında Olmak: Herkes Söyler, Ama Kim Yapar?

'Mazlumun yanında olmak' sözü kulağa hoş gelse de, bunu gerçek anlamda hayata geçirenlerin sayısı oldukça az. Sanat ve spor dünyasının birçok ünlü ismi, çeşitli baskılar nedeniyle bu konularda sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak mazlum, ezilen ve haksızlığa uğrayan her dilde ve her toplumda ortak bir gerçekliktir. Filistin meselesi de tam olarak bu noktada, dünyanın sesini yükseltmesi gereken evrensel bir sorundur.

Yıllardır devam eden Filistin sorununda, vicdanların dayanma noktasına geldiği bu dönemde ne sanatçılar, ne sporcular ne de sosyal medya fenomenleri yeterli tepkiyi gösteriyor. Sesi çıkanlar hep aynı insanlar olurken, spor dünyasından güçlü bir çığlık yükseldi: Pep Guardiola! Herkesin konuşmaktan çekindiği, koltuğunu kaybetmekten korktuğu bir ortamda o, sessiz kalmamayı tercih etti.

Guardiola'nın tarihi açıklaması şu şekildeydi:

"Gerçekler gözümüzün önünde ama biz görmezden geliyoruz. İnsanlık tarihi boyunca gerçekler, hiçbir zaman bugünkü gibi net bir şekilde ortaya çıkmadı. Filistin'de, Sudan'da yaşananları görüyorsunuz. Gözümüzün önünde yaşanıyor. Bakın bu siyasi bir konu değil. Doğru ve yanlış meselesi de değil. İnsanlar acı çekiyor. Masum insanlar ölüyor. Belki hiçbir şeyi değiştiremem ama elimden geldiğince hep onlarla olacağım. Her zaman haksızlığın karşısında duracağım. Eğer susarsanız, adaletsizlik devam eder. İnsanlar ölürken onlara yardım etmek zorundasınız."

Hollywood Değil, Futbol Dünyasındaki Baskılar

Guardiola'nın bu sözleri, İsrail'in saldırgan yapısının savunuculuğunu vicdanlarının önüne koyanların yüzüne yumruk gibi indi. Guardiola'nın kimliği buradaki asıl konuyu oluşturuyor. Hollywood iklimini yakından takip edenler, İsrail ve o kökenden gelenlerin film piyasasını avucunda tuttuğunu ve bu yolla dünyaya siyasi baskı uyguladıklarını bilir.

Peki bu durum futbolda yok mu? Elbette var diyenler çıkacaktır. İşte kanıtlar:

  • Bundesliga'da Maniz, Filistin'e destek mesajı paylaşan oyuncusu Enver El Gazi'nin kontratını feshetti.
  • Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Filistin mesajı paylaşan Fransız milli futbolcu Karim Benzema için "Teröristler ile ilişki içinde" açıklaması yaptı.
  • Fransız Nice kulübü, Cezayirli Youcef Atal'ı sırf Filistin atkısı ile poz verip paylaştı diye kadro dışı bıraktı.

Ama Guardiola'nın sözleri, hepsinden farklı bir etki yarattı. Kimse ağzını açamadı, kimse onu koltuğundan edemedi. Bu seviyede 'büyük' bir çıkış ilk kez gerçekleşti.

Johan Cruyff'un Öğrencisi: Futbolun Çehresini Değiştiren Adam

18 Ocak 1971 Santpedor doğumlu olan Guardiola, Barcelona-Katalunya kökenlidir. 13 yaşında Barcelona alt yapısında La Masia'ya giriş yaptıktan sonra tam 16 sezon Nou Camp'ta forma giydi, sayısız kupa kaldırdı ve Avrupa şampiyonu oldu. Yetmedi, teknik direktörlüğe geçiş yaptı ve işte bu noktada "Düzeni değiştiren adam" başlığımızın sportif yönü ortaya çıktı.

Futbolculuk kariyerinde, futbolun çehresini değiştirip modern futbolun temelini atan Johan Cruyff ile oyunu okumayı öğrendi. Yenilmez Barcelona'yı kurdu, 2 Şampiyonlar Ligi, 3 İspanya şampiyonluğu, 2 FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve sayısız yerel kupa kazandı. Kenara çekilip kendisi için dikilecek heykelin önünde poz verip milyon Euro'larını harcamak varken rotasını Bundesliga'ya, Bavyera'ya çevirdi.

Bayern Münih ile Şampiyonlar Ligi hedefi koydu. Bu kupa gelmese de 1 UEFA Süper Kupa, 1 FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve 3 Almanya şampiyonluğunu kulübün müzesine koyup Manchester City projesine girişti. 'Düzeni değiştiren adam' olmak kolay değil! Sadece futbolda başarıları, kupaları, kazanılan maçları üst üste koymak, adını spor tarihine yazdırmaya yeter. Ancak spor, sanat ve siyaset gibi alanlarda seni öne çıkaran, ezilenin yanında olduğun anlardır.

Guardiola: Futbol Felsefesi ve İnsani Duruş

Guardiola, futbola verdiği felsefe ile yenilikler, geliştirilen planlar ve oyuncu şablonunu komple başka bir yere yükseltmesi ile öne çıkıyor. Ancak Filistin halkına verdiği destek onu gönüllerde de en üst sıraya yerleştirmiştir. Futbol dünyasından belki de bu kadar üst konumda olan ikinci bir destek çıkmayabilir Filistin'in mücadelesine. Ancak bu çıkış, bu ilk adım bir baskıyı kırma çığlığıdır.

Guardiola da futboldaki devrimlerinin yanına, herkesin sustuğu yerde Filistin için sesini yükselttiyse, 'Ben de konuşabilirim' aydınlanmasının ateşini yakmıştır. Düzeni değiştirmek, ezilenin yanında olmadan mümkün değildir.

Takım Ruhu ve Disiplin: Guardiola'nın Olmazsa Olmazları

Futbolun felsefesini değiştiren Guardiola, takımın kulübesi ve antrenör ekiplerinin de artmasına neden oldu. Tüm dünyada teknik direktörlerin ekipleri çoğalırken kendisi her zaman ekibini her şeyin önünde tuttu. Gittiği bir takımda, kendisine kullanması için kulüp tarafından verilen arabanın yardımcılarına verilmeyeceğini öğrendi. Kendisine verileni reddetti ve yönetime net mesajını verdi: "Biz bir ekibiz."

Filistin davası için yaptığı konuşmalar dünya gündeminde yoğun yer buldu Guardiola'nın. Ancak insani özelliklerini her zaman koruyan ve bunu anlık şov için yapmayan biri olan İspanyol hoca, Barcelona'nın başındayken uyguladığı disiplin cezalarını bir fonda topluyordu. Ardından da bu paralar, Rett sendromu (genetik bir hastalık) yaşayan çocukların tedavisi için vakıflara bağışlanıyordu.

Sıkı Disiplin ve Takım Olma Bilinci

Barcelona'nın efsane kaptanlarından olan Guardiola, A takımın başına geldiğinde artık suyun öteki tarafındaki adam oldu. Disiplin her şeyin önünde onun için. İdmana 1 dakika geç kalmanın bedeli 6 bin Euro, kampta yemek saatini kaçırıp geç kalmanın faturası 500 Euro. Hafta içi 00.00 sonrası ev telefonun çaldığında Guardiola senin sesini duymadığı anda ise 2 bin Euro çoktan maaşından kesilmiş oluyordu.

Takıma gelir gelmez koyduğu kurallarda aslında 'takım' olgusunu yerleştirmek vardı. 4 maçı üst üste kazandığında yemekler Guardiola'dan... Tüm takımı restorana götürüp futbol dünyası için düşük kaçacak yemek ücretini Pep ödüyordu. Ama Barcelonalı oyuncuların "Haydi Pep'e yemek ısmarlatalım" kenetlenmesi Guardiola'nın hedefini de buluyordu.

Guardiola'nın bu duruşu, sadece futbol sahalarında değil, insan hakları ve adalet mücadelesinde de bir örnek teşkil ediyor. Siyonist baskılara rağmen ezilenlerin yanında durması, onu spor dünyasının en saygın isimlerinden biri yapmaya devam ediyor.